Gökyüzü, sessizliğin çölünde titrerken
Nihal’in adını fısıldıyor rüzgâr
Her yaprak, her taş, her düş
Senin varlığını bilmeden eriyor.
Ay, yavaşça denize bakıyor
Kütüphanesi sessiz bir bilgelik gibi durur
odanın tam köşesinde.
Kahverengi ahşap ve siyah metalin
asaletle birleştiği raflarında
tarih konuşur,
felsefe düşünür,
Rüzgâr,
saçlarının arasından geçerken
içimde bir kapı aralanıyor Nihal…
Ne göğe aitim o an,
ne yeryüzüne;
AŞK ŞARABI
(Nihali Tarz'da Mistik İksir)
I. SEKİR HÂLİ
Risâle-i Sabr u İsyân: Nihal'in Nâlesi
Ey nâzım-ı cefâ, ey sitem-kâr-ı zamân!
Bir lahza teenni et, dinle bu bî-çâre zebân.
Sen ki iki sa’atin sükûtuna tahammül edemezsin,
Şu sinemde yirmi yılın yangınlarıyla nasıl yaşadığımı bilmezsin!
Gözlerinin uçurumlarından düşüp de
tutunduğum her an,
bir “Nihal” isminin sırlı harflerine sarılıyorum.
Nihal’im…
“Nihayet”teki
“Lâm” gibi,
…ve Senle Tamamlanan Dünya
Kalbim,
adını her anışta
bir gül daha açıyor içimde,
Seninle yeşeren her an,
Nihal'im: Aşkın ve Yokluğun İçsel Yolculuğu
1. Sohbet: İçimdeki Çöl
Ey gönül, bilir misin?
İçimizdeki çöl, en hakiki mürşittir.
Kıskanmanın Günahı
Kıskandım.
Hem de ne kıskanmak!
Senin o telaşsız gülüşünü
kim görürse
Nihal’im Risalesi
Bir Aşkın Gölgesinde Sessiz Yolculuk
Bazı anlar vardır,
Nihal’im, seni sevmekle boğmak arasında savrulduğumuz;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!