Nihal: Metafiziğin Sessiz Devrimi
Ey Nihal!
Sen; zamanın ötesinde çarpan bir kalbin adı
Bir varoluş mırıltısı
Sessizliğin içinde devrim yapan
Rüzgâr yine senden bahsediyor, Nihal.
Saçlarının ucundan kopup gelen o ince sızı,
göğün içinden geçip ruhuma dokunan
bir eski sır gibi dolaşıyor içimde.
Huzursuzluğum senin özgürlüğünle karışıyor;
sen esince, dallar bile tereddüt ediyor
Nihal, duy sesimi;
Göklerin gözyaşlarıyım,
Yıkarım şehrin tozunu,
Arınır sokaklar, yalnızlığın rengiyle boyanır.
Her damlamda bir "aşk" gizli,
Nihal’in Kozmik Hatırasına
I
Kâinatın en eski çağında,
Zaman henüz bir çocukken,
Bir isim düştü boşluğun koynuna: Nihal.
Gece, tenime değil
ruhuma indi bu kez, Nihal—
sessiz bir kıvılcım gibi
dolaşan parmak uçlarında
içimde çözülmeyen sırlar bıraktı.
Nihal: Toprak ve Sır
Nihal, adın tenimde yanan bir dua;
Dudaklarımdaki suskun ilahi, içimdeki münacat.
Gülüşün, bu dünya bahçesinde aralanan bir cennet kapısı,
Boyun, arzunun kıvrımlarında uzayan ilahi bir yol.
NİHAL’İN UNUTUŞA DİRENEN IŞIĞI
Belleğin karla örtülü dağlarında bir çözülme başlar,
Sanki kader, avuç içindeki hatıraları
birer birer eriyen buzul parçaları gibi
zamana bırakır.
Nihâl-i Ateş-i Sûziş
I
Güneş, Nihâl’in sâk-ı sîminden süzülen şarap,
Yaktı cihânı, altın şerâreler saçarak.
Zulmetle nîlâ, bir bûse-i ilk yaratılış,
Nihal'in Zlf-ı Esrarı
Nihâl! Senin her telin kaderin çözülmüş nüshası
Geceye sakladığın o sır: "Kün" emrinin gür sesi
Parmak uçlarımda titreyen kâinatın nizâmı
Nefesin ruhumda çarpan yıldızların âhı
Gökyüzü, gövdesiz bir bekleyişle
Nihal’in adını fısıldıyor bulutlara.
Damla damla düşen yağmur,
Şehrin kirli taşlarına aşkını seriyor,
Ve her sokak köşesinde
Sessiz bir itiraf gibi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!