Tevâfuk: Nihal’imin Hikmeti
Bulutsuz, lacivert bir geceydi.
Dolunay, yıldızlar…
Sahneyi aydınlatan ışıklar gibi açılmışlardı;
Ve Nihal’im, Akdeniz gecesinin ziynetlerini kuşanmış bir kadın gibi duruyordu.
Nihal’im: Gecenin Kan Ter İçinde Duası
Kan ter içinde gece,
Kan ter içinde her yanım…
Her yanım bu gece vurgun, bu gece yanık nefes,
Kurşun yemişim, sürgün yemişim,
Nihal’im’e Risale: Evrenin Göz Bebeği
Ey Nihal’im, ey gönlümün en derin yankısı,
Neden bu kadar hüzünlüsün, ey ruhumun aynası?
Aslında sen hüzünlü bir dünyada dolaşıyorsun,
Ama değerini bilen bir yüce varlıksın, Nihal’im.
"Lâl ü nağme-i bî-hûde"
Ey sâkit çığlığın münkesir nefrini delen,
Ey teninde nice tûl-i emel kırılan âh!
Ey kağıt kesiği gibi ince, derinde kanayan lezzet,
Ey yokluğun varlığında büsbütün âmâ olan ruh!
Nihal... Dudaklarda bir ülfet buhuru, ismin,
Bedenime bir ney sesi gibi doluyor.
Mecâz değil, hakikat; sırlı bir tecelli bu;
Aşkınla en derûnî hücrelerim kanıyor.
Nihâl, bir nefesle doldu içim,
Zamanın ötesinden esen yel...
Seni andıkça, âlemler dönüyor,
Bir gizli mânâ kalbime iner, ince tel.
Dudağımda bir dua, gözlerimde ateş,
Nihal… Bir ismin çağrısıyla yanar dilim,
Gizli bir âyinle saran her hecemi derin.
Sen, sırlar mahzeninde saklı bir nüshayım ben,
Varlığınla okundukça eriyen bir mürekkebim.
Dudaklarımdan düşen her kelime, bir dua,
Teninin haritasında kaybolan bir rüzgâr.
Gözlerinin mahzeninde, derûnî bir şehrin sırrı saklı,
Nihâl, orada tek nefes, tek sakin, tek yankılanan akın.
Yedi iklim, dokuz kat gök, o şehre yol sordu hep,
Her kapısında “Lâ mevcûde illâ Nihâl” yazılıydı.
Nihal,
adın zihnime düştüğünde
yalnızlık iptal edildi.
O günden beri odamda bir nefes fazla,
bir susuş eksik.
Mesaj yazıyorum, siliyorum,
Nihâl’in saçlarında geceye düşen yıldız,
Her tel, kâinattan süzülmüş bir gizli haz.
Dudağında şarap, lâkin sâki değil zemzem,
İçtikçe sarhoş olduğum, ilâhî bir remz.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!