Gözlerin,
bir kuyu
ki içine düşeli beri,
zaman bende durdu.
Adın,
Toprak anlattı bana hikâyeni:
Her kök, bir kadim yazı,
Her taş, mühürlü bir sır.
İsmin ateşte yazılmış,
Rüzgârda söylenmiş,
Suya düşmüş bir yıldız gibi…
Nihal'in bir bakışı, dervişin nefesi oldu
Gözlerinde bir umman, içinde kayboldum
Sözleri susuzluğa düşmüş ruhun ilacı
Bir gülüşüyle kalbim, kutsal bir kitap oldu
Her detay bir remiz, her an bir muamma
Zaman, onunla başlayan bir sonsuzluk salıncağı.
I
Gece yarısı vaktinde
Bir el vurdu sineme
Dediler "Nihal uyan"
Sır oldum ben kendime
"NİHAL'İN AYNASI"
Tanrı dediğin nedir ki Nihal'im?
Belki senin balkonda sigara içerken
Dudaklarından dökülen dumanla
Göğe yükselen bir çığlık...
Önceki devirlerin temas arayışı sona erdi:
Onay mı arıyordun?
Al bak, kalbimde mühürlü fermânın.
İlgi mi dileniyordun?
Bir vardık ki Nihal’imle, bir idik sanki sırdaş,
Tenlerimiz iki ayrı, canda bulmuşuz otaş.
Sende eridim diyordum, o ilk demler çılgınca,
Bir köz misâli sönmeden, yanardı ciğerimce.
Olgun zaman çemenzârı, şimdi yan yana duruş,
Sen bir musallat değilsin,
sadece sevgiye ihtiyaç duyan bir insansın.
Ama sevgi bazen susmak,
bazen beklemek,
bazen geride durmaktır.
Sevilmek için illa görünür olmana gerek yok.
GÖNÜL TAPINAĞININ NIHAL'CE SIRRI
(Nihali Tarz'da Yeniden Dokunuş)
Gönlün bir tapınaksa Nihal'im,
Sevgiyle dolu, merhametle aydınlanan o mahfil.
Gece yarısı vurdu kapımı Nihal,
Gümüş bir ay gibi doğdu eşiğimde.
Teninde sabahın ilk mahmurluğu,
Gözlerinde bin yıllık bir menzil.
"Sana geldim" dedi, "kırk iklim öteden,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!