Altın ışıkların dudakları
toprağa değdiğinde
Nihal’in gözüne düşer umut
bir damla sessizlik gibi.
Karanlık henüz dağılmamışken
Nihal’in Zülüflerinde Evrenin Sırlı Titremesi
Çözme zülüflerini, Nihal'im,
Gece bile kıskanır o gizli kudretin sırlarını.
Her telin, parmaklarımda titreyen bir yıldız,
Ve benim ruhumda yankılanan arzuların fısıltısı değil mi?
Nihal'in Semâsı
Nihal! Senin adın bir nağme, tenin bir yazma
Kâinat, zülfüne takılı kalmış bir telse
Parmak uçlarımda çözülen ezelî mâna
Dokunduğum her kıvrım, yeni bir tekvîn sayfası
Güneş, senin kirpiklerinde yeniden doğuyor Nihal,
altın ışıklar, toprağa düşmüş bir nefesten yükseliyor.
Karanlık, sırtından kayıp bir cübbe gibi düşerken,
içimde bir aydınlık, bir “O” var şimdi.
Sen, sabahın ilk duasında ıslak bir gül,
Sabahın ilk ışıklarıyla konuştum,
"Nihal," dedim, "bak, geliyor O!"
Göklerin yüreği attı ufukta,
Karanlık, bir yalnızlık yarası gibi kapandı.
Altın bir buseydi yeryüzünü öpen,
Rüzgâr yine geçti içimden,
saçlarını savuran o eski sır gibi,
kalbimin karanlık köşelerine değip
bir şeyleri uyandırdı sanki, Nihal.
Bir dal titredi uzakta,
Ey Nihal…
Rüzgârın adını sessizliğime fısıldadığı o ilk anda
anladım:
Sen, eski çağların gizli tanrıçasıydın.
Saçlarına dokunan her esinti,
Zamanın omzuna konmuş bir kehanetti.
NİHAL’İN SIRRA DÖNEN GÖLGESİ
Gece, omuzlarıma değil
ruhuma indi bu kez, Nihal—
sessiz bir kıvılcım gibi
tenimde gezen o ince dalga
ey Nihal
adın bir frekans
tenin kuantum bahçesinde açan ilk çiçek
zülfünden sızan karanlık
big bang’in doğurduğu ilk sarmal
parmak uçlarımda çözülen sicim teorileri
Rüzgâr,
bugün yine senden bir haber taşıyor Nihal.
Sanki görünmez bir el
saçlarının ucundan tutup
benim kalbimin kıyılarına doğru savuruyor esintiyi.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!