Sen, aşkın sırlı yolcusu, zamanın yükünü omuzlarında bir emanet bilen derviş.
Her adımın bir ân-ı daim, her soluk alışın bir tecelli.
Geçmiş, senin için bir murakabe halkası;
her yara bir hatıra-ı sübhân, her hikâye bir nefes-i kudüs.
Nihal, senin kalbinde yalnız bir isim değil;
“Ben ve Nihal: Âşık ile Âyine”
Nihal dediler...
Taze bir dal, filiz..
Zarif, narin sevgili...
“Sen, Canlı Bir Hafızaydın”
(Nihali Tarzda)
Sen,
bir ten değildin yalnızca —
Kükrer zamanın derin nefesi
Nihal’in saçlarında esrik bir hece
Sonsuzluk çözülür bir teline dokununca.
Yüreğimde gizli bir raksın ayak izleri
Sen, güzel aşık, aşıksın Nihal'e
zamanın yükünü omuzlarında taşıyan bir yolcusun.
Adımların geçmişten bugüne uzanıyor; her adım bir hikâye,
her hikâye bir yara, her yara bir şiir.
Nihal'imin Vuslatı
Yüzün, seher vaktinin goncasıdır saklı;
Utanır her sabah, açar, ruha dokunur.
Bir bakışın, bin yıllık susuzluğa su olur,
İçimde yanar, bir özlemin nâr-ı hakkıyla.
Bir kadın hayal ettim
Sen çıktın karşıma
Seni sevdim
Başkaca kadın sevemedim daha
Nihal’im, Seninle Bir Kadın Hayaliyle
NİHAL RİSALESİ
Unutulmuş Biri Gibi Değil
Unutulmuşlukta Kaybolmuş Biri Gibi
Kimi cezbeden çöl, beni besleyen bir damla su
Kimse duymazken ortasındaki ince gamzeyi kalabalığın
O sen, Nihal, bana sır olanı duyuyorsun
Durmadan büyüyen o çatlağın fısıltısını ruhunun derin mağarasında
Sen ki, gizli bahçenin tek gülüsün
Bir Nihal ki, gönlümde hem hicran hem visal;
Bir Nihal ki, her hali bana bir esmal...
Gül yüzünde hüznün telvinî ile yazar
Âlem-i süflîden âlâya bir mi’râc.
Sen diyorsun: “–Nihal’im!” O, “Efendim!” diyecek…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!