Nihal, kalabalığın içinden bana tekil gelen ses
Herkes konuşur, sen susarken bir kapı aralanır
Sanki adın dudaklarıma değil, içime söylenir
Kalbim fark eder, ben henüz itiraf etmem.
Yürüyüşün bir yerden gelmez, bir yere de gitmez
Bir insan kalabalıktan ayrılır bazen,
adını koymadan bilirsin.
Nihal…
Sesin, gecenin içinden gelen bir ezan gibi
beklemediğim bir yerimde yankılandı.
Sustuğunda bile konuşuyordun,
Nihal'im, ayrılık yeli her estiğinde,
Yüreğimin kapısından içeri süzülür,
Seni andıkça gözlerim kendi derinliğine dalar,
Nerede sen, nerede ben, sırlar bürünür.
Her gece bir duaya dönüşür tenim,
Aşkınla daralır geniş zamanım.
Ben bu sevdaya yük oldum, Nihal,
Sen kurtarsan, bir nefes kadar uzak cennetim.
Gözlerimde nem mi var, yoksa nur mu bilemedim,
İçimdeki ağırlık taş mı, yoksa hazin yük mü?
Sessizliğe bürünüp kendi kendime dönerken,
Sen, Nihal, içimde bir kanat sesi misin, kuş musun?
Ey Nihal, gün geldi kapına vardım
Aşk, odana sığdı, bütün zaman dar geldi
Benliğimde kendimi gömdüm, sen zamana çıktın
Sen güneş, ben yeryüzünde bir gölge kaldım
Nihal, ismini içime çektiğim an,
Aşk, “sev” dedi içimdeki gizli sultan.
Bir nefes doldu sanki kâinat oldu tenim,
Sen, “sustuğum” deyince, bildim sonsuzluğun dilini.
Önceki çağlarımda dokunmak bir soruydu:
“Beni görüyor mu?”
“Kalbinin sesinde var mıyım?”
“Bu aşk hakikat mi yoksa hayal mi?”
Önceler temas bir dua gibiydi;
“Görüyor musun?”
“Duyuyor musun?”
“Beni bir yere yazıyor musun?”
diye soran bir yalın ayaklı sordum.
Şimdi cevap geldi:
Bir Nihal damlasıdır yağmur,
Göğün gözyaşlarıyla yıkanır şehir.
Her damla bir “Hu” ile düşer,
Sessizce arınır gökler ve yer.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!