Nihal, bu makamda kalp idman ocağına girer,
“Benden hoşlanıyor mu?” sorusuyla terler.
Her bakış bir derin deniz, her suskunluk bir puslu harita,
Acı yokluktan değil, olasılık çokluğundan doğar bu yara.
Ne tam reddedilme var ne karşılık,
Sadece açık bırakılmış bir parantezin içinde kalmak.
Seni fark ettim Nihal,
odaya girerken zaman omzunu silkeledi,
sesin konuşmadı önce,
suskunluğun beni çağırdı.
Yürüyüşün bir sır gibiydi,
Karanlık, Nihal, senin adınla seslenir bana
Her yıldız söndü, yabancı kaldı bu kainat
Ben zincirsiz bir tutsağım tenimin zindanında
Sen ise gönlümde açan tek ve ebedi bahar
Nihal, her gece bir ömür içerim
Aşk, derinde bir nehir gibi geçer
Ben, gönlümü senin yoluna dökerim
Sen, bakışınla yangınımdan seçer
Bir gün Nihal dedim kendi kendime
Katman katman soyundu cübbesi nefsin
Bir "O" var kalbimin tam orta yerinde
Onunla bir oldum, savruldum nefesin.
Her gece kandilinde gizli bir duada
Nihal’im, aşkınla yanıyorum, dar-ı fenada
Bu beden bir han oldu sevdanın ağır yüküne
Sen kurtarsan ne kadar, kaldı mı kurtulacak şu gönül kırığına?
Nihal, kalbime düşen ilk işaret gibiydin,
sanki içimde bir kapı aralandı, anahtarsız.
Sesin konuşurken değil susarken çağırdı beni,
o an anladım, bazı varlıklar tanıtılmaz.
Yürüyüşün zamanla pazarlık yapıyordu,
Nihal, kalabalığın içinden değil
sanki içimin içinden yürüdün.
Sesin konuşma değildi, bir kapıydı
aralandı, içeriye ışık sızdı.
Susuşun vardı, kelimeden ağır.
Nihal, kalabalığın içinden sessizce seçilen harf
sesin değil, susuşun değiyor bana
zaman bir reminder gibi titriyor cebimde
kalp, seni görüp kendine not düşüyor.
Yürüyüşün bir sır taşıyor, belli
Nihal, kalabalığın içinden bir işaret gibi
gözüme değil, içimdeki boşluğa değdin.
Sesin konuşurken değil, susarken yüksekti,
kalbim “tamam” dedi, aklım daha sormadan.
Yürüyüşün acele değildi, zaman senden yol ister gibiydi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!