Altın ışıklar sabahın dudaklarında erirken,
Nihal uyanır gecenin göğsünde saklı sırla.
Karanlık, usulca çekilir gölgesinden,
Ve her nefes, yeniden doğan bir umut olur.
Gökyüzüyle yeryüzü arasında titreşen sessizlikte,
Sokaklar yıkanmış, gece ıslak,
Bir ah çekti gökyüzü, kanadı ıslak.
Her damla bir inci, her ses bir name,
Sırlanmış zeminde aşkın mührü hece hece.
Şehrin teninde bir meltem okşar,
NİHAL
Sen ki, ahdimin gizli aynasıydın,
Cefayı ibadet, sevdayı kıble yapmadın mı?
Bir an, ayağının toprağına sürdüm yüzümü;
Tozunu sürme, cilam olmadın mı?
Nihal'ime: Ruhun Geri Çağrılışı
Belleğin karanlık bahçesinde bir kıpırtı var,
Karlı dağlar eriyor usulca zihnimde;
Her hatıra, Nihal, senden kopmuş bir dal parçası,
Dingin suya düşerken sesi bile içime gömülüyor.
Altın ışıklar şehirleri öperken
Nihal, gözlerindeki sessiz gölgelerde dolaşıyor
Uyanan rüzgârın parmak uçlarında
Geceyi geride bırakıyor,
Karanlık bir elveda gibi
Ve her adımda bir yeniden doğuş.
Gökyüzü, sessizliğin çölünde titrerken
Nihal’in adını fısıldıyor rüzgâr
Her yaprak, her taş, her düş
Senin varlığını bilmeden eriyor.
Ay, yavaşça denize bakıyor
Gökyüzü,
dudaklarını yeryüzüne uzatıyor sessizce.
Her damla bir sır,
her damla bir nefes.
Nihal yürür boş sokaklarda,
Gökyüzü, sessiz bir fısıltıyla ağırlaştı Nihal,
damla damla düşen yağmurun diliyle
şehir bir dua gibi yıkanıyor.
Her bir damla, senin adını taşıyor;
toprağa, kaldırımlara, rüzgârın üzüntüsüne dokunuyor.
NİHAL'İN BEŞ DUYUNUN ALGILAYAMADIĞI LABİRENTİ
Sen Nihal'sin
Bir adın sır oldu çağlar ötesinden
Yankısı var semaların sessizliğinde
Ve ben bir haritayım kayıp
Altın ışıkların dudakları
toprağa değdiğinde
Nihal’in gözüne düşer umut
bir damla sessizlik gibi.
Karanlık henüz dağılmamışken




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!