Nihal Hanefendiciğime,
İçimde bin öyküyle, size dair bir satırla başlıyorum…
Siz, kadim bir masalın başkahramanı gibisiniz;
zamanın ve toplumun hükmünü yırtıp geçen,
Nihal’im…
Seninle güne merhaba dediğimde
İçimde bir çocuk uyanıyor, Freud’un dediği gibi…
O çocuk, güven arıyor, şefkate hasret
Ve sen, bir anda hem güvenin hem şefkatin canlı sureti olarak çıkıyorsun karşıma.
Her kelimen, her mesajın, ruhumun en hassas tellerini titretirken
NİHAL'İN Mİ'RÂCI
(Bir Dervişin Sessiz Yolculuğu)
NİHAL'İN KOKUSUNDA İÇE YOLCULUK
(Çağdaş Bir Seyri Sülük Denemesi)
PERDE: TENİNDEKİ SIRLAR
“Risale-i Hasret: Sessizliğin Yankısı”
Beşer suretinde bir hicran taşıyorum, Aşkın gölgesinde yanmış bir harf gibi.
1. Nefes: Sessizliğin Çığlığı Duyamıyorum seni. Sesin, varlığın, yokluğun… Hepsi birden kulaklarımı sağır etti. Çünkü aşk bazen sessizlikte bağırır, Ve o bağırış, kalbin en derin mağarasına yankı olur. Her yankı bir “sen”dir, Her “sen” bir yokluk.
Ey Nihal!
Sen ki nefeslerin sırrısın
Rüzgârın dilinden anlayan
Saçlarında geceye açılan yollar
Ve her telinde bir sır saklı
Ey Nihal,
kendi sesinin yankısında eriyen,
gölgesini ışığa çeviren sokak lambasıydın sen.
Geceyi omzunda bir kaftan gibi taşıdın,
geçerken karanlığın sularını yardın.
Bir yol biter, sonu var sanırsın
Aşkın kendisi olur hakikat
Ben sözümü toprağa verdim
Sen kıyamete kaldın, Nihal.
Ey Nihal’im!
Senin aşkın;
Leylâ’nın Mecnun’a,
Kerem’in Aslı’ya,
Ferhat’ın Şirin’e duyduğu hasretin
Kutsal mirasıdır.
Bazı yollar iki kişilikmiş,
Nihal, anladım sonunda.
Kâinattan bir iz bulmuşuz,
Biz, iki sessiz derviş.
Senin gözlerinde bir çağlayan,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!