Nihal’in kırık parçalarını toplamadığı yerden başlıyor hikâye:
Her bir çatlaktan sızan, aşkın ilk nuru.
Dağılan camları, dökülen tozları bir araya getirip yapıştırmadı;
Her bir kırığı, yeni bir desenin harfi yaptı.
Ey içi sevgiden ağırlaşan Nihal'imin yüreği,
Yüreğin kırıldıysa, sevdiğinin sana değdiği yerdendir.
Günaydın Nihal Hanefendiciğim,
Bu sabah sensizliğe uyandım.
Ama içimde hâlâ senin sesinle yankılanan bir gün var.
Belki 54 km var aramızda ama ben seni içimde taşıyorum — gözlerimin görmediği yerde,
Nihal'im: Aynadaki Seyrim
Nihal'im, seni her koklayışımda
bir gül bahçesine düşerim,
O gül ki, Hakk'ın "Kün" emriyle açan
ilk goncadır belki de.
NİHAL'İN KÜTÜPHANESİNDE YALNIZ BİR ÇAY
Mavi bir kelebek kondu kitabının kırışığına,
Sen o an, "Ansızın kapı çalınır..." dedin ya hani?
Ben kapının eşiğinde kaldım,
Sen içeride kendi sessizliğini demledin.
Taşıdı yükünü Nihal, bırakmadı elinden,
Ama artık her zerresi, dönüyor felek ile aynı anda.
Bir gül ki, dikeninde hem sızı, hem şifa saklı,
Kökü toprakta, kokusu Hakk’ın nefesinde.
Senin Olmadığın Yerlerde Üşüyorum
(Yalnızlığın İç Yüzü)
Kendime ait olduğumu sandığım her yerde,
sana ait bir boşluk vardı.
I. İnsan Üzerine Bir Ön Söz
İnsana “akıl” verilmişti, ama o akılla yalnızca yolları bulabildi;
kendini bulamadı.
Oysa insan, ne bedende başlar ne de bedende biter.
İnsan, rızasının olduğu yerde başlar;
Nihal'den Öte: Bir Hakikat Yolculuğu
Giriş
Mecazî aşk, kalbe düşen ilk ışıktır;
Bazen bir kadının bakışında parlar,
Sana dokunan iyileşti,
Ama endişe sustu sanma,
Sesini inceltti,
Rüzgâra üfledi Nihal.
Sabahın ilk ışığı sızarken cama,
baktım, güneş doğuyor sandım başlangıçlardan.
Meğer bütün aydınlık,
senin adını fısıldayan ağızdaymış.
Nihal…
İçimde bir güneş doğdu usul usul,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!