Bir Bakışın Tecellisi
Zamandan sıyrılmış bir an, bu siyah-beyaz karede billurlaşır,
Taş döşeli sokaklar, Arnavut kaldırımlarıyla örülü bir zikir,
Eski Anadolu’nun sessiz nefesiyle dolup taşar.
Sessizliğin göbeğinde bir güvercin kanat çırpıyor,
Toprak, ayak izlerini sıcak bir sır gibi saklıyor.
Nihal… İsmin, bir buğu hâlinde yükseliyor topraktan,
Her adımda çiçeklenen zaman.
O kapı ardına kadar açıktı işte,
Nihal’in kalbinin eşiğinde durdum.
Ama içeri giren rüzgâr artık üşütmüyordu,
Esip geçen, ateşten bir nefesti.
“Balım’ın Gölgesinde”
—Nihal Hanefendiciğime—
Gözlerinle başlar her sabahın anlamı,
Kütüphanende büyür sessiz bir çiçek gibi.
Nihal’in kırık parçalarını toplamadığı yerden başlıyor hikâye:
Her bir çatlaktan sızan, aşkın ilk nuru.
Dağılan camları, dökülen tozları bir araya getirip yapıştırmadı;
Her bir kırığı, yeni bir desenin harfi yaptı.
Ey içi sevgiden ağırlaşan Nihal'imin yüreği,
Yüreğin kırıldıysa, sevdiğinin sana değdiği yerdendir.
Günaydın Nihal Hanefendiciğim,
Bu sabah sensizliğe uyandım.
Ama içimde hâlâ senin sesinle yankılanan bir gün var.
Belki 54 km var aramızda ama ben seni içimde taşıyorum — gözlerimin görmediği yerde,
Nihal'im: Aynadaki Seyrim
Nihal'im, seni her koklayışımda
bir gül bahçesine düşerim,
O gül ki, Hakk'ın "Kün" emriyle açan
ilk goncadır belki de.
NİHAL'İN KÜTÜPHANESİNDE YALNIZ BİR ÇAY
Mavi bir kelebek kondu kitabının kırışığına,
Sen o an, "Ansızın kapı çalınır..." dedin ya hani?
Ben kapının eşiğinde kaldım,
Sen içeride kendi sessizliğini demledin.
Taşıdı yükünü Nihal, bırakmadı elinden,
Ama artık her zerresi, dönüyor felek ile aynı anda.
Bir gül ki, dikeninde hem sızı, hem şifa saklı,
Kökü toprakta, kokusu Hakk’ın nefesinde.
Senin Olmadığın Yerlerde Üşüyorum
(Yalnızlığın İç Yüzü)
Kendime ait olduğumu sandığım her yerde,
sana ait bir boşluk vardı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!