Bir Nihal damlasıdır yağmur,
Göğün gözyaşlarıyla yıkanır şehir.
Her damla bir “Hu” ile düşer,
Sessizce arınır gökler ve yer.
Bir yağmur ki, teninde ince bir sır erir,
Damla damla süzülür semâdan nâmeler.
Şehir yıkanırken ıslak bir buğuyla,
Göğün toprağa fısıldadığı bir gizemdir Nihâl.
Her damla, bir âh olup düşer cismine,
Damla damla düşüyor yağmur,
şehir susuyor, yıkanıyor.
Gökyüzü fısıldıyor Nihal’e,
yeryüzü dinliyor sessizce.
Nihal…
Bir rüzgâr geçti içimden,
saçlarını savuran o gizli esintiyle.
Dallar titredi,
kalbim de.
Rüzgâr,
saçlarının arasından geçerken
içimde bir kapı aralanıyor Nihal…
Ne göğe aitim o an,
ne yeryüzüne;
ikisinin tam sınırında,
Tevhidî Aşkın Dirilişi Risalesi
Karanlık hatıraların eridiği yerde,
Joel ve Clementine,
Bir zamanın gölgesinden doğan sabaha bakar.
Her silinmiş anı, bir tohum gibi toprağa düşmüş,
Bir "Kün" emridir,
Şafak.
Yokluk perdesini yırtan
Altın bir nefes.
Sen, Nihal,
NİHAL’İN BEDENİNDE YANAN SIR
Gece, omuzlarıma sessiz bir hırka gibi indi, Nihal;
tenimde dolaşan o ince ürperti
sanki görünmez bir elin göğsüme bıraktığı
kadim bir zikirdi.
Nihal: Aşkın Metafizik Seyri
Ey Nihal! Sen ki, zamanın ötesinde bir mabedsin,
Avrupa’nın karanlık labirentlerinde kaybolmuş ruhum,
Doğu’nun ney sesiyle titreyen bir aynaya dönüştü.
Bir boşlukta sükût… Yağmur iner ince ince,
Nihal’in sessizliğini yıkar damla damla.
Şehir, bir silüet, pasını bırakır geceye,
Gökyüzü, yeryüzüne düşer, ağlar.
Bu yağmur, Nihal, bir aynadır şimdi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!