Gece bitti,
ama Nihal bitmedi.
Zamanın şarabından içmeden
ebediyetin kadehinde kaldı o.
Bütün yıldızlar sönmüş,
Zamanın durduğu bir kalpte gece.
Ben, Nihal, uyandırdım kendi cemalimi:
Bir gizli güneşim ben, ten semasında.
Güneş, Nihal’in kirpiklerinden süzülürken
geceyi affetti.
Her ışık taneciği, teninin haritasında
bir dua gibi eriyor.
Günbatımının Bile Kıskandığı
Nihal Hanımefendiciğim,
doğanın sadeliğiyle zarafetin buluştuğu
bir ânın merkezinde…
Gün batımı gibi yumuşak
Ey Nihâl!
Gözlerindeki o ilk bakış,
Âlemlerin doğuşuydu…
Bir damla sır idin,
Kalbimin kıblesinde duran.
Seni seyrederken,
Sen Nihâl, bir ırmak adın zamansızlıkta,
Akarsın tenimin haritasında gizli kervansaraylara.
Her damla suyun bir elif çeker yokluğumun levhasına,
Susuzluğum ney olur, dudaklarına değdikçe kıyılardan.
Güneş yatarken dallara,
Gölge uzadıkça uzadı...
Ve ben, Nihal’de derinleştim.
Sen, isminin sessiz harflerinde
Bir köyden geldim,
Elli dört kilometre yoldu suskunluğum,
Sepetimde çiçek değil, bal vardı —
Ama elim boş döndüm.
Ziline bastım,
Ey Nihâl! Senin adın bir sır kapısı…
Gecenin koynunda açan yıldız çiçeği,
Ruhumu sardıkça nefesinle esrik bir dua,
Büyülü hikmetli bir raksa kaldırıp âlemleri.
Günaydın...
Dengenin ve karmaşanın iç içe dans ettiği bu evrende, seninle buluşmak, ruhumun en hassas tellerini titretiyor. Akrep gibi derin, gizemli ve güçlü bir ruhun yanında, Terazi’nin adalet arayışı ve denge isteği bana huzur veriyor.
Bugün, karmaşanın içinde kaybolduğunda, hatırla ki ben buradayım; sabırla, sevgiyle ve anlayışla seni bekleyen biri. İçindeki fırtınalar ne kadar şiddetli olursa olsun, birlikte var olmanın verdiği güçle aşacağız. Sadece kendin ol, ben seni her haliyle kabul ediyorum.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!