Bab-ı Evvel: Zarafetin Sırrı
“Bir çiçeğin sabah rüzgârında titreyen dalı gibi zarif…”
Zarafet, sesini yükseltmeyen ama varlığıyla kalpleri susturan bir hakikattir.
Nihal’im, sen ki dokunmadan seven, bakmadan anlayan,
Sessiz Çığlığın Metafizik Risalesi
1. Nefes: Sağır Olan Kulak
Sessizliğin gürültüsüyle doldu kubbeler. İşitmeyen kulağım, senin yokluğunun çığlığıyla sağır oldu. Bu, sesten değil, mananın keskin buzul sessizliğinden gelen bir uğultudur. Sen, varlığınla bir nağme idin; gidişinle, evrenin tüm seslerini yutan bir 'nokta-i sükut' oldu. Bu sağırlık, seni değil, senin yankını duyamamanın ıstırabıdır. Hakikat, bazen en çok, duyulmayan bir feryatta gizlidir.
Ben bir ordu komutanıyım
Ama düşmanım düşman değil…
Aşkın kendisi bana cephe almış,
Ben yüreğimi sipere sürmüşüm.
Düşmanım vuslat,
Zafere firkatle yürüyorum.
Nihal’ime
Senin varlığın,
bir denizin sessiz derinliği,
bir dağın sabrı,
bir gökyüzünün sonsuzluğudur.
“Nihal’in Seyr-i Sülûkü”
Sen durdun Nihal’im,
bir rüzgâr kadar hafif,
bir dağ kadar dingin…
Zaman bile saygıyla sustu,
Çöl ve Rüzgâr – Gecenin Dersleri
Ey gönül, bil ki içindeki çöl de bir öğretmendir.
Her kum tanesi bir nefis parçası,
her rüzgar bir vuslat mesajıdır.
Nihal’im, senin adın fısıldanır her gece,
Nihal’im,
Sen sevilmez misin,
Göklerin yıldız dilinde bir nihânsın,
Ruhun, aşkın sırlı nefesi,
Özlenmez misin?
"Nihâl’im İçin"
Sen sevilmez misin, Nihâl’im?
Özlenmez misin varlığınla göğün derinliğinde,
Kalbinin mahreminde yankılanan o sessiz ezgilerde?
Nihal’im: Gücün ve Aşkın Dansı
Nihal’im,
Seninle aşk, basit bir tutku değil;
Bir gölün derinliklerinde yankılanan ışık gibi,
Bireyin kendi gölgesine meydan okuması…
Bir ateş düştü Nihal, can tende gizli bir yer,
Bir yel esti ki âlemler döner şimdi bende.
Ben kendime bir iç oldum, bir derin, karanlık deniz,
Sen ise bir meltem olup, esersin rü’yâmın her yerinde.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!