Rüzgâr,
saçlarının arasından geçerken
içimde bir kapı aralanıyor Nihal…
Ne göğe aitim o an,
ne yeryüzüne;
ikisinin tam sınırında,
Tevhidî Aşkın Dirilişi Risalesi
Karanlık hatıraların eridiği yerde,
Joel ve Clementine,
Bir zamanın gölgesinden doğan sabaha bakar.
Her silinmiş anı, bir tohum gibi toprağa düşmüş,
Bir "Kün" emridir,
Şafak.
Yokluk perdesini yırtan
Altın bir nefes.
Sen, Nihal,
NİHAL’İN BEDENİNDE YANAN SIR
Gece, omuzlarıma sessiz bir hırka gibi indi, Nihal;
tenimde dolaşan o ince ürperti
sanki görünmez bir elin göğsüme bıraktığı
kadim bir zikirdi.
Nihal: Aşkın Metafizik Seyri
Ey Nihal! Sen ki, zamanın ötesinde bir mabedsin,
Avrupa’nın karanlık labirentlerinde kaybolmuş ruhum,
Doğu’nun ney sesiyle titreyen bir aynaya dönüştü.
Bir boşlukta sükût… Yağmur iner ince ince,
Nihal’in sessizliğini yıkar damla damla.
Şehir, bir silüet, pasını bırakır geceye,
Gökyüzü, yeryüzüne düşer, ağlar.
Bu yağmur, Nihal, bir aynadır şimdi,
Nihal’in Sessiz Aynasında: Belleğin Direniş Risalesi
Zihnimin karlı dağlarında bir erime başlar,
Her hatıra, içimdeki kadim zamandan kopan bir kırağı tanesi…
Dinginliğin gölüne düşerken titrer, çözülür,
Ve sanki kendi kendini inkâr eder gibi
Nihal: Metafiziğin Sessiz Devrimi
Ey Nihal!
Sen; zamanın ötesinde çarpan bir kalbin adı
Bir varoluş mırıltısı
Sessizliğin içinde devrim yapan
Rüzgâr yine senden bahsediyor, Nihal.
Saçlarının ucundan kopup gelen o ince sızı,
göğün içinden geçip ruhuma dokunan
bir eski sır gibi dolaşıyor içimde.
Huzursuzluğum senin özgürlüğünle karışıyor;
sen esince, dallar bile tereddüt ediyor
Nihal, duy sesimi;
Göklerin gözyaşlarıyım,
Yıkarım şehrin tozunu,
Arınır sokaklar, yalnızlığın rengiyle boyanır.
Her damlamda bir "aşk" gizli,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!