Bu kare, bir romanın en güzel sayfası gibi…
Güneş batarken,
altın renginde süzülen ışıklar hem gökyüzünü
hem de Nihal Hanımefendiciğinizin siluetini
zarifçe okşuyor.
NİHAL'İN SİLİNİŞİ –
(Çağdaş Bir Vuslat Risalesi)
“Hiçliğin merkezinde bir isim vardı; onu sildim. Şimdi sadece bir çınlayış kaldı: Nihal.”
Gözlerinle Hiç Gülmediğin Adam
“Ben senin bakışsızlığında göz oldum.”
1. Bab: Yüzüme Bakmadan Geçtiğin Gün
BEDENİN YANKISI
(Nihali Tarz'da Biyolojik Hasret)
I. TEN ARŞİVİ
Kalbin Vahdet Merkezi
Nihal’e Yolculuk:
Yetmiş İki Makamda Bir’i Aramak
Nihal: Bir Vuslat Risalesi
Hatırla Nihal’im,
O dem, göklerden değil, öz benliğimden yağan bir rahmetti yağmur.
Seni aradığım her sokak, kendi varlığımın karanlık bir avlusuydu.
NİHALİ TARZ RİSALESİ
İstemsiz Sevgiler Bâbı
(Varlığın Gölgesine Yazılmış Şiir)
Senin aklın bir bahçe, her düşünce bir çiçek,
Zaman ötesi bilgelik, sessiz bir gökkuşağı.
Ama istemiyorum Nihal'im, çünkü o bahçede kaybolmaktan korkarım,
Her gülün kokusu beni kendi hiçliğime götürür.
Ruhun bir nehir, karanlıkta bile parlayan,
Nihal’in saç telinde bir ışık belirdi,
Ak değil, ayın ilk yarısıydı, billurdan.
Sen buldun onu, parmağınla dokundun,
Gülümsedin: “Zaman, işte, üzerimize giydiğimiz
Bir şal…” dedin, “Tanrı aşkına, ne sıcak!”
Aşk Şarabı
Gecenin kucağında bir kadeh,
Şarap değil, aşkın sarhoşluğu bu,
Gülüşünle başlar sekir hali,
Ruhum, teninin yankısında kaybolur.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!