NİHAL'İN GEÇİDİ
Bir kan çağlayanıdır süzülür gözlerimden
Nihal’in hicran belâsıyla döndüm nâlâna
Her damla, bir yâdı boğar sessizce içimde
Yolcusu olduğum aşkın rengi kana boyandı
Nihal, ışığın en ince teline dokunur,
Gözlerinde sabahın altın zerreleri titreşir.
Karanlığın göğsüne serilen sessizlik
Birden aydınlığa dönüşür;
Ve sen, Nihal,
Kendi içindeki güneşi uyandırırsın.
NİHAL’İN SİLİNEMEYEN DEFTERİ
Belleğin karanlık kubbesinde bir ürperti başlar;
Zaman, avuç içimde eriyen ince bir buzul olur.
Her an, senden kopan bir kar tanesi gibi
Sessizce kendi boşluğuna düşer, kaybolur.
içimde bir güneş doğdu
Nihal
adını koyduğum
içimin güneşine Nihal dedim
bir ışık ki geçti sırlarından zifirin
NİHAL'İME SEYR-İ SÜLÛK
(İlâhî Aşkın Modern Tezahürü)
I. TEKBİR-İ AŞK
Nihal’im ve Araftaki Ben
Araftayım, Nihal’im,
Ne nefes alabiliyor,
ne de ruhumun kanatlarıyla yükselebiliyorum.
Ömrüm enkaz, altında ezilen ben;
NİHAL'İM RİSALESİ: ÖZÜN SIRRI
(Seyr-i Sülûk Yolunda Bir Nefes)
I. VARLIK İNCİSİ
“Senin Olmayan Aşka Beddua”
Ben seni sevenin kalbinden dökülen bir yakarışla…
Allah göstermesin,
Gözlerin başkasına gülmesin.
Ey Kalbime Yazılmış Nihal'im
Sen ki, rüyalarımın sessiz sırısın,
Gözlerim kapalıyken bile görünen nur...
Ne kelimeler taşıyabilir seni,
Ne rüzgârlar fısıldayabilir “Nihal” adını.
Ey Nihâl’im, ey âteş-i sûzânım benim,
Bir ömrü yaktın, küllerinden bir cihanım benim.
Bu gül bahçesinde senin gölgen düşeli yere,
Güneş doğmuyor artık, hep gece…
Hep Leylâ’sın sen.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!