Yüzün, seher vaktinde açan
Goncanın utanması gibi,
Bir bakışınla yanar içim
Bin yıllık bir yakarış gibi.
Adını andığım her anda
I. Sevgili Olma Belirsizliği
Belirsizlik, suskunluk değil,
Bin dilin hepsi birden konuşmasıdır Nihal.
Bir bakışında, güneşle gölgenin savaşı,
Bir dokunuşunda, hem emir hem dua.
Nihâl, şimdi bil ki;
belirsizlik denen o karanlık denizde
yalnızca “o”yu değil,
kendi varlığını da yargılıyorsun sessizce.
Soruların içine işlemiş zehir gibi:
Nihal'imde İçtim Aşkın Şarabını
Şarap kadehinde değil, Nihal'imin sarhoşluğu,
Bir bakışınla yandı içimin boşluğu.
Dudak payı bırakmadım bu gecede,
Nihâl, bu sisler arasında yalnız onu değil,
Kendini de çırılçıplak yargılıyor yüreğinin mahkemesinde:
“Yoksa ben mi kuruyorum bu fırtınayı bir damla sudan?”
“Aşk denen şey, bu acıyı içmek mi demek?”
“Değmez miyim ben de bir ‘Evet’e, bir bakışa, bir ‘Sen’e?”
Ey Nihâl!
Bakma bana böyle bilmecesiz bilge gözlerle…
Dudağımda bir “merhaba”nın gümüş izi
Aslında yalnızca senin varlığından bir fetvâ arar.
Her mesaj bir remiz oldu,
Bir kadının tenine yürümek,
bir kutsal mekâna adım atmaktır.
Sükûnet gerekir,
özen gerekir,
anlayış gerekir.
Aşkın Tenle Fısıldadığı En Mahrem Dualar
1. Boynuna Mühür
Boynuna mühür gibi bir öpücük bırakmak isterim,
Ne aceleyle, ne ihtirasla…
Bakışlarımız düştü bir an aynı noktaya,
O anda sustu dilim, yandı cümlelerim.
Bir sessizlik ki ağır, bir sır ki söylenmeye,
Beni benlik perdesinden soyunduran emir.
Yakalandım, Nihâl, “Bu nedir?” diye sordu gözlerin,
Savunmasız ve çıplak, özümün ifşası;
Mi’râç Gönlüne
(Diyarı Sen Mülküne Aşkın Yolculuğu)
"Yukarı çıkmak, yükselmek"
M-R-C yazılır, Ma-Ra-Ca okunur,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!