Nihal’im ve Gökyüzünün Çatlağı
Aşk, bir zeytin dalıydı Nihal’im’in elinde—
kırılgan ama köklü.
Toprağa dokunurdu, sessiz ve sabırla.
Nihal'im'in Yoluna Girmek (Sülük)
Bir Gezme Hareket Etmek (Seyr)
Gün doğdu, "Günaydın" oldu ilk nefesim,
Nihal'im, kalbimin en gizli duâsı...
NİHAL'İN EZEL'İ: BİR AŞK ve İHANET DESTANI
(Nihali Tarz'da Yeniden Doğuş)
“Hakikat Aynasında”
Bir yanın sükût olur, sabahın hüznüne bürünür,
Diğer yanın, Nûr’a hasret, sessizce inler.
Kırık aynalarda ararsın sûretini,
Bilirsin ki; bu düşüş, aslında bir yükselişin habercisi.
I. RIZA
İNSAN denilmez mi,
Akla, mantığa, hakikate yanaşana?
Bilime, fenne kulak verene,
Sevgiyle bakan, merhametle yaklaşan,
Sevgili Nihal,
Üç adım sonra buluşacağız göz göze,
Bir adım sonra dik bir yokuş.
Aşkın yolunu gönülden bilene,
Her dokunuş bir “ol!” emridir zaten.
Ateştir her sevda, Nihal,
Kimi külü gördü, bitti sandı;
Ben koruna vardığımda,
Kendi özümde buldum onu,
Yürek ocağıma düştü ateş.
Nihal, bir hazan düşer bağlara,
Bu ömür denilen bir çağlara,
Ben bir yol oldum ki sevdaya,
Sen vardın… daha sonra.
Nihal, gönül bahçemde yaprak yaprak hüznün tecellisi,
Yıldızları sayarken gece gece
Döndüm, kandırdı gönlümü bir hece
Aşk dediler, içime düştü ateş
Yanmaya vardım, dermanımdır ateş
Nihal’im Leylâ’yım, Mecnun’um aynı zamanda
Nihal, bir damla idim sende derya oldum,
Dostlar çekildi, yalnız kaldı yol, ıssız kaldı dil.
Kalpten bir sızı yükseldi, döküldü söz oldu,
Ben senden yanağım, seninle tamamım, sensiz bir nihal.
Yağmursun kalbimin semasında,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!