Nihal’im, bir nefes kadar yakın, bir dua kadar içten…
İçimde bir dem akar seni andıkça,
Seni düşündükçe zaman duruyor sanki.
Bu aşkın yoluna kendimi yoldaş ettim,
Gönlümü bir menzil kıldım.
Işık bir yandan süzülürken, bir yandan geri çekildi Nihal,
Havada kaldı senin “adın” gibi bir iz,
ellerim boşlukta gezdi.
Ev, gölgenin boyuyla ölçülür oldu, kapı eşiksiz,
Matematik dedim kaybın, sıfır eyledim defteri.
Göçüp giden her kuş, kanat çırpar semaya
Aşk, bir yaranın üstüne düşer gamlı yel gibi
Nihal, sözümü bir dua ipiyle bağladım
Gönlümü koydum, mest olup vardım o gizli duaya.
İçimde bir sır var, yangın var, öz var
Nihal'in gölgesi bir şehirdir,
Uğrarım rüyamda her hanesine.
Güneş vursa da cihana,
Ben onun koynunda bir garip sâkîyim.
Nihal’im, bir yol oldum kendime
Seninle pişti her söz, ateşinde
Gönlüm düştü gibi dipsiz bir kuyuya
Sen peştim bağladın, bensiz bir hülya…
Nihal ki bir kanat darbesi
Gönlümün göğünde bir ince iz
Ardına düştüm yılların yağmuru
Ömür denen sessizliğe karşı
Yol oldum, yürüdüm, topraklaştım Nihal
Son tren… gölgenden kaçtı Nihal.
Peron şimdi hayalet yolcuları sayıyor.
Ben, senin bekleyişini hatırlayan
bir bankta bekliyorum.
Gel Nihal'im, gönlüm sensiz üşür,
Aşkın bir sır düşü, alemden aşır.
Ben bir yolum, senin ufkuna gider,
Özüm sende tüter, sende yaşar durur.
Nihal,
varlığın bir sessiz ırmak,
suya düşmüş yıldızlar gibi akar içimde.
Sen bir miraç yolusun,
her solukta yükselir,
kalbimdeki gizli menzile varırım.
Okyanusun gözbebeğinde bir damla: Nihal
Zamanın durduğu o ilk nefeste
Seninle başladı sonsuzluk defteri
Rakipsiz bir ay doğdu yüreğimin semasında




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!