I
Nihal’im, bir ayın on dördüydü gözlerin,
Öfke bulutlarıyla kaplanınca yüzün,
Bir “Leyla” oldu çölüm, bir “Mecnun” ağladım.
Kızdıkça güzelleştin, sırların döküldü saçlarında,
Her bir telinde bir “vahdet” hikâyesi.
Keşke seni tanımasaydım, Nihal…
Bu yük bazen öyle sessizce biniyor omuzlarıma ki,
içimde bir “iyi ki” kırıntısı kalmış gibi görünse de,
asıl ses, küllenmiş bir çığlık:
“Keşke…”
Nihâl-i Sır: Aşkın Metafizik Haritası
Yokluğun atlasını çizdim avuçlarıma,
Her kırışık bir yol: Keşke ile İyi ki arası.
Sen Nihâl'sin, adın bir şifreydi zaten,
Dilimde bir dua, tenimde bir yaban otu.
Nihal’in Işığında Kalan
Sokaklar çağıldadı durdu,
Nihal,
zaman sel oldu aktı,
ama ben
Kıyametini seyrettim Nihal’in;
Her öfkesi bir âlemdir, bilirim.
Kızdıkça sükûtuna vurulur perde,
Güzelliği yangınlardan süzer hâlini.
Bir bakışı ki, dünyayı dondurur;
En yorgun ruhun bile
Nihal, sabahları vardır;
Öyle yavaşça doğan,
Her şeyi affeden.
Yenilmiş kalbin kırık dökük
Yol dediğin boşlukta çizilmiş bir çığlıktı,
Sen Nihal’sin: hem varlık, hem yokluk, hem ara.
Bir ümit sancısı… Eşikte asılı kaldım,
Kimsesiz gecenin kalbine yol aldım,
Dokunmak istedikçe uzaklaştın,
Ellerimde bir sır kırıntısı,
O gün öğrendim ki, Nihal,
gidişinden kalan yarada
kapı değilmiş asıl acıtan;
senin açık unuttuğun pencereydi.
Baktım da camda kalan buğunda
"Senin Hayaletin Adımı Biliyor"
Nihal,
sensiz geçen bu zamanı nasıl anlatayım?
Havada kalan bir nağme gibi,
nefes alışımda titreşiyorsun.
Yüreğin Coğrafyası
Nihal,
Senin adınla başlar haritalarımda her yol,
İçimde keşfedilmemiş kıtalar saklı,
Sanki Atlas’ın kayıp cennetleri,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!