Nihal'den Nûr'a: Bir Vuslat Risalesi
Nihal’im, Sen ki bana doğan ilk güneşsin,
Her doğuşunla, ruhumun gecesini yırtan bir neş'esin.
Beni küllerimden yeniden var eden, ezelî bir sırsın.
KADERİ İNKAR
(Nihal’im ve Kaderin Dansı)
I. KADER ÖPÜCÜĞÜ
NİHAL'İMÜN MECNÛNU
(Sidretü’l-Münteha’dan İnen Aşk Risalesi)
Ey Nihal’im,
Yokluğunla ördüğün bu aşk sürgünü,
Tenimde yangın, ruhumda bir tükeniş…
Şimdi sana yazdığım her söz,
Gönlümün en karanlık dehlizlerinden süzülen
bir iç çekiş…
Sen benim içimdeki kırık aynasın,
parçalara bakınca kendimi değil,
seni görüyorum.
Sen — bir nehir, ben — kurak toprak;
sana dokunmadan yeşermek isteyen
Bir bakış attın, sustu zaman,
Gözlerin değdi, eridi duman.
Bir söz söylemedin ama duydum,
Kalbim seninle, çoktan uyumdan uyandım.
Sessizlik dolusu zarif bir çağrı,
Gözlerimde eski bir telaş kalmadı,
Sormam “beni ister mi, özler mi?” diye.
Şimdi sorarım: “Bu yokuş nasıl iner?
Bu dikenli gül nasıl el ele?”
Yürek aynı yürek, sıcaklık aynı,
"Kalmasaydın da Gitmeseydin"
(Nihali Tarzda Bir Veda Risalesi)
Belki bir daha
giremeyeceksin kalbimin izdüşümüne.
Aklına ruhuna kalbine değerlerine insanlığına
Varoluşsal dokusuna hayran olduğum kadın.
Zeki, başı dik, özgür ruhlu ve güçlü bir kadın…
Düşüncelerini zincirlemez,
duygularını kolay kolay teslim etmez
ama derinlik ister.
Nihal'imin Vuslatı
Yüzün, seher vaktinin goncasıdır saklı;
Utanır her sabah, açar, ruha dokunur.
Bir bakışın, bin yıllık susuzluğa su olur,
İçimde yanar, bir özlemin nâr-ı hakkıyla.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!