Herkes kendi kalbinin genişliği kadar ağırlar karşısındakini.
Ne kadar derine inersen in,
Sunabileceğin gökyüzü,
Ancak diğerinin penceresini açtığı kadardır.
Adımlarının yönü hak etmeyen bir kalbe doğruysa,
Her gün biraz daha eksildiğini fark edersin.
Göğsümün ortasında hiç sönmeyen bir yangın var,
Soluklandıkça dumanı boğazımı yakıyor...
Nefes alıyorum güya, ama içim sanki bir enkaz;
Ufalanıp giden kemiklerimin sesini sadece ben duyuyorum.
Bilsen nasıl ağır bir sızı bu, nereye kaçsam benimle gelen...
Bir yerim yaralanmadı, kanayan bir yaram yok görünürde,
İçimde koca bir dünya devrildi,
Bağırıp çağırmak, göğsümü yara yara ağlamak isterken sadece sustum.
Boğazımda büyüyen o ağır, o kor gibi düğümü
sessizce geriye itip yutkundum...
Ve hiç kimseye renk vermeden,
Şimdi bütün gürültüsü çekildi dünyanın,
Bir tek sen kaldın içimdeki o derin sessizlikte.
Zaman durdu sanki...
Gözlerin, ahh o gözlerin hayatımda sığındığım en güvenli liman.
Yıllardır içimde taşıdığım o fırtına,
senin kıyına ulaşınca dindi usulca.
Bir çay koyuyorum ocağa...
Sen de gel...
Hiç uzatma.
Bahaneleri yolda bırakıp gel.
Aynı demlikten dökülsün payımıza düşen ne varsa,
Aynı sessizlikte, aynı sevdaya yaslanalım.
Bitti sandığın anlar vardır,
Nefes bile ağır gelir insana.
Sanki göğsünün üzerine koca bir dünya yıkılmış gibi, taşıyamazsın o yükü.
Ama insan tam vazgeçecekken,
Umut sessizce çalar kapıyı.
Kimseler duymaz o sesi,
Görmeden sevilir mi bir insan böyle?
Sevilirmiş...
Kalp kalbi buldu mu, göze gerek kalmazmış.
Yollar, şehirler, duvarlar girse de araya,
Yürek tek bir nefeste birleşirmiş...
Görmediğin bir çift göze sığınır mı insan?
Ben bu hırçın ömrün en deli fırtınalarını senin kalbinde dindirdim.
Hepsi senin o ince gülüşünün kıyısında birer birer dize geldi.
Meğer ömrümün en bereketli baharı,
Senin o zarif kalbinin kıyılarında saklıymış.
Sen benim için,
Şu yalancı dünyanın ortasında tutunacak tek doğrusun.
Birikiyor içimde söyleyemediğim ne varsa,
Bazen bir çay buğusunda sönüyor, bazen bir gece yarısında...
Ben ki, kırık dökük sevdaların o yorgun yolcusu,
Kendi gölgeme sarılıp avunuyorum şu dünya hanında.
Dokunsalar ağlayacağım bir eşikteyim yine,
Soruyorum kendime; bu kaçıncı yenilgi, bu kaçıncı sitem kadere?
Sen ardına bakmadan gittikten sonra anladım,
Bir insanın yokluğu, varlığından daha çok yer kaplıyormuş hayatında.
İçimde bir boşluk değil,
Ucu bucağı olmayan bir uçurum bıraktın.
Şimdi nereye baksam her yanım sensizlik...
Her gece aynı acımasız soru dönüp duruyor kafamda,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!