Ben seni bir ihtilal gibi, sessiz ve derinden seviyorum;
Yüzünü unutan şehirlere inat,
Gülüşünü hafızamın en güvenli yerinde saklayarak.
Hiç kimsenin geçmediği o ıssız patikada,
Sadece ruhumun ruhuna değdiği o gizli coğrafyada.
Sen, içimde hiç bitmeyen o eski şarkısın,
Ne anlatayım ki bundan sonra?
Kelimeleri birbirine ulasam bağ bozuldu bir kere.
Zaten ne söylesek hafif kalacak bu saatten sonra.
Büyük bir hevesle çıktığım o yoldan,
Sırtımda koca bir yalan yüküyle döndüm.
Kazanmak gibi bir derdim yoktu ki benim,
"Kendine dikkat et" deyip gittin ya hani,
Ben seninle tüketmişim kendime olan dikkati de,
O masum sevgiyi de...
Şimdi arkandan yas tutacak değilim.
Yokluğuna sahte değerler biçip büyütmem seni;
Gittiğin gün vurdum etiketine en büyük indirimi.
Şimdi en çok özlediğim o kuytu köşeden,
Sessizce uzansam, dokunsam yarım kalan ellerine.
İçimde biriken, söyleyemediğim tüm kelimelerden,
Sarılsam sımsıkı, sığınsam o sıcak nefesine.
Yıllardır içimde sustuğum, biriktirdiğim şiirlerle gelsem,
Dökülse mısralar, her biri bir merhem olsa canına.
Gözümün içine baka baka söylediğin yalanlara
İnanacak kadar çok sevdim seni.
Sen benden bir adım bile uzağa gitmedin, buradasın,
Yanımdasın ama bir o kadar da başka bir diyardasın.
Her sabah aynı tanıdık yüze uyanıp,
Aynı yabancı bakışlarda kaybolmayı kanıksadım artık.
Nasıl mı vazgeçtim?
Çok sustum mesela!
Öyle sıradan bir sessizlik değil…
Sözler boğazıma düğümlendi de,
Yine de karşımdakinin huzuru bozulmasın diye,
Yutkundum, tek kelime etmedim.
Aynı odanın içinde, kendi sesimden korkup
Kör bir sessizliğe sığındım.
Gözlerim kapıda, kulağım tek bir tıkırtıda,
Geceyi sabaha, sabahı geceye ekledim.
Bir mucizeyi bekler gibi
Günleri birbirine uladım.
Her gece sessizliğin içinde adını fısıldıyorum…
Sen yoksun, ama her zerremde varlığını hissediyorum.
Kalbim sensiz bir ev gibi bomboş ve soğuk;
Her köşesinde senin izlerin, senin hatıran var.
Özledim sevgilii…
Gülüşünü, bakışını, o bana özel tavırlarını…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!