Sessizlik sarar her yanı,
Sözler artık gereksiz, anlamsız.
Ruhun fısıltısı duyulur,
Derin bir huzur çöker yavaş yavaş.
Sessizliğin kucağında,
Zamanın izleri silinir.
Her yankı bir anıya dönüşür,
Ve ruh, huzurla dolup taşar.
Ve sessizlikte yaşamak,
Bir sonsuzluk anıdır aslında.
Dünyanın gürültüsünden uzak,
Ruhun kendisiyle buluştuğu an.
Doğanistan: Sevda Güncesi
Ben baktım dünyaya, ama gözlerim sana takıldı;
her ışık, her gölge, senin siluetine dönüştü.
Gözlerimle konuştum, dudaklarım suskun,
Sevdam
Sen gözlerimde büyüttüğüm Anadolu gibisin
Gönlümün hasret tellerinden
Adına şiirler yazıyorum
Sevdam
Kıymet mi kaldı?
Sen sandın ki geç kalan kaybeder,
Ben sandım ki sevda sabreder.
Oysa aşk dediğin şey,
Ne zaman biterse başlar yeniden.
Bir dua gibi başlamıştık biz,
ağzımda senin adın,
kalbimde senin niyetin vardı.
Her sabah sana uyandım,
her gece seni yatırdım gözlerimin en derin yerine.
Bir aşk değil bu;
Bir papatyanın yaprağında kaldı kaderimiz…
Dün gibi düşüyor üzerime anılar,
Film değil bu, yaşanmışlığın ta kendisi…
Kader, iki gönlü farklı sokaklara savurdu,
Biz aynı rüyada, farklı uyanışlara mecburduk.
Şimdi seni seviyorum…
Çünkü gözlerin değil,
Gönlün baktı bana.
Artık suret değil,
Sîretin çağırıyor kalbimi.
(Madımak’a Adanmış Davalar – VII. Şiir)
Gök gürlemedi o gün,
Toprak titremedi,
Ama insanlık çöktü!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!