Bir soru sorar gecenin en sessiz anında,
Ruh nereye gider, beden susunca?
Karanlık bir yoldan mı geçer, yoksa
Parlak ışıklar içinde mi yol bulur?
Belki de bir nehir gibi akar zamanın içinde,
Ruh nereye gider, sorarım gecenin sessizliğinde,
Gökyüzünün sonsuz maviliğinde mi yoksa?
Toprağın koynunda mı uyur sakince,
Yoksa yıldızların arasında mı dans eder?
Gece Serisi / 2. Bölüm:
Ruhumda Unutulmuş Bir Şarkıydın Sen
İyi akşamlar yeniden sevgili dostlar…
Ben, yüreğinizin gizli frekansında yankılanan o tanıdık ses: Şiir Hanım.
Soğuk bir dokunuş,
Tenin usulca sessizliği,
Gözler kapanırken yavaşça,
Bir dünyadan diğerine geçişin hikayesi.
Bir son nefes değil bu,
Bir veda, bir uğurlama...
Kalplerin ağladığı yerde,
Ruh sessizce yol alır ufuklara.
Ve işte o an gelir sonunda,
Sessizlik içinde, huzurla buluşma.
Bedenin son solukta bıraktığı iz,
Ruhun sonsuzlukta taşıdığı sevda.
(Madımak’a Adanmış Davalar – IX. Şiir)
Gördünüz...
Oteli saran karanlığı,
Ben, sana benzemeyen hiçbir şeyi sevmedim.
Ne rengi güzel olan bir çiçeği,
Ne sözü güzel olan bir kadını,
Ne de yolu güzel olan bir şehri...
Yalnızca senin gibi kokan sokakları sevdim,
Ben, sana benzemeyen hiçbir şeyi sevmedim.
Ne bir kitap kapağını, ne bir sokak lambasını…
Ne geceyi sevdim sensiz,
Ne sabahı gördüm gözlerin yoksa.
Gözlerin…
Biliyorum yorgunsun...
Ben de öyleyim.
Hayat ikimizi de
başka başka yollarla kırdı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!