Gül güneşe, ay mehtaba,
Gökyüzü toprağa hiç kavuşabilir mi?
Sus yüreğim sakın ses etme
Renklerini gizle kırık kanadın altında
Nerede görülmüş yaralı bir kuşa
Sevdalanmak, yanmak, hiç olmak?
Tamam tamam tamam diyorum
Saz çalıp gülüp oynuyorum
Arı kovanında bal eyler
Ben demir parmaklıklar ardında gün sayarım.
Be hey zalim
Özü yüzünde durur Tanrıça'dır tüm kadınlar
Güneşin şakağından öptüğü kadınlar
sabahın seherinden önce yol alırlar
kavruk ve çatlamış dudaklarıyla
ıslık çalan yalnızlıkların yanağından öperler
ıslak olsa da gözleri yine yürekten severler...
Dilime yabancı bir türkü gibi doğuyor seher yeli
vaktinden önce hiç rüya görmedim ben daha önce
Belki bir gün bende düşler kurarım sen gelince
ve uzeklıklar yakın olur bana da ey gülce
zamanın akışına bıraktık herşeyi
ateşten gömlek giydirdiler
derimizi etimizin üstünde yüzdüler
kemiklerimizi bir bir kırdılar
harlı ateşin arasında biz yanmazken
onlar cayır cayır yanıyordu alevsiz
biz ölümsüzleşirken
Taşan acılarım gözlerimden akıp giderken,
yüzüme dağılan her tel saçımdan asarak,
sizlere ödeteceğim kederli gençliğimden çaldıklarınızı bir bir...
Zemheride üşüyen al yanaklı bir çocuğum
Tuzakları olan mayın tarlasına düşmüşüm
Hangi kentin misafir evladıyım?
Hangi şehre bedel biçilmişin celladıyım?
Hep acılara gebeyim?
Ben kimim?
Tepeden tırnağa sen olmuşken
Gülü güneşe küstüren gözlerine hapsolmuşken
Varlığını yokluğuma bedel biçmişken
Söyle be zalim, söyle şimdi...
Gitmek mi yoksa kalmak mı daha zor?
Yüreğimde firari bir sevda
Kanat çırpar özgürlüklere
Öfkem sığmaz dağların ardına
Sürgün olur düşerim yollara
Dem vurdum aşka




-
Halil Doğan
Tüm YorumlarKalemine yüreğine sağlık...