Sonbahar yaprakları dökülmeye mahkûm
tıpkı gözlerimin gözlerine mahkûmiyeti gibi...
hele bir de aylardan Eylül ise, yargısız infazların
baş koyduğu bir ölüm korkusu sarıyor benliğimi...
Eylül'e
Dünyayı omzunda taşır insan
Ezelden ebededir yorgunluğu
Hep mi yorulur insan
Hep mi acı çeker
Durun bir durun hele;
Eylül Hazindir
Tüm evrene sesleniştir
Eylül hüzün ayıdır
Barış, özgürlük diye diretir
Huzur, umut barındırır
Ey oruç!
Açlığına düştüğüm dünyanın
Kıtlığı sarmış dört bir yanımı
Tut beni oruç, düşüyorum
Dünya sevgiye aç, üşüyorum
Ört sevgini üstüme ve hiç gitme
Al elimi eline ısıt sevgili
Seviyorum gel hadi bekletme
Üşüyorum yokluğunda sevgili
Hergün başka dert başka ıstırap
Geçmiyor günler böyle geçmiyor
Nefes almak bile zor, ızdırap
Geçmiyor günler böyle geçmiyor
Ne tadı var ne tuzu dünyanın
Ne hızlı gelip geçti zaman
Dertler vermedi hiç aman
Zemheri ayazı çok yaman
Öküz öldü bitti otu, saman
GEL ARTIK GEL
Sensizlik çöktü yüreğime
Gün, ağır yaralı ve histerik
Hüzünler, hasretler, dertler
Gel de bana sor
Yüreğine kör bıçak saplanınca
Darda kalmak neymiş gel de bana sor
Acılar içini sarpa sarınca
Pembe düşler kuruyorum;
Bir göz oda, dört duvar kitap
Bahçeye çıkan kapı aralık
Toprağa basıyorum yalınayak
Tepemde güneş sarımtırak
Gelincik tarlaları boy vermiş




-
Halil Doğan
Tüm YorumlarKalemine yüreğine sağlık...