Yorgundu bedeni…
Ağır ağır yürürdü uzun ince yolda…
Demini almış bir bardak çay tadında,
Güller solmuştu yürüdüğü yolda…
Tökezledi, ayağı takılınca taşa.
Mutluluk uğramazdı dertli başa.
Yüklendim tüm kederleri bağrımda
Unutulmaz özlemler gizledim sılamda
Yürek hududunda bir sızı vurur dile
Yorgunluk çöker ulaşamadan menzile
Kuytularında hüznüne karıştım
ve her bekleyişte büyüdü
karanlığın gölgesinde
bu bende ki,
bitmeyen yorgun sevdam
yalnızlığımı yırtıp geçen
YOKLUĞUN
Yokluğunun olduğu yerde
Tüm benliğimi sarıyor çaresizlik
Histerik bir zaman belleğinde
Yitip gidiyorum azar azar
YOKLUĞUNA DÜŞTÜM
Sıtmalı zamanların koynunda,
Yalnızlığına düştüğüm bir uçurumdu yokluğun.
Yokluğunu içiyorum yalnızlığın deryasında,
Her gün gelirsin diye türlü yalanlarla avuttum kendimi...
Yokluğuna susuyorum
Sen gidince tüm şehir küstü bana
Solan güller boyun büktü dalında
Cırcır böcekleri ışık saçmıyor geceme
Dilim mühürlü yokluğuna susuyorum
Yokluğuna üşüyorum / Derya Avşar
Kayıp dört mevsim içinde, yokluğuna üşüyorum.
Gecenin sessiz çığlığı'nda sesin sesime karışıyor...
İçimde çürümüş bir düşün yüzü büyüyor.
Ufalıyor ağzımda dil kesiği bir yara,
YOKLUĞUNDA
Göğsümü deşen yokluğunda
İzbe bir karanlığa düştü yolum
Göğün göğsünden dökülen yağmurları aratmıyor gözlerim
Sancılı bekleyişlerin
Büyülü düşlerin
Solmuş güllerin
Dinmeyen acılarında
Özledim seni...
Toprağın yağmura
YOKSUN
Hem yüreğim hem de aklım firarda;
ne olacak bu illegal hallerim, bilmiyorum!
En iyisi ben, kaçak bir çay içeyim günbatımında




-
Halil Doğan
Tüm YorumlarKalemine yüreğine sağlık...