Bu gece yasa büründü siyahları giyinerek
İçimde büyüyen sevgin çiçek açarken
Gözlerim gülüp etrafa ışık saçarken
Sen bana nasıl elveda diyebildin?
Sensizliği toplarken acıyan yanımla
NE BİLİR
Ekmeğini gözyaşına bandırır
Tok olan açın halini ne bilir
Zalimler mazlumu kandırır
Zengin fakirin halini ne bilir
NEBİ OLMAK
Fütursuz bir zamanın
koynunda kıvranırken insanlık,
güven duymanın belirsizliği
yüz çevirmişken dostluklara,
Nedenini bilmiyorum.
Ama, herkesten de çok
beni anlamandan korkmuştum.
Oysa,
Anlaşılamamaktan şikayet ediyordum.
Neden şair!
Ateşten gömlekti yaşamak!
Yaşamak kime göreydi?
Kim ölüyor/ kim öldürüyor?
Kimler insanlar üzeri saltanatını sürdürüyor?
Sırtlamış sırtlanlar yükünü
Bozguna uğratmaya hazırlar
Güzel olan ne varsa
Ateşe vermeye hazırlar
İnsanlık öldü ah ne fayda
Tutkulu bir aşk hikâyesidir yaşamak
Kanaviçe işler gibi içini doldurmak
Kırmadan, dökmeden sevgi yaymak
Ne güzeldir; yaşamın seyrine doymak
Bir serçenin kanadında göğe uçmak
Yâr gülünce güller açar yüzünde
Kuşlar uçuşur sevdalı gönlümde
Dertlerim biter aşk vardır özümde
Beni yardan ayırmayın ne olur
Hazanım döndü geldi baharım
Zulamda biriken özlemlerin kıyısında
Bir dağ eteğinde tutuşmuş yangınlar
Bir de öfkeli dalgalar yüzüme çarpar
Tutunamıyorum sensiz tek bir yamaca
Teninde Kasım ayının sert havası var;
O, "Anne lütfen ölme!" diye haykırdı
Etrafındaki kalabalığa adeta yalvardı
Yakarışlarına vicdansızlar aldırmadı
Oy kadın, söyle bana nedir senin adın
Cennet anaların ayakları altında kaldı




-
Halil Doğan
Tüm YorumlarKalemine yüreğine sağlık...