Kaç kere kapına geldim
Sen kaç kere kovdun
Sayısını unuttum artık
Evinizi bekleyen köpek gibi
Bekledim seni
Sense herseferinde taş attın
İsyanların kapısına dayandı rüzgar
Çarpıyor tokat gibi acıların perdesi
Kılıfından sıyrıldı mutluluk uzaklarda
Gün ışığı karanlığın gölgesine büründü
Dinmiyor içinde biriken canavarda hız
Can yarim
Yorgun ve suskun geçti seneler
Bunca zaman dizelere imge
Satırlara cümle
Sevgi oldum bazen yüreklere
Silmeye çalıştım öfkeyi, kini, nefreti
Aldı gitti ne var ne yok
Kalbime sapladı bir ok
Aşkın acısı ne çok
Arıyorum çaresi yok
Henüz taze içimde kanar yarası
Karabasan, katran karası ömrü saran,
Yüzümde pençeleri olan bir yaradır çaresizlik.
Kalp atışlarıyla zamanı hesaplayan,
Bir benim mi, benim mi olacak çaresizlik.
Dalında yapraklarımın tek tek döküldüğünü,
Bir eski hüzündür aşk
Gözlerimden uzaklaşırken siluetin
Ayrılık peşinde bakışlarımı hasretine gömmeli
Bir hayli uzun yıllar oldu sevgili
Yırtınır Şiirler Şairler Susunca
Uzakta gölgeler belirir
Çat kapı çık gel gün batımında
Gel, kaldır yalnızlık denen örtüyü
Üfle toprak ananın rahmine
Doğsun mutluluk denen çocuk
Düşlerden bir ev yapalım birlikte
Bir ayrılık rüzgârı esti geçti
Bir yana seni,
Bir başka yana beni savurdu
Umudun ışıldayan yüzü olamadık
Ayrılığın hazin sonu olduk
Hazan yüklü bir zaman diliminde
Sen ki tek memenle
Bebeğini emziren kadın
Sen ki diğer kanserli göğsünü
Kestirip atan kadın
Sen ki beline dökülen örgülü saçlarını
Kazıtan kadın
Çerkez kızı
Sen güneşi içen çocukların al yanaklı nazlısı,
Saçlarına kelebekler takan şiir bakışlı kızı,
Sen dallarında salkım söğüt yumuk yumuk;
Kırmızı, beyaz, sarı çiçekler açan yasemin!




-
Halil Doğan
Tüm YorumlarKalemine yüreğine sağlık...