Başlasın konferans:
Bir kapı aralandı önümde, içi zifiri karanlıktı. Önce ürktüm! Tüylerim ürperdi! Sanki kötü şeyler olacakmış gibi bir hisse kapıldım. Geri dönmek için bir hamle yaptım ama hemen sonra vazgeçtim. Geri dönüp gitmek korkaklık olurdu; hiç tereddütsüz girdim o, izbe karanlığın içine...
Cesaretin ceketi üzerimde duruyordu. Bilgi kuramı zihnimde olağanüstü bir sunum hazırlamıştı, karanlığa karşı.
Sanrılı anlardan düşer dilde körelen bir bıçak
Çaresiz bir sis perdesi sirayet eder gözaltına
Görünmez düşmandan kalkan kılıç kaçak
Ezer, ezber bozar siyah beyaz renklerin dansı
Bir kitabın ortasından okunan paradoks gibi
yine içimde belirsiz bir sancı
yine izbe karanlık bir sızı
yine kalleş bir yabancı
o hancı/ben yolcu...
yine yol aldım sürgün yüreklere
Tebessüm etmez hayat
Işığı gölgeler karanlık
Dünün esaretini saklar
Heybesinde büyür yalnızlık
Esaret altında korkan korkana
yalnızlığına düştüğüm sokakların
kör karanlığındaki izbe acıların
karın ağrısı gürültüsünü kustum.
Barajı kurumuş Ardahan’ım
Cisil cisil ağlıyor kura nehri
Yazgısına küsmüş gelin gibi
Süzülür etekleri kura nehri
Kıvranır sinesinde dalgalar
Kurak topraklar
İrin akıyor dünyanın ağzından
Suların ayak izleri silinmiş
Göğsünü yırtıyor hırçın rüzgar
Birbirine karışmış kış ve bahar
Ateş topu gibi yağdı gökte bombalar
Kura nehri üzerinde uçuştu toz bulutlar
Nehrin suları kurudu yandı karıncalar
Dağıldı kara bulurlar kura da geldi bahar
Köprüsü kırıldı yarıldı kırık zamanlar
Sebepli
Sebepli sebepsiz/ebedi ezeli
Dünyaya geldim geleli
Ben kâinattı ve insanı sevdim
Kuşları avuçlarımda besledim
Sizin sarayda nedir durum?
Kuru ekmek arası mutluluk bizimki
Sarayın görkemli ihtişamı sizinki
Mecliste kuru gürültü var
Kuru ekmeğe talip halk
Sarayda zevki sefa var




-
Halil Doğan
Tüm YorumlarKalemine yüreğine sağlık...