Sistik…
Sustuk bağıra çağıra
ve kin kustuk
ve nefret
ve susamışken; kuruduk…
Bilmesekte
İşin gücün sekte
Temasınsa sadece dirsekte
Seni bir yerlerde düşünemesekte
Ekte mevcut hayatın
Hiç istemesekte…
Huzur vermeliydin
ve göçmen kuşlar gibi uçup gittiğin akşamın akabinde
ve binde bir de olsa görmeliydin gerçeği…
Muzur bir çocuk gibiydin
ve oyunların oyuncak etti sevdiklerini
Sana açılan perdede sahne alıyor hayatın
Köhne dayatmalar refakat ediyor sana
Senin senaryon değil oysa bu, biliyorum…
Kimbilir kaç kulaç atmışsın yaşamın dalgaalrı arasında
İşittin mi rüzgarları?
Hangi tınıdalar
Belliki baskı altındalar
Senin gibi
Estikleri yerden tek bir haber yok
Sus pus olmuşlar
Destelenmiş yapraklar
Bestelenmiş rüzgar uğultularıyla
İçten içe sen
Sevinçten şakıyan kuşlar
Üstelenmiş bir sevgi benimkisi
Listelenmiş arzular
Serpme meze tabakları gibi dağılmış bulutlar gökyüzüne
Bize gelmez dibi görünmeyen rakı bardakları
Halimizden sormasınlar
Yormasınlar artık beklete beklete
Geldi mey zamanı
Çığ olsun çığlıkları çınlayan kadehlerin
Serince bir akşamüzeri ürpertisi tadındadır senin aşkın
Doyasıya
ve yeterince kavuşmaktır
ve dolu dolu
ve bir dolu duyguyla alırsın içine…
Bütün kır çiçeklerinin
ve gelinciklerin ötesindedir bu aşk,
Yalnız
ve yapayalnız da yaşanır;
Sensiz asla…
Yine aynı maviliği seyrettim bu sabah
Masmavi
ve çarşaf gibiydi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!