Kış çökmüş, yollar karlı…
Kaç sene var uğramamışım
Bilmiyorum duramamışım uzaklaşmaktan belki
Şimdi karşımda
Yanı başımda değil belki
Ama uzaktan uzağa seçiliyor aynı bahçe kapısı
Kar taneleri gibi yağıyorsun
İpek ipek
Tane tane
Ilık bir güzgar eşliğinde…
Pek az ürpersen de,
Bembeyaz ve mutlulukla ağlıyorsun…
Upuzun bir sarhoşluğun eşiğinde gece
Yapayalnız çoğalmışlıkların yalnızlığı bu
Çoğunlukla
ve azımsanmayacak ölçüde içi boş boşvermişlikler
ve sadece sessiz sinsiliklerin rüzgarı fırtına öncesi nefessizliğimizi üşüten
Oysa gürdü sesimiz
Konuşmasını bilmezsin,
Hesap desen; sıfır…
Giyinemiyorsun da…
Aile babasısın güya ama
Baksan, sırf zampara…
İçkin sayılı olsa da,
Mızrap olmuşsun
Çalınan kim
Izdırap olmuşsun
Üstüne alınan kim
Gül gibi solmuşsun
Koklayan kim
Kırık şemsiye yağmurları altında yürünüyor
ve isyankarca sürünüyor bir ömre sığdıramadıklarımız
Emre itaat etmeksizin boyun eğiyor
Kandan kırmızı şarap yudumluyor
ve candan yaşadıklarımızı
ve kalakaldıklarımızı dolduruyor kadehler
ve birbirinin peşi sıra
Korkumuzu yendiğimiz gündü o gün
Korkmadığımızı söylesek de, korkaklıkla suçladılar…
Korktuk suçlamalardan;
Korkak olduk…
Ağ gibi örülmüştü her bir taraf
ve dağ gibi insanlrala doluydu
ve bağ bahçe çiçek kokusuydu
ve kendini yıldırmadan
ve bir avuç zenginlik için çıldırmadan önce…
Birkaç işçi gördüm bugün toplanmış
Belli ki eylem var Kızılay Meydanı’nda
Birkaç memur gördüm, birikmiş
Belli ki miting var Kızılay Meydanı’nda
Birkaç öğrenci gördüm gruplaşmış
Belli ki gösteri var Kızılay Meydanı’nda




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!