Hafız Ali ağabey, üstadın elemini ruhunda hissetti
Sığındı, Cenabı Allah’a, içten ihlâsla, kalbi dua etti
Eski zamanda, çok fedakâr insanlar gibi
“Üstadın yerine hasta olup, istedi ölmeyi”
Üstad, tekrar Isparta’ya gönderilmek istenir
Bakanlığın, kesin emri olduğu halka söylenir
Hüsnü ağabey, tekrar arabayı otel önüne çeker
Halk heyecan telaş içinde, sonucu merakla bekler
Hazreti üstad şöyle der, vefatından az önce
“Bunlar tepe takla olup gidecek” ben ölünce
“Hiç kimse anlamak istemedi beni”
“Bulaştırmak istediler bana siyaseti”
On bir Temmuz, bin dokuz yüz altmış Pazartesi
Zamanın, Doğu kolordu komutanıyla Urfa valisi
Özel bir uçakla beraber gelirler Konya’ya
Haber gönderilir, Abdülmecit Ünlükul’a
Sabırsızlıkla beklenen talimat gelir
Mezarın bulunduğu yere girin denir
Kırılır pencerenin demirleri
Askerler oradan girer içeri
Üstad; Urfa’da etti vefat
Biliyordu kabrini her zevat
Mutlaka her kulun duasına
Cevabını verir Yüce Mevla
Üstadın çok müthiş bir harareti var
Kırk derece ateş içinde şiddetli yanar
Bu durumda talebelerinden buz istedi
Bulunamadı, gece yarısı ancak temin edildi
İpek Palas’ın, yirmi yedi nolu odasında
Parlıyordu üstad, yanan loş ışık altında
Bir an, üstad ağabeyin boynundan tutar
O anda Bediüzzaman’ın ruhu ebediyete uçar
Kâinatın namına, her tür etmişti veda
Beşer hesabına, insan nevine gelir sıra
Yetim kalmış idi, Âlem-i İslam
Öksüzdü artık, tüm ehl-i İman
Dış kapıda jandarma bekler
Tüm tedbirleri almış polisler
Mübarek Urfalılar, hemen otel önünde
Binlerce kişi toplanmış çok erken saatte




-
Emirhan Kıraç
Tüm YorumlarBöyle bir yetenek neden keşfedilmedi. Ya da ben mi tanımıyorum.