Acilen bir hükümet doktoru geldi
Muazzez üstadı muayene etti
Şiddetli harareti olduğunu söyler
Yüksek ateşi var, o da hayret eder
Havadisi duyan, umum nur talebeleri
Kor ateşle yanmaya başlar kalpleri
Elmas gibi parlak nurani katreler döker gözler
“İnna Lillah ve İnna İleyhi Raciun” söyler diller
Yıllar önce hazırladı adil kader
Dergâhta kabir için ayrıldı bir yer
Bin dokuz yüz elli dört yılında
Şeyh Müslim’in başkanlığında
Urfalı Molla Abdülhamit Efendi
Kadıoğlu camiinde itikâfta idi
Bediüzzaman’ın vefat ettiği gece
Sadık bir rüya görür nevm âleminde
Cenaze Cuma günü kalkacak
Umum Türkiye’ye haber salınacak
Isparta milletvekilleri, çıkar başbakana
Cenazenin getirilmesi istenir, Isparta’ya
Yirmi üç Mart bin dokuz yüz altmış, Çarşamba
Cenaze hazırlıklarına başlanır, öğleden sonra
Bütün Urfa esnafı, dükkânlarını kapatır
Cenazeye gelir tüm halk, işi gücü bırakır
Bediüzzaman Said Nursi’nin cenazesini
Yıkayacak Urfalı Molla Abdülhamit Efendi
Zübeyir, Bayram, Hüsnü, Abdullah Ağabey
Sıddık dost, Aziz muhatap Hulusi bey
Küçük çaylar ırmakla eşleşir
Nehirler, koca denizle birleşir
Deryalar hep beraber geldi bir araya
Dönüştü, koskocaman sonsuz okyanusa
Hoca, döndü geriye sordu cemaate
Bediüzzaman’ı “nasıl bilirsiniz” diye
“En büyük bir müçtehittir” dedi Nur talebeleri
Dendi aynı zamanda kıyamet “Asrının vekili”
Isparta emniyeti, kaldı telaş içinde
Bediüzzaman’ı, arıyordu her yerde
Uğrayacağı tüm beldelere, verilir haber
Yok, hiçbir havadis aradan üç gün geçer




-
Emirhan Kıraç
Tüm YorumlarBöyle bir yetenek neden keşfedilmedi. Ya da ben mi tanımıyorum.