Ankara’dan, altmış gün sonra geldi emir
Üstad, beraat etti fakat Emirdağ’ına sevk edilir
Buna, en çok Hasan Feyzi ağabey üzüldü
Kanlı gözyaşlarını, sessizce içine döktü
Hasan Feyzi ağabeyin, yanık şiirini
Üstad, Bediüzzaman’a verdiği gibi
Geçerken Emirdağ hayatına
Bizde okuyalım işte tarihi bir hatıra
Hükümetten verildi talimat
Emirdağ’ına gidecek üstad
Kâinata İlahi emir verilmiş
Emirdağ ikindi vaktine girmiş
Hapishane koğuşu, çok soğuk, hem de rutubetli
Kimse yok, görüşmek yasak, zaten oda ufunetli
Denizli hapsinin, ebedi bir meyvesi
Kibrit kutuları içinde, yetiştirilir fidesi
Çok ağır şartlar altında, geçmekte günler
Üstadı, vicdansızca üstelik zehirlediler
Bediüzzaman’ın, yükseliyordu ateşi
Verilen zehrin, tesiri ise pek şiddetli
Bediüzzaman’ı, daha önce bilip tanıyanlar
Hemen, ziyaret etmenin yolunu araştırırlar
Çaycı Emin ağabey, müdebbirane bir şekilde
Gelenleri, üstad la görüştürdü gizlilik içinde
Baskın gelebilir, günün her anında her saatinde
Daim arama yapılır, üstad çok eza cefa çekmekte
Bir gün Emin ağabey gelir, üstadın hizmetine
Üsdat; bulamaz çoraplarını, arar evin her yerinde
Bediüzzaman, Denizli hapishanesinde mahkûm
Allah’ın veli kullarını, hapiste tutmak ne mümkün
Halk üstadı, iki üç sefer görür camide
Denizli çalkalanır, müthiş bu haberle
O dönemde sırtında cübbesi sarığı başında
Kastamonu Nasrullah Camii şadırvanına
İhtiyar bir şahıs, vakar ve heybet içinde
Su doldurmaya geldi, elindeki testisine
Emin ağabey, ikindiyi beraber kılar üstadla
Farz bitmiştir, namaz tesbihatı yapılmakta
Bediüzzaman, kendi kendine sesli konuşur şöyle
“Kambur; ben mi yoksa sen mi haklısın söyle? ”




-
Emirhan Kıraç
Tüm YorumlarBöyle bir yetenek neden keşfedilmedi. Ya da ben mi tanımıyorum.