Isparta -Yalvaç kara yolu üzerinde
Üstad ve talebeleri seyahat etmekte
Mola verilir bir derenin kenarında
Dinlenirler söğüt ağacının altında
Üstadın sanki acelesi var duramaz yerinde
Aralık ve Ocak aylarında sık çıkar seyahate
Bir defa İstanbul’a gider, dört sefer Ankara’ya
Dönüşte uğrar kardeşi Abdülmecit Ünlükul’a
Üstadın çok müthiş bir harareti var
Kırk derece ateş içinde şiddetli yanar
Bu durumda talebelerinden buz istedi
Bulunamadı, gece yarısı ancak temin edildi
İpek Palas’ın, yirmi yedi nolu odasında
Parlıyordu üstad, yanan loş ışık altında
Bir an, üstad ağabeyin boynundan tutar
O anda Bediüzzaman’ın ruhu ebediyete uçar
Kâinatın namına, her tür etmişti veda
Beşer hesabına, insan nevine gelir sıra
Yetim kalmış idi, Âlem-i İslam
Öksüzdü artık, tüm ehl-i İman
Dış kapıda jandarma bekler
Tüm tedbirleri almış polisler
Mübarek Urfalılar, hemen otel önünde
Binlerce kişi toplanmış çok erken saatte
Acilen bir hükümet doktoru geldi
Muazzez üstadı muayene etti
Şiddetli harareti olduğunu söyler
Yüksek ateşi var, o da hayret eder
Havadisi duyan, umum nur talebeleri
Kor ateşle yanmaya başlar kalpleri
Elmas gibi parlak nurani katreler döker gözler
“İnna Lillah ve İnna İleyhi Raciun” söyler diller
Yıllar önce hazırladı adil kader
Dergâhta kabir için ayrıldı bir yer
Bin dokuz yüz elli dört yılında
Şeyh Müslim’in başkanlığında
Urfalı Molla Abdülhamit Efendi
Kadıoğlu camiinde itikâfta idi
Bediüzzaman’ın vefat ettiği gece
Sadık bir rüya görür nevm âleminde




-
Emirhan Kıraç
Tüm YorumlarBöyle bir yetenek neden keşfedilmedi. Ya da ben mi tanımıyorum.