Bir gittin ki
Kan donar.
Yerinme ahvale derin.
Bir geliş var gidişte.
Sen uykularımı kaçıran
Her dem beklediğim
Umur açkını.
Zamanca üşüşüp dolup
Hüsran ile yol olup,
Gönlümün saçkını.
89]Güncel olmaktan sapışın 3.nedeni de, ABD'inde ve Avrupa'daki güçler, kendi iç üretim dengelerini koruyup sürdürmek için, Sovyet'lerinin yayılmacılığını ve komünizmi; 'özgür dünyanın' düşmanı olaraktan görüyorlardı. Aynı şekilde Sovyet emperyalizmi de kapitalizmi ve onun temsilcisi olan karşısındakileri 'Özgür dünyanın' engelcisi bir düşman olaraktan görüyorlardı! Bu aslında sanki iki bloğun aralarında gizli bir paylaşımın ittifak eksenleşmesi idi. Gidiş onu gösteriyordu. Bizlerde istediğimiz taraftan olup kendimize göre 'Özgür dünya' hayalleri kuruyorduk!
1945'in savaş sonrası iki kutuplu paylaşım ve 'özgür Dünya' konjonktürselliği, artık tüm Dünya toplumlarınca tartışılan öğrenci ve işçi eylemlerinin çok hızlı bir başlatıcısı olmuştu. İki ittifak kendilerine uygun peykler oluşturuyordu. Yine de ağababalar bu oluşturulan ittifaklardan ve peyk avcılığından kendilerinin güvenliğini tehlikede görüyorlardı. ABD'leri Türkiye'ye el atarsa, Sovyetler bunu tehdit algılayıp, onlar da Küba'ya el atıyordu! Bu da blok ittifakının zaafı ve zorunlu bir kendi iç sürtünmesi idi. Böylesi bir tehdit algısıyla Sovyetler bize yöneldi.
Bunun üstüne Sovyetlerin bizden üs ve toprak talebi oluşunca, bizdeki telaş ve destek arayışlarına karşın kapitalist emperyalistler 1945'lerdeki günün yöneticilerin kulağına: 'komünizme karşı önleyici, en iyi panzehirin, İslam dini olduğu' söyleyiverecektiler! O zamanlar bizim 4 bölgemizde ağırlıklı olaraktan feodalizm egemendi. Feodalizm, bu tavsiyeye el ovuşturacaktı. Bu tavsiye, bizdeki politikaları; dine oturtmanın bahanesiydi. İktidara gelmenin de şahanesi olacaktı. Artık politika ve din sarmalına girmenin kolaycılığı ve uyuşturuculuğu; iktidar ve derebeci, kol kolalığı; ülkenin kuşatılması olacaktı.
Sevda, bağır açma öyle
Bir seni çekerim içime
Bir özlemlerimi...
Aynı anda buluştururum.
Hayli uzun tuttuğum bir çalışmanın, kısa bir bölümü. Geçişler art ardalığın tekdüzeliği olmayıp, kırılmaların yansıyışıdır. Geçişken üç temel alan ve hem alanlar topaklanması, hem alanlar girişim kaynaşması, tabiri caiz ise esmesi...
1Bir sana, peri; bir sana
Vuslatım düştü.
Al yeşilden hançerlenen
Göğüs çarpmalarım
Önce dünyanın
Tüm istendiklerini
Verin bana.
Alışayım onlara,
Egemenliğimdeyken
Onlar,
Bir bilmezlik selidir, ılgıt ılgıt, kanıyor
Bir güdü bir tahrik, uğruna ya Rab
Kahir gücüne rağmen, senin adına
Avukatlığına! ne Sivas’lar yanıyor.
Adam güdülü, adam şartlanmış
Durumla bitti
Sormadın gitti.
Yılandan kayma
Durumlu sinsi.
Durumla alışırım da
Kar beyaz gecelerde sıkışır canım
Üşür bizsiz sevdam, titrer o ölüm.
Haldeki an, yaradandan şekil bir bölüm
Aslına yüz tutmuştur sevdam, içteki bu ölüm.
Ne su aldım, denizlerden elek ilen
Ne fikir aldım erbaptan kelek ilen
Geçmez ömür sürdüm çok kör felek ilen
Çuldan uzak eşek gezdim de bilmedim
Geldi geçti; elgül bebek, belek ilen




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...