Bir dağ ucuna bir dağ konsa
Varır bir ucuna bir bağ oturur.
O da şenlik kurar, hoyrata vurur
Ne yeşermiş olur, ne kökten kurur
Benim diyen, ben olmaz olur
Bir ucu dökülse, bir ucu sökülür gider
Bir yazan okuyan paradoksu da, yazarın okurunu; okurun da yazarını; seçme ayıklamaya tabi kılar olmalarıdır. Bu seçme ayıklama tek taraflı değildir. Ancak çok ticari oynanan bir çalışma, genel kalıp olan düzlem seviyesine oynayışla, sadece ticari ve popüler olur. Şan mı, şan alır. Şöhret mi, şöhret kazanır. İnsana veya insanlığa bir şey verir mi? Orası kuşkulu!
Nasıl doğada bir seçme ayıklama dediğimiz seleksiyon ilkesi çalışırsa; bunu hayatın pek çok alanı gibi okur-yazar karşılaşmasında da, görmemizle aynı ilke iş başındadır. Pekiyi de bu seçme ayıklama işinde belirleyici olan şeyler neler olabilirdi?
Bir kere yazarın işlediği konunun okur ilgi odağında olup olmaması okuryazar ikileşmesinin bir seçme eleme yöntemidirler.
Kor arzular dön beri eder mi?
Ne zaman bir ceylan su içmeye inse
İnce bir sızı oturur içime
Sevdam kanar
Tuzaklara tutulur
Daha dün çocuktunuz
Avuçlarınız masum
Gözleriniz yaramaz
Şöyle bir dur desem
Hiç kabında duramaz
Sen kader dersin
Varı zarınla ben
Ya düşmüşüm eline...
Tutsağınım ben
Sen sultansın tabiye
Biz seninle el ele
Kaderi tutuştuk
Yen verdik...
Böcek ve örümcekler de mücmel
Serisinden ötleğen ağdı içine
6-]İşte bu kabil enformasyon, cisim içinde kırılmadan gidecek. Ekseni enerji ile dıştan cisim çevresini dolanaraktan, cismin arkasındaki, cismin içinden geçip, ekseni olan ışıkla; kesişen dalga hareketinin birer aktarımları olacaktırlar. İleri doğru olan bir eylemsizlik hareketi, bir kondansatör hareketi gibi sönümlenen hareketin ileri yönünü, destekler. Böyle bir eylemsizlik hareketi, yine bir bobin içindeki azalan akımın, çevresindeki biriken EMK güçle, azalan hareketi devam ettiren; o eyleme özgü hareketi sürükleyen alan durumdurlar.
Yani birim enerji, kendisi hareket enerji; alan içi ilişkiyle kontrollü hareket kazanırken, kendi çevresine hızla artan bir eylem sellik alanlanması kazanır. Eylem sellik kazanan bir özdek; ileri olan hareketle de, hem parçacık yansıması, hem dalga kuşatması gibi birçok niceleyişlerle, etki ve özellik görünümlerine dönüşürler. Bu hal, tekil birliğin kendi çevresine olan değişik iliş kinlikleriyle yansıması durumudurlar.
Makro âlemde enformasyon topun çamur içinde veya pudra toprakta; iz bırakması gibidir. Ya da çamur ve pudra tozun topa bindirmesidir (yapışması, topu lekelemesi) . Topun dalga enerjili haline göre çamur ve pudra toprak, top üzerine modüle bindiriliş gibi taşınır. Aynı enformasyonlar parçacı âleminde, başka bir hareket enerjisi üzerine, manyetik aktarılırlar. Manyetik aktarım, değmeden dahi uzaktan etki ile karşı taraf içine yüklenen bir dolaşımla bindirilmesi olası olmaktadır.
Halkın, kendisi toplumdan gelecek olan sağlayışlara erişebilmek için halkçı tutumlaşır olmak zorundadır da. Değilse halk, kendi(ilişki) lerinden ötürü hiçbir zaman halk (etnikler) birliği yaşamını, hiç oluşturamazlardı. Yeni birlikçi halk totem kaynağının kaynaştırıcısı da, kendi toplumu sayesindedir. Bu yüzden halk çekim alanında, kimi zaman müsamahalıdırlar. Yine halk, bir arada, aynı yazgıyı bölüşür olmaktan ötürü de, kimi dem de, kerhen de olsa, (topluma karşı) belirebilmektedirler.
Halkın kendi üyelerini aitleştirmesi; gelenekten ve geçmişten gelen sosyal birlikçi olan, ama şimdiki durumda da, soyut halk gücüdür. Bu soyut halk gücü çekim alanı kişilerin şimdiki halkla olan yabancılıklarını giderdi. Sosyal soyut halk gücü, kişilerin senli benli, birbirini anlar ve kaynaşır olmalarını sağlayan çok hayati durumdur. Özellikle kişilikleri olgunlaştırmada halk, sosyal soyut olan halk gücünü, çok çekimleştirirler.
Sosyal soyut halk gücünün işlevi, kişilerini; sosyal cemiyete(toplumdan gelen kazançlarını, kişilerin kendi keyfilikleri içinde tüketir olma yaşantılaşmalarına) uyumlaştırmaktır. Bunlar dışında çekim cazibesi yaratamayan halk; aksine kendisi cazibeye kapılır. Halk, bir cazibeye kapılışın çekiminde oluşur. Eski sosyal birlikler (için) de, sosyal birliğin sosyetik(özel-halkçı) yaşamı yoktu.
Yine halkın kişileri, toplumun insan öznelliği olan bireyleri yanından gelir. Bireyler, toplumdaki kendi payı olan ürünlerini, halkın içinde tüketirler. Halk, toplumun bir dış oluşması olduğu için halk; daima toplumun insan öznellikli öğesi tarafından; özelleşen (kişi yaşamı) girişmelerden bağıntılı, toplum yansımalı, toplumumsu zorunlulukla davranır olma birliğidirler. Bu yönü ile halk toplumdan ayrılan bir sistem özelliğidir. Halk; teknolojileri, bilgileri yaratıp, kullanamaz.
Cazibe yaratamayan geniş halk kesimleri, NEYİ NEYE GÖRE CAZİBE MERKEZİ YAPACAKLARINDAN, pek emin değillerdir. Böyle bir çekimleşecekleri somut çekim nesneleri yoktur. Bu yüzden kendi gelenek sanıları (inançları) onlar için bu tür davranışların zorunlu en makulüdür. Kendi inançlarındaki motiflerden ve idesel yatkınlıklardan alıntı ve hitaplar taşıyan yansıyışlar, davranışları olacaktır. Halkın birbiri ile ittifak edemeyen genel etnik yığınları, sanal olan ve eften püften yaratılan, cazibelerle çekimlenirler.
Bu yüzden halkın kesim kesim aynı tip bakış açılarıyla, geçmişte oluşlardan, ama şimdisi olmayan oluşmalarla, bir nostaljileri vardır. Bu türden halk sahiplenişli inanışlar; eski toplumların üretim ilişkileri içinde daima yaşam bulmuşturlar. Ama bu tutumların, toplumun şimdiki yaşamları içinde kalkmış olmaları, iyi bilinmelidir. Şimdiki yaşamın içinde olmadıklarından ötürü bu tutumlar, hali ile saçma sapan ve hurafe ve mitoloji olaraktan algılanır!
Cazibe ya da çekim; var oluşun ve varlığın, temel hareketidir. Olayların bir duruş, bir beliriş, biçimidir. Halkın cazibe alanları, kendi sosyal birlikçi düzenleri içindeki alanlarında, üyelerini kendisi gibi bir kılınışa aitleştirilmektir. Halkın çekim alanındaki üyeler de, kendilerini; halk içinde, birbiri ile iletişmenin, aitlik oluşlarını gerçeklerler. Gelişen aklın, tek tek kişi aklı olmaması gerçeklenmesini sağlar.
Çekim alanı, sadece bir mekanikçi cazibe, hali ile de kalınış da değildir. Çekenle, çekilenin arasında bir girişmesidir de. Çekenle, çekilen arasında bir seçme ayıklama tutumlaşılmasıdır da. Cazibeci alan; çekenle çekilen arasında bir ait kılınma bağıntı organizesidir. Halkın aitleştirme cazibesi, üyelerine bir örnekleştirilmelerini sağlar; üyelerin kimlik birliğini sağlar ve üyelerin duygusal birliklerini sağlar.
Bu sağlayışlar; üyelerin, halk içinde oluşan aidilik tanımlaşmasıdırlar. Aitlik, üyelerinin girişebilme şifresidirler. Aynı zamanda da, birbirini tanıyabilme damgasıdır. Üyelerin çevreye yaydıkları, bu aitlik enformasyon salışımları; çekim alanı içinde kısa süreli ve geçici, sosyal grup birliklerini ve küçük kalabalıkları sağlaştırır. Yine çekim alanı bir düşünce içinde yer alan akımlar biçiminde, moda belirişlerlen de sağlayışçı olabilirler. Çekimleyişler, geçmişten günümüze değin, gelenekçi yaşayış benzerlikleri (mimirikiler) *içinde ola gelen tutumlaşışlar da olmaktadırlar. Ve bir önemlisi de, o cazibe içi yatkınlıkların sizlere; güvenlik telkin eden, bir enformasyon işaretlerini taşır, olmalarıdır.




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...