Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

Değerli Sinan Karakaş Bey,

Aforizma;

''BİR SORUN BİREYSEL OLMUŞ OLABİLİR BİREYLERİN TALEPLERİ OLMUŞ OLABİLİR, BUNA TOPLUMSAL TALEP YOK BÖYLE BİR İHTİYAÇ YOK DİYEMEZSİNİZ, TOPLUMLAR TAŞTAN AĞAÇTAN MI MÜTEŞEKKİLLER ELBETTE Kİ BİREYLER TOPLUMU OLUŞTURMAKTALAR, DÜNYA VAR OLALI BELLİ BU TOPLUMSAL TALEPTE VAR OLMUŞTUR. BU GÜN FELSEFE YOK DİYEBİLİRMİSİNİZ FELSEFELERİN KURAMCILARI İNSANLARI YÖNLENDİRMEKTELER Mİ EVET DÜNYA MERKEZLİ FELSEFE EKOLLERİ TOPLUMSAL TALEP OLUYORDA İKİ DÜNYALI BAKIŞ AÇISI NASIL TOPLUMSAL TALEP OLMUYOR, ULEMANIN NE OLDUĞUNU BİLMENİZ GEREKİRDİ, ARAP DİLİNDE BİLİM ADAMLARI ÜLEMA DİYE NİTELENDİRİLİR, HER İLMİN ARAŞTIRICISI VE BİLGİNİ O KONUNUN O BİLİMİN ULEMASIDIR. BU GÜN MARKSIN HEGELİN ENGELSİN KURAMCILIKLARINI DA İNKÂR EDİYOR MUSUNUZ, ONLARIN MOTİVASYONLARI DEĞİL Mİ BU GÜN AVRUPANIN İÇİNE DÜŞTÜĞÜ ÇIKMAZ. SOVYETLER BİRLİĞİNDE BİLE RUSLAR TEKRAR DİNLERİNE DÖNDÜLER. BU GÜN DÜNYAYA YÖN VERMEYE ÇALIŞAN VE MATERYALİST FELSEFENİN DE KURUCULARI OLANLAR YAHUDİ KÖKENLİ DEĞİLLER Mİ? YORUMLAR HER ZAMAN ONAYLAYICI OLMAYABİLİR, RED EDEN YORUMLARIDA KABULLENMENİZ GEREKECEK, BUNADA SAYGI DUYMANIZ GEREKİR SİZİN YAZDIKLARINIZA BENİM SAYGI DUYDUĞUM GİBİ. SAYGI VE SELAMLARIMLA''

Devamını Oku
Bayram Kaya

Sevgili Mehmet Çoban'a, Cevap

Merhabalar değerli dost


Eğer konular ve sorular tek tek ve sınırlı olursa, bir şeyler tartışılabilirdi. Epey özlü dökümler yazmışsınız.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Merhaba Mükrime Hanım, 1

Genel eleştirelliğinize teşekkür etmiştim. Bana göre, bazı kavramların anlaşılmasında, yanılmalarımız var gibi geldi. Yazımın temel amacı, kavram kargaşası içinde olduğumuzu belirtmekti, bu bir. İkincisi de bir şey söylerken pek çok şeyi de bağlantılarını da özleştirmiş olmamız gerektiğini belirtmeliyiz, demekteydim. Bu denemeler, böyle bir gayretin kendi sınırlılıkları içinde yazıldı. Şu anda 30 bölüm üzerinde yayınlandı.

İnanç kavramının genellik arz eder oluşu, sizin eleştirinizde de, es geçilip, karga ötmesi ve başörtüsü evrensel inancı; örneğin Yahudilikte, Hinduizimde, Hıristiyanlıkta, Sümerlerde vs. genel oluşunu bilmeyip, kısır bir anlayışla, ikisi bir arada nasıl kullanılmış diye hayret edilmekte. Oysa başını örtenin biri, domuzu lanetlerken; diğeri de, oturma odasında besleyen bir tutum içindedir, aynı karga ötmesini, ya da merdiven altında geçmeyi uğursuzluk saymak gibi. Mercimeği, marulu, kutsal ya da haram saymak, da bu gibiler kategorisindedir. Meram bu.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Gün yiter, aşk biter
Arandıkta, aradığınız bulunmaz olur
Ve o süreçte
Felekten kurşun yemiş
Canınızdan feryat demiş olursunuz
Bir yanıyla kar, bir yanıyla zar

Devamını Oku
Bayram Kaya

Bu zararsız, nedensiz duran mutasyon süredurum zaman, bir değişmeye karşılık düştüğünde, hemen girişip işlevleşir bir hazır depo zamandır. Yeni durum karşısında, bir tepki, bir tedbir olarak işlemeye başlarlar. Biriken zararsız depo zaman mutan tik değişmelerin, çevre değişmelerine denk düşmeme gibi olasılığı dahi, denk düşme olasılığından daha fazladır. Burada işlev olan, ama değişmeyle özellik kazanmış olan, daha belirleyicidir. Çünkü diğer işlevsiz değişmeler, organizmaya fazladan bir yer zaman ve enerji sarfından dolayı, organizma tarafından imhası söz konusu da olacaktır.

Şunu tekrar vurgulayayım. Başlangıcın organizesinde çevrenin sunumu içindeki mutasyon ve arzların bölge uzay zaman yakınlık ilişkilerinin bir etkileşmesi olan birilikler aidiyeti içinde yapılanılmalar vardı. Bu simetri yasası gereği, cevre sunumları içindeki biri birlerine yansımalı, basit birlik etkileriyken “ilişkilerini korumayı” tutumlaştı. Vücut organ elliklerde ise artık çevrenin sunumu yerine, vücudun kendi vücut içi mutasyon arzlarının sunumundan seçilim yapmaktadır. Bu demek değildir ki, insanlara viral yollarla mutasyon bulaşmaları olmuyor.

Organizma içindeki depo zamanların kendi mutan tik değişmeleri önce kendi ile girişirdir. Eğer yeni bir durumu karşılayan depo zamansa kalır. Ya da bir işlev durumun çalışmasına engel olmuyor da, o işlev durum üzerinde, işlevsiz olarak, avara kasnak gibi o işlevle sürüp gidiyorsa, buda işlevle birlikte ileri aktarılabilir. Burada şu çelişki vardır. Yararsız bir işlev, en az enerji harcanma ilkesi gereğince vücutta tutulmamalılardı!

Devamını Oku
Bayram Kaya

Mahşeri oluşturduk içimizde
Ne yazar, mahşer olmuşsa dışımızda
Ne de söner mahşer, kışımızda

Biçim özsüz, öz biçimsizse
Ne akıl koyacak iradım /olmuş kılma

Devamını Oku
Bayram Kaya

88]Siyasetlerin toplumsal politikalar sunması yerine; halka: 'ne olursan ol, gel' politikasıyla, sosyal halkçı mantığın hoşgörü olan anlayışlarını, toplumsal mantık anlayışların yerine koyaraktan çağırışları yerlerini aldı! Bu mantık içinde, sosyal demokrat bir politikaya, bir kapitalist bir şeriyatçı; kendisi dışındakini batıl sayan anlayışlar, nasıl destek verecekti? Siz onların politik tercihlerini mi sağlayacaktınız, yoksa onlarla uyuşmaz olan sosyal adaletçi politikaları mı yerine getirecektiniz?

Halkın güvensizlik korkularından ve hassasiyetlerinden kısır siyasetler yapıldı! 'Bana çarşaflı oy verirse, istemem mi diyecektim? ' deme sığlığına düşüldü. Oysa oy veren kitle içinde sadece çarşaflı olan yoktu, katil, hırsız, üçkâğıtçı, hileci, madrabaz, hastalıklı, utanmaz, tecavüzcü vs.'lerden de olabilen her türden kümeleniş vardı. Bu sıfatlar da rozetle ödüllendirilecek miydi?

Bu kümelenişler hassasiyetlik olmamalıdır. Sadece yurttaştır oy kullanma ve kendi iredesi ile seçim tercihleri vardır, kuralına istinaden projelerinizi tanıtırsınız. Değilse onun oyunu reddetmeyeceğim diyerekten o tür suçların hırsızlığına, madrabazlığına, katil oluşuna, rozet takamazsınız. Size oy verecek çarşaflının sizin politikalarınızı benimsemişse zaten, çağdaşlığı da sindirmiş olmalıdır! Eğer seçilmenin mantığı çarşaflılığa övgü ise Bu türden dinci siyasetin sağda onlarca örnek asılları var iken, halk bu tür zavallı maneviyatçı (!) suret partilerle, niçin oy versindi ki?

Devamını Oku
Bayram Kaya

9_]Bencilliğimiz içinde, kendinize göre, kendinizin bilinci vardır. Ne var ki; sizi, size göre değerleyen ve sizi siz gibi kişilerle ve doğayla giriştirilmesi karnınızı doyurmak için bile olsa, giriştirmenin ölçüsü yine de bencilliğimizdirler. Bilim ve bilginiz, büyücülüğünüz de hep bu bencillik ölçüsü üzerine otururlar. Sizin dışınızdakilerle ilişkileriniz içinde de bir giriştiren hep, bencilliğiniz olacaktır.

Bu bencilliğiniz sayesinde, olay ve olguları kendi bencilliğinizden başlatıp, sonra da çevreden olay ve olguları üzerinde dolaştırışla, kendinize doğru gelen bilinçlenmeye ulaşmışsınızdır. İşi, bencilce kısır noktadan ele almanız; sizi bugünkü uygarlık düzeyine getirmiştir. Bencilliğin akışı, konturları tam olmayan ve hiç bir zaman da tam olmayacak olan, bir yol eğ imlenmesidirler.

Yani insanlar, bencillik giriştirmesi ile konuşuyor, yapılaşıyordular. Girişen yapısal nesnel süreçlerin eğimiyle de yol alıyorlardı. Bu eğim içinde edinilen bilinçle; kimi kez de insanlar yolunu, istedikleri gibi biçimliyorlardı. Kişisel bencillikler, önce sosyo öznel bilinçle frenlenip kamufle edilerek sosyalleşmiştir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Pek çok osilasyon ve indüksiyon (gerekirlik) içinde, sadece bu iki osilasyon ve indükleme kuramından ikincisi somut metodikleşirken, birincinin yaşayışı, sırrı ve nedeni kişilerdedir. Kişi içsel oluşumun, dışsal ve öznel ilişkilenişinin sarmalıdır. Farklı farklıdır ama mutlaka kişiseldir. Çünkü kişinin içselinden doğup gelişen ve kişi içseline dönene, bir yaşama ve belki de Tanrı'sal alandır. Bu da inançların kişisel yapı oluşunun temel diyagramıdır (olgu değişim ve gelişim grafiği) . İnancın eğilimlilik oluşunu sanal düzleme götüren mütalaaları burada kesiyorum.

Demek ki inanç daha temel ve doğru düzlemde geliştirildiğinde uhrevilik ve ulviyet kazandırılacak. Sonuçta sosyal yaşayışın, toplumsal yaşayışın, gölge gibi bir yansıma anlayışı olacaktır.

Buradan da, inancın kişisel oluşuna bir yansıma daha eklemlenecektir. Halktan ve toplumsal belirişe katılamayan bir kişinin, dışsal yansıma anlama ve anlayışı ile hem toplumda hem halkta yaşayan bireyin, dışsal yansıması anlayışı ve bunun içsel ilişkilenişle osilasyonla beyne indüklemesi çok çok farklı olacaktır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Sokrat; "tek bildiğim şey hiç bir şey bilmediğimdir" diyordu demesine de; biz insanı kâmil denen bir şeyi biliyorduk. Elin gavuru varsın insanı kâmili aransın dursundu(!) Biz tüm yetkinliğe kavuşmuştuk.

Bizde ise erdem iki şekilde gerçekleşiyordu. Birçoklarının “insanı kâmil” davranışlarını örnek alarak itaat etmek ve itaati olanın, susması idi. Yani; birinci olarak insanı kâmili hedeflemek; ikinci olaraktan da itaat etmek ve susmaktı. Bu kadardı. Akıl yerli yerinde duracaktı, biz de bir muti olarak, olgun insan olacaktık! İşte geri kalmanın ve gerileşmenin temelindeki prangalardan birisidir bu aşılanış.

Sanki evrende belli bir standartlardan sapmayan bir doğru vardı. Birileri de akla karayı seçerek, bu doğruyu bulmuştu. Bizler de bu doğru olan standardı uyguluyorduk! Oysa doğru ve standartlarınız göreceydi. Ve görece ilişkileri içinde oluşla kesikli (sınırlı-gelip geçici) ve yeni inşalarla sürekliydiler.

Devamını Oku