Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

Girişen davranış ve istemlerimiz, yeni bir karşılaşmanın gereği olarak sönümledir. Buna da sınırlanma kısıtlanma denir. Sizin, yanınızda olan bir kişinin bağırmasından rahatsız olmanız demek; siz bağırınca da, başkası rahatsız olacak deme anlayışıdır. Eğer iki bağıran hevesli bir gerektirme ile bir arada olacaklarsa, bağırmama sönümleşmesi kendiliğinden ve karşılıklı gerekme olarak belirmiş sınırlandırılmış olur. Bu kendilik belirme, bu bir sınırlı oluş ve bir bağımlı oluş, kısıtlanışıdır.

İki kişi olmak, yepyeni; tahmin edilemez bir olanağı bir yapabilme muktedirlik özgürlüğünü, size dayatacaktır. Serbest tavırlardan karşılıklı olarak vaz geçen iki güç, iki gücün üretebildiği aynı durumları gerektiğinde tekrar tekrar üretme, tekrardan ortaya koyma olanağını daim size verecektir. İşte bu tekrar tekrar üretiş yapabilirlik gücüdür. Özgür olmak demek, toplumla daha da karmaşıklaşacak bir üretim biçimiyle oluşacak, bilgisel, teknik bağımlı yapabilirliktir.

İki kişi, daha işin başında, erken dönemde, av yapmayı, zaman içinde birlikte ve kolaylıkla yapıp paylaşır olacaklardı. Bu paylaşımda keyfilikler değil de, birlikte yapılacakların en kaba hareket biçimi olan işaretleşme bile kendiliğinden bir gerekme olarak ortaya konur olacaktı. İşin tekrar tekrar oluşturulması, başka zihni yansımaları ve soyut düşünmeyi ortaya koyacak, bunu yanındakine anlatımının yolunu bulmayı, ona zorlayacaktı. Bu anlatımın en doğal yolu da mantı kut tayırdır (kuşdili) .

Devamını Oku
Bayram Kaya

Bin bir renk cümbüş eylese de
Bürünse de bin bir surat
Üşümüştüler her bir tıynetleriyle
Ayazlı gecelerin soğuğundan değil
Umudun suya düşmesinden zemle
Elleri ceplerine sığmıyordu

Devamını Oku
Bayram Kaya

Değerli okur. Burada az ya da biraz okunan bütün yazılarımda belki de ilk kez duyacağınız çıkarım ve ortaya koyuşlar mevcut olup, bunlar yazarın kendi rezervidirler.

Çok ortaya koyuşlarım bilinenlerin aksine oluşla belki de bir şaşkınlık ya da kulak asmazlık olmaktadır. Bu nedenle okunup anlaşılması da güç olabilmektedir. Böyle olunca, bu tür yazılar pek okunup yeğlenmezler. Buna rağmen, insanlar yine de yazar. Yazmalı da. Bir düşünce yazısının sanırım mukadderatı da budur. Yazıyı kafanızdaki önyargılı, totem anlamasıyla okumayınız lütfen.

Totemi oluşturan; ateşi kullanım alanına sokan; tekerleği bulan; hayvanı evcilleştirip, postunu sırtına geçiren; bitki yetiştiren; kesici aletler yapan; resim çizen; bugünkü sosyo toplumsa yaşamları ortaya koyan insanlara, ilkel demek; güncel ilkelliğin aydın cehaleti olmasından başka bir şey değildir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Gün yiter, aşk biter
Arandıkta, aradığınız bulunmaz olur
Ve o süreçte
Felekten kurşun yemiş
Canınızdan feryat demiş olursunuz
Bir yanıyla kar, bir yanıyla zar

Devamını Oku
Bayram Kaya

Bu zararsız, nedensiz duran mutasyon süredurum zaman, bir değişmeye karşılık düştüğünde, hemen girişip işlevleşir bir hazır depo zamandır. Yeni durum karşısında, bir tepki, bir tedbir olarak işlemeye başlarlar. Biriken zararsız depo zaman mutan tik değişmelerin, çevre değişmelerine denk düşmeme gibi olasılığı dahi, denk düşme olasılığından daha fazladır. Burada işlev olan, ama değişmeyle özellik kazanmış olan, daha belirleyicidir. Çünkü diğer işlevsiz değişmeler, organizmaya fazladan bir yer zaman ve enerji sarfından dolayı, organizma tarafından imhası söz konusu da olacaktır.

Şunu tekrar vurgulayayım. Başlangıcın organizesinde çevrenin sunumu içindeki mutasyon ve arzların bölge uzay zaman yakınlık ilişkilerinin bir etkileşmesi olan birilikler aidiyeti içinde yapılanılmalar vardı. Bu simetri yasası gereği, cevre sunumları içindeki biri birlerine yansımalı, basit birlik etkileriyken “ilişkilerini korumayı” tutumlaştı. Vücut organ elliklerde ise artık çevrenin sunumu yerine, vücudun kendi vücut içi mutasyon arzlarının sunumundan seçilim yapmaktadır. Bu demek değildir ki, insanlara viral yollarla mutasyon bulaşmaları olmuyor.

Organizma içindeki depo zamanların kendi mutan tik değişmeleri önce kendi ile girişirdir. Eğer yeni bir durumu karşılayan depo zamansa kalır. Ya da bir işlev durumun çalışmasına engel olmuyor da, o işlev durum üzerinde, işlevsiz olarak, avara kasnak gibi o işlevle sürüp gidiyorsa, buda işlevle birlikte ileri aktarılabilir. Burada şu çelişki vardır. Yararsız bir işlev, en az enerji harcanma ilkesi gereğince vücutta tutulmamalılardı!

Devamını Oku
Bayram Kaya

Mahşeri oluşturduk içimizde
Ne yazar, mahşer olmuşsa dışımızda
Ne de söner mahşer, kışımızda

Biçim özsüz, öz biçimsizse
Ne akıl koyacak iradım /olmuş kılma

Devamını Oku
Bayram Kaya

88]Siyasetlerin toplumsal politikalar sunması yerine; halka: 'ne olursan ol, gel' politikasıyla, sosyal halkçı mantığın hoşgörü olan anlayışlarını, toplumsal mantık anlayışların yerine koyaraktan çağırışları yerlerini aldı! Bu mantık içinde, sosyal demokrat bir politikaya, bir kapitalist bir şeriyatçı; kendisi dışındakini batıl sayan anlayışlar, nasıl destek verecekti? Siz onların politik tercihlerini mi sağlayacaktınız, yoksa onlarla uyuşmaz olan sosyal adaletçi politikaları mı yerine getirecektiniz?

Halkın güvensizlik korkularından ve hassasiyetlerinden kısır siyasetler yapıldı! 'Bana çarşaflı oy verirse, istemem mi diyecektim? ' deme sığlığına düşüldü. Oysa oy veren kitle içinde sadece çarşaflı olan yoktu, katil, hırsız, üçkâğıtçı, hileci, madrabaz, hastalıklı, utanmaz, tecavüzcü vs.'lerden de olabilen her türden kümeleniş vardı. Bu sıfatlar da rozetle ödüllendirilecek miydi?

Bu kümelenişler hassasiyetlik olmamalıdır. Sadece yurttaştır oy kullanma ve kendi iredesi ile seçim tercihleri vardır, kuralına istinaden projelerinizi tanıtırsınız. Değilse onun oyunu reddetmeyeceğim diyerekten o tür suçların hırsızlığına, madrabazlığına, katil oluşuna, rozet takamazsınız. Size oy verecek çarşaflının sizin politikalarınızı benimsemişse zaten, çağdaşlığı da sindirmiş olmalıdır! Eğer seçilmenin mantığı çarşaflılığa övgü ise Bu türden dinci siyasetin sağda onlarca örnek asılları var iken, halk bu tür zavallı maneviyatçı (!) suret partilerle, niçin oy versindi ki?

Devamını Oku
Bayram Kaya

Pek çok osilasyon ve indüksiyon (gerekirlik) içinde, sadece bu iki osilasyon ve indükleme kuramından ikincisi somut metodikleşirken, birincinin yaşayışı, sırrı ve nedeni kişilerdedir. Kişi içsel oluşumun, dışsal ve öznel ilişkilenişinin sarmalıdır. Farklı farklıdır ama mutlaka kişiseldir. Çünkü kişinin içselinden doğup gelişen ve kişi içseline dönene, bir yaşama ve belki de Tanrı'sal alandır. Bu da inançların kişisel yapı oluşunun temel diyagramıdır (olgu değişim ve gelişim grafiği) . İnancın eğilimlilik oluşunu sanal düzleme götüren mütalaaları burada kesiyorum.

Demek ki inanç daha temel ve doğru düzlemde geliştirildiğinde uhrevilik ve ulviyet kazandırılacak. Sonuçta sosyal yaşayışın, toplumsal yaşayışın, gölge gibi bir yansıma anlayışı olacaktır.

Buradan da, inancın kişisel oluşuna bir yansıma daha eklemlenecektir. Halktan ve toplumsal belirişe katılamayan bir kişinin, dışsal yansıma anlama ve anlayışı ile hem toplumda hem halkta yaşayan bireyin, dışsal yansıması anlayışı ve bunun içsel ilişkilenişle osilasyonla beyne indüklemesi çok çok farklı olacaktır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

9_]Bencilliğimiz içinde, kendinize göre, kendinizin bilinci vardır. Ne var ki; sizi, size göre değerleyen ve sizi siz gibi kişilerle ve doğayla giriştirilmesi karnınızı doyurmak için bile olsa, giriştirmenin ölçüsü yine de bencilliğimizdirler. Bilim ve bilginiz, büyücülüğünüz de hep bu bencillik ölçüsü üzerine otururlar. Sizin dışınızdakilerle ilişkileriniz içinde de bir giriştiren hep, bencilliğiniz olacaktır.

Bu bencilliğiniz sayesinde, olay ve olguları kendi bencilliğinizden başlatıp, sonra da çevreden olay ve olguları üzerinde dolaştırışla, kendinize doğru gelen bilinçlenmeye ulaşmışsınızdır. İşi, bencilce kısır noktadan ele almanız; sizi bugünkü uygarlık düzeyine getirmiştir. Bencilliğin akışı, konturları tam olmayan ve hiç bir zaman da tam olmayacak olan, bir yol eğ imlenmesidirler.

Yani insanlar, bencillik giriştirmesi ile konuşuyor, yapılaşıyordular. Girişen yapısal nesnel süreçlerin eğimiyle de yol alıyorlardı. Bu eğim içinde edinilen bilinçle; kimi kez de insanlar yolunu, istedikleri gibi biçimliyorlardı. Kişisel bencillikler, önce sosyo öznel bilinçle frenlenip kamufle edilerek sosyalleşmiştir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

89]Güncel olmaktan sapışın 3.nedeni de, ABD'inde ve Avrupa'daki güçler, kendi iç üretim dengelerini koruyup sürdürmek için, Sovyet'lerinin yayılmacılığını ve komünizmi; 'özgür dünyanın' düşmanı olaraktan görüyorlardı. Aynı şekilde Sovyet emperyalizmi de kapitalizmi ve onun temsilcisi olan karşısındakileri 'Özgür dünyanın' engelcisi bir düşman olaraktan görüyorlardı! Bu aslında sanki iki bloğun aralarında gizli bir paylaşımın ittifak eksenleşmesi idi. Gidiş onu gösteriyordu. Bizlerde istediğimiz taraftan olup kendimize göre 'Özgür dünya' hayalleri kuruyorduk!

1945'in savaş sonrası iki kutuplu paylaşım ve 'özgür Dünya' konjonktürselliği, artık tüm Dünya toplumlarınca tartışılan öğrenci ve işçi eylemlerinin çok hızlı bir başlatıcısı olmuştu. İki ittifak kendilerine uygun peykler oluşturuyordu. Yine de ağababalar bu oluşturulan ittifaklardan ve peyk avcılığından kendilerinin güvenliğini tehlikede görüyorlardı. ABD'leri Türkiye'ye el atarsa, Sovyetler bunu tehdit algılayıp, onlar da Küba'ya el atıyordu! Bu da blok ittifakının zaafı ve zorunlu bir kendi iç sürtünmesi idi. Böylesi bir tehdit algısıyla Sovyetler bize yöneldi.

Bunun üstüne Sovyetlerin bizden üs ve toprak talebi oluşunca, bizdeki telaş ve destek arayışlarına karşın kapitalist emperyalistler 1945'lerdeki günün yöneticilerin kulağına: 'komünizme karşı önleyici, en iyi panzehirin, İslam dini olduğu' söyleyiverecektiler! O zamanlar bizim 4 bölgemizde ağırlıklı olaraktan feodalizm egemendi. Feodalizm, bu tavsiyeye el ovuşturacaktı. Bu tavsiye, bizdeki politikaları; dine oturtmanın bahanesiydi. İktidara gelmenin de şahanesi olacaktı. Artık politika ve din sarmalına girmenin kolaycılığı ve uyuşturuculuğu; iktidar ve derebeci, kol kolalığı; ülkenin kuşatılması olacaktı.

Devamını Oku