Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

Yol uzunluğundan bilme
Sevdanın gözlerine bak
Göremediklerin değildir ayrılık
Ne muhtaçlıklarıma korsun da bilmem
Farkında olmamıştır sayrılık

Devamını Oku
Bayram Kaya

1-]İnsan cennetten çıkmamıştı. Cennet insanın içinde çıktı. İnsanlar başta toplumsal hayata geçişle, birçok cennet algıları yarattıysalar da, bana göre; tarihi süreçte insanlık üç temel cennet algısı üzerine, diğer sosyal ve toplumsal özne algılarını da bu algılar üzerine bindirilişleriyle de, cennet tasavvurlarını ve cennete dek fikirlerini geliştirebildiler. Bu algı artık tüm gelecekteki yaşamlarının da kurgu temeli olacaktı.

Bu algıların temelinde, egoizmin rahat sağlanır oluşuna denk düşen bir konumla bulunuş sağlananı vardır. Ki bu konumlama sağlananı da bu tür tüm fantezi ve takıntıları (fetişizmi) kristalize eden bir imleyicidirler.

Hele de cennet özlemi içinde sonraki mülkiyetçi ilişkilerin bulunması vardır. İnsanların sınıfsal olma farklarından dolayı kendi için ulaşılmaz olanların fetişizmi ile cennet özlemlerinin yeni birikmesine dek beklenti takıntıları vardır. Ki bu cennet tasavvurlarının içi daha çok ittifakı dönem sonrasıyla başlayan üretim ilişkileriyle hayli yüklendiğini göstermektedir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Bu türden kimi yazılarla, değerli yazarlarımız; zaman ve zemince aşılmış, geri kalmış değerleri, sanki: ' sürekli gelişen kültürümüze karşın, bu aşılmış olanları, ilgisiz olanları, skala edip, güya bozulan kültürümüze mahirce, emsali misal, yapmanın' tek yanlı ve dar, bilmezce, affedilmez bir yanılgısı içinde, gibidirler.

Makale gibi girişilen yazılar; daha temelleri belirlenmeden soyut, muğlâk ifadelerle akıl yerine duygular yaratacak olan kendi öğütlerini ortaya koyuşlarıyla okurlarını, iyice şartlandırırlar. “Kültürümüzün yaşaması için! kaybolmaması için! gelecek nesillere çok sağlam bir şekilde, ciddiyetle ve özenle aktaracağımız, bırakacağımız en büyük mirasımızdır.” Gibisinden kimi anlatımlar ve yanıltmalar, hiçbir yazarlık işlevi ortaya koymayan sıradan bir abur cuburluktur. Hal bu ki işlevsel olan, işlevsel olacak olan yaşar. Ve kaybolmaz, işlev oluşla dinamikleriyle süreklileşir.

Sözün gelimi, refahını paylaştıramadığınız topluma, kültür aktarmanın gayreti güdülür! Tabi belli bir yaşam standardını tutturamayan halk da bu aktarmayı fazla taşıyamaz. Masasına henüz sıcak çorbasını (sağlayışını) koyamayan insan, masasına çiçek (kültürünü) koyabilmenin arayışı içinde de, olamayacaktır. Yine, söz gelimi Almanya’ya işçi olur, kısmen Alman’a ilişkin kültürü, Alman refahı ile beraber tüketir! Sabahın beşinden, akşamın beşine değin iş gören kendi yurttaşınız, genelci kültüre hiç vakit ayıramadığından, inancı olan dar kültürün bilinçsiz bir savunuru ve iyice sarılırı olacaktır! Artık gelişmeyen cılızlıklarla varlaşarak yaşamaya sarılan çoğunlukla gelenekçi olan kültürle baş başa kalırsınız!

Devamını Oku
Bayram Kaya

Değilse böylesi yalıncı ve girişme siz oluşla mecliste, lineer geçen bir teklif bir tek adam baskısı ya da partizanca olmanın, oligarşi baskısı olurdu. İşte halkın temsili genel katılımı ve soyut iradesi buradaki muhalefeti, uzlaşma ile ortaya çıkacaktır.

Toplum kolektiftir. İktidar katalizör oluşla yöneten, sunan güçtür. Değilse, çoğunluk seçimi ile erke gelip, istediği yasama ve yürütmeci oluşun yasalarını çıkarıp ta; arkanızdaki seçmeni de; “ işte size, halksa, halk! Halk iradesi ise; biz, tam da iradi seçilmiş bir halk iradesiyiz, demenin gaflet ve dalaleti değildir de nedir? Oysa bu kabil uzlaşı ile çıkacak olan da, yine sizin emek, gayret ve başarınızdırlar.

Girişme siz olurla duran projeyi, eğer siz: ”bu benim meşru hakkımdır, çoğunluğum var, teklifi verir ve mecliste geçiririm” dediğiniz an bu hakkınızla yine bir başka sorumluluğunuz ve zorunluluğunuz olan ‘parlamentoyu çalıştırma’ gibi bir görevinizle, meclisteki çoğunluğumla ben bunu geçiririm dediğiniz tavrınız çelişirler. Çatışma başlar ve şiddetlenir. Nedeni de basittir. Demokrasi, bunların uzlaşısıdır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

İnançlar, öznel ve insana değin bir hak olurluksa da, topluma değin bir hak olurluk değilidir. Yani toplumda görevleşişle, girişen kişilrti giriştiren bir toplımsal düzenleşilir sorumluluk değildirler. Kaynağı toplum olmayanın, oynağı (aktif olabilirce devindiği zemin alanı) da toplumlar, olamaz. Üstelik keyfilikler toplumun değil, özel hayatın; sosyal hayatın bir gereğidirler.

Söz gelimi siz sosyal hayatta keyfiliğiniz ne olursa olsun, keyfilikler içinde oluşlarla giyinirken; toplumdaki giyinmeniz, bırakınız keyfi olmayı; zorunlulukla olmaktadır. Topluma karşı, bir yetki kullanımı, bir yetkilenme, bir otorite belirtme, bir sorumlu olma ve bir sorumluluk taşıma ve bir mesleki aleniyet belirtme gibisinden işaret, sinyal taşıma iletişmesi gibi durumlarına denk gelebilmektedir.

Yani toplumdaki giyinişin, topluma karşı sorumluluktu bir taşınması vardır. Oysa inanca dek taşıma giyinişin ve eylemlerin, topluma ya da bir başkasına hiçbir gretirisi, götürüsü yoktur. Halbu ki o gün sizler, örtünmüşseniz ya da örtünmemişseniz; bu açık kapalı tavrınızdan ötürü topluma denk düşer bir aksamaya ilişkin, hiçbir mesaj alamazsınız.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Yıllardır, hep birilerini taklit yaparlıkla suçladık. Sanki görevimiz ve konumumuz bu! Kendimiz de, taklit olmayan! ne ise; onu bir türlü gösteremedik. Ve bir taklit dahi etmezliğin boş pısırıklığını taşıdık! Taklit etmedik, edemedik ama taklit nesne gereklerinin esiri ve müdavimi olduk! Olsun, ne gam küffar aklına muhtaç olmuşsun! Varsın olsundu küffarı taklit etmedik ya, sen ona bak! O kızıl şeytani cehennemlikleri Allah; güya çalışsın bilimsel gelişmeleri bulsunlar da, bizler rahat edelim diye yaratmıştı! Onun için el kapısını yol ve ekmek kapısı yapmıştık zahir. Olsun biz yinede bu halimize bakmadan, kendi içimizde batı taklitçilerini açık edip, bir güzel utandırdık ya! Buna da şükürdü!

Taklit bir örneksemeyi benzeterek, aynı kılarak yapıp öğrenme ve bir yetenek kazanma işidir. Taklit, bir olumsuzluğun da, öykünülüp; eleştirel hicivsel gösterme, karikatürizesidir. Taklit bir hevese gelimin, olumlanması ya da olumsuzlanması olabilmektedir. Taklit bir eylem koyuş ve yol alıştır. Bu yol alış olumludan başlayıp olumsuza gidebileceği gibi, olumsuzdan başlayıp olumluya da gidebilir. Sizin bilinciniz ve sosyal bilinciniz, kendinize güveni ve katkılığı, burada işe katacak, kendisini; yani birikim, çaba ve hünerini, olaya dahil edecektir.

Bir şeyler üreten, yazan çizen ülke aydınının ve ülkelerin; böyle bir saplantı ve takıntı tekrarlaması yoktur. Taklit içindeki bir ülke olup bitenin farkındadır. Dünya ile ilişki içindedir ve bir azimle çevre ile yarışma mücadelesinin girmiştir. Bu da şiddetle istenecek ve umur bir durumdur.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Bayramların en temel sosyal savı, saygı, sevgi, dostluk, barış ve yardımlaşmadır. Bundan güzel, bundan ulvi bir amaç olabilir mi? Buna razı olmamak olası mı?

Ama hangi saygı sevgi? Dendiğin de, el öpüp, yüz değdiriyoruz ya, yetmez mi? Diyorsanız, diyecek bir şey yoktur. Bayramınız kutlu ola.

Hergün normalde olması gerekenin, toplumsal ve sosyal aidiyetçi bir çekimleşme davranışlarını ortaya koymanızın; yani zorunlu girişmenizin bir mesajlaşması olan bu kabil hareketlerin, bayramı olur mu? Her gün yüzünüzü yıkarsınız, her gün insanlara tebessüm edersiniz.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Ne hoyrat zamanlar yaşadım Amelika
Delidolu...
Soğuk bağırlarda sıcaklık
Sıcak bağırlarda serinlikle

Ah Amelika, Amelika

Devamını Oku
Bayram Kaya

50-] Eş deyişle, yanlışta ısrar ve direnç etmemenizin ve zorunlu olanların anlaşılmasıdır. Etniklik bir gereklilikse; kendi süreçleri içinde etnik düzlemler, kendi olgunlaşmasını tamamlayamadan sizlerin onu yok etmeniz olası mı?

Söz gelimi, köleci düzlem kendi olgunlaşması ile kendi ölümünü gerçekleştirmeden önce, köleci düzleme onca nefretle bakılıp, onca karşı konulmasına, onca yok sayılmasına, onca dinsel kültürler geliştirilmesine rağmen, binlerce yıl kaldırılabildi mi? Ki eğer sizce etniklik insan uygarlaşmasında hala işlevsel geçerlilikse, etnikliği görmezden gelişle, kaldırmış mı olacaksınız?

Bu tam bir cahillik paradoksu olurdu. Etnikliği mekanikti kaldırmıyorsunuz. Kendi kullanım süresi olan miladını doldurmuş olmanın, can çekişmesidir. Hep bunlar toplumsal yapıdaki üretim nesnelerinin ve üretim nesnelerini paylaşacak olan tüketimin, gerektiği gibi sağlanamamış olmasının dışlanmışlık hissi ilen de, dış sebeplerden ötürü girişen, giriştileri bilmediğiniz sürece de, bir bela sorunsalınız olacaktır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

7] 6-Bu tür, biat kültürüne dek en çok istismar ve geçim kaynağı şekline dönüşmüş olanı, dini kült aitlikti sistemlerdir. Egemen kültüre hizmet etmeyi ve itaatin gerekliliğini, sorgusuz sualsiz olaraktan bunlar öngörür. Aslında biatçe kültürde egemenliğin kaynağı, toplumsal yapılar gibi ve nesnelce bir kılgın oluşmanın görünür ilişkilenmeleri olmadığından, tartışılır bir şeyi de olmayacaktır. Zorunlu olaraktan biati kültür size, bir biati kültürü dayatacaktır.

Fakat yaşantı aşma ve ilişkiler somut olduğundan, bir süre sonra bunlar, kanlı çatışmalarla tartışılır olacaktır. Biatin kabul edilen şekliyle, dinlerde de, bu böyledir: 'Sen bilmezsin, ben bilirim! ' deme mantığıdır. İşte bu durum üzerine, biat kültürünün ve kültünün, çağlardan beridir yayılma ve taşıyıcısı olan ana kaynakları böyle çalışır. Bunlar o inanca değin, tariki (tarikatı) biatçe, siyasi yapılanmalardır.

Daha çokta, Ortadoğulu bir biat kültü ve kültürüdürler. Eskinin sosyal yapısı içinde, toplumsal yapılara geçişte biat kültürü kullanılmıştır. Ve bir süre toplumsal işleyişin yapılanması esnasında biatçe anlayış; bir aidiyet unsuru iken, dinamiktir, var aştırıcıdır, kendini ve aidiyetini önemseticidir. Laikin her şey gibi, biatçe kültün de değişme dönüşme karşısında tökezleyip sınıfta kalacağını bilir olmamız gerekir. Bu tür zaman karşısında hiçbir şeyin tutunamaz olduğunu sezen, bilen halk ve toplumlar; aidiyet gibi araçlarını da güncelleyerek, dinamiklik vermeyi de bilirler. Aitlik temel iken, araçları geçicidir.

Devamını Oku