Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

7] 6-Bu tür, biat kültürüne dek en çok istismar ve geçim kaynağı şekline dönüşmüş olanı, dini kült aitlikti sistemlerdir. Egemen kültüre hizmet etmeyi ve itaatin gerekliliğini, sorgusuz sualsiz olaraktan bunlar öngörür. Aslında biatçe kültürde egemenliğin kaynağı, toplumsal yapılar gibi ve nesnelce bir kılgın oluşmanın görünür ilişkilenmeleri olmadığından, tartışılır bir şeyi de olmayacaktır. Zorunlu olaraktan biati kültür size, bir biati kültürü dayatacaktır.

Fakat yaşantı aşma ve ilişkiler somut olduğundan, bir süre sonra bunlar, kanlı çatışmalarla tartışılır olacaktır. Biatin kabul edilen şekliyle, dinlerde de, bu böyledir: 'Sen bilmezsin, ben bilirim! ' deme mantığıdır. İşte bu durum üzerine, biat kültürünün ve kültünün, çağlardan beridir yayılma ve taşıyıcısı olan ana kaynakları böyle çalışır. Bunlar o inanca değin, tariki (tarikatı) biatçe, siyasi yapılanmalardır.

Daha çokta, Ortadoğulu bir biat kültü ve kültürüdürler. Eskinin sosyal yapısı içinde, toplumsal yapılara geçişte biat kültürü kullanılmıştır. Ve bir süre toplumsal işleyişin yapılanması esnasında biatçe anlayış; bir aidiyet unsuru iken, dinamiktir, var aştırıcıdır, kendini ve aidiyetini önemseticidir. Laikin her şey gibi, biatçe kültün de değişme dönüşme karşısında tökezleyip sınıfta kalacağını bilir olmamız gerekir. Bu tür zaman karşısında hiçbir şeyin tutunamaz olduğunu sezen, bilen halk ve toplumlar; aidiyet gibi araçlarını da güncelleyerek, dinamiklik vermeyi de bilirler. Aitlik temel iken, araçları geçicidir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

8] Bu sosyal içgüdü, kişi ile doğmaz, aksine kişi bunun içine doğar. İçine doğulan ortam, hem cazibe alanıdır. Hem devinim veren, devinim sel sevki tabi gerilimler alanıdır. Aitlik, karanlığın ürkünçlüğüne göre, ışığın aydınlık olmasındaki cazibe gibi ve ışığın soğuğa göre sıcak çekek oluşundaki cazibe gibi çekmesi vardır. Yine havanın da sıcaklık ya da soğukluk algısı vermesi ile girdiği kendilik pozisyonlar gibi kişi hislerine göre, aidiyetçe olan çekimle yenleri, zorunlu bir taklidi yönelimlerle, rehber edinilir.

7- Aidiyet, sosyolojik birimlerin içinde çıkıp, sosyal birliğin dışına yansıyan ve sosyal birliğin dışından insana doğru, sosyal çevre olaraktan etkime yapacaktan sonra odağa dönen bir iç dış, iletiştim ve iletişimce girişmesidir. Bir organize oluşturlar. Uykunuz geliyorsa bunu, bir sebep kılışla (bilgi yerine) açıklamak ve o açıklamaya dek davranışlarını, neden kılışla (yorumundan yasa) ortaya koymaktır.

Başlangıç koşullarında aidiyet, bilgi ve bilgilenmenin yerini alan bir nedence olan nedensellik ilişkisi koymanın sosyal olaraktan biçimlenişidirler. Sosyolojik olaraktan da aidiyet, özeğe ilişkin, değinme alanı içerisindeki sosyal birlik insanlarının, özeğe yönelmesini sağlamaktır. Yani sosyal birliğin atım kalbi olan kıble, kutsal yer tabusudur. Sosyolojik olarak özek (merkezi otorite) ve alan (sosyal birlik devinim girişmeli yerce) aidiyet, yapılanması ile kendisini ortaya koyar.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Kimi sözde aydınlar TV’de tartışıyorlardı. Daldan dala... Bildikleri alanda az çok soruyorlar. Bunu, belli kriter süzgeçlere göre değerleyip anlayabiliyorsunuz. Örneğin siz, sorunların tartışılmasındaki ana konutların toplumsal alanla mı ilgili, siyasetle alanla mı ilgili; halk alanla mı ilgili, halk kültürü ile mi ilgili; olup olmadığını; kategorize edip filtreliyorsunuz. Oysa sözde kimi aydınlar, bunun hiç bilincinde olmayıp, tam bir kara kucak tavırla alelade sormaktalar!

İki laflarından biri, “sapla samanı karıştırıyorsunuz” demek oluyor. Bu çok doğru bir söz de, bu söz; söyleyeni, sapla samanı karıştırıyor olmaktan ne yazık ki muaf kılmıyor. Bu kez de kendi sorularımızın, sapla samanı karıştırır olup olmadığını, kendimiz filtre edebilirsek ne ala. Ama bu filtre çok kez mümkün olamaya bilmektedir.

Bir kere, bu kimi aydınlar; toplum, halk, siyaset gibi konuları biliyor görünürken farkın, farkında değiller. Benim, toplumdaki çoğu aydınlar, günü karartırlar ve bir cahiliye dönemi yaratırlar, dediğim husus, tamda buradan sirayet eder. Zaten, cahillik de; gelişmeci farkları ortadan kaldırarak, cahilliğin kendine güvenini ortaya çıkarır bir zübüklüktür. Ve ortamı karartır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Dıştan Bir İnşa
Sosyal Özne Ve Toplumsal Özne 1

Doğal süreçler, inorganik süreçler üzerine; organik polimerdi süreçleri bindirişin insana gelmesiyle epey bir yol aldılar. Bu yeni süreç, insanlarla birlikte, yepyeni olan, doğada olasılık olurla var bulunan olasılıklardan her hangi biri olan bir deviniş biçimini, başlattılar.

Ego, organizma içinde bir iç inşa iken; sosyal ve toplumsal yapılar, egoya yönelik, ego eğimli oluşla dıştan egoya dönük bir inşadırlar. Dıştan inşa ile sağlanışlar, içten inşa olan egomuza ulaşabilmek için vücut avatar kalıbımızla ve tinsel avatar öznemizin seçme ayıklamasıyla ancak geçişenleşirler.

Devamını Oku
Bayram Kaya

İlk defa
Bir şeyler koptu içerimden
Sanırsın tel gibi
Yel gibi
Sel gibi
Alıp vemeğe başlamış canlarla

Devamını Oku
Bayram Kaya

İkinci olaraktan Arabistan'ın inançsal tanrıları da çok ve bir türden değildi. Bu açıkça merkezi yapılanmanın yokluğu demekti. Açıktır ki bu, toplumsal ekonomik üretiş gelişmişlik, yapısal seviyesinin konjonktürsel olmayışıdır. Bu devlet olma süreci merkezileşme; 4 halife dönemi sonunda belirecekti. Peygamberin ölümü ile yeni birçok reformcu peygamberler ortaya çıkmıştı. Ömer hem bunlarla uğraştı hem dikkati dışa Bizans ve Sasani üzerine fethe yönelterek karışıklıkları önleme başarısı gösterdi.

Kuran'ın dışına müracaat ve konjonktürün doğru okunması, laik akıl ilkelerinin işletilmesi, Halife Abdülmelik ile olacak ve sürecekti (685-705) . Esasen İslami yapılanış kısmen bu yolu açar yapı ile biat ve danışma (divan) ilkesi ile akli yapılaşmayı özün içine almıştı. Bu dönemden itibaren Yunan, Bizans ve Sasani’lerden etkilenme başlamıştı.

Aslında böyle bir düzen değişikliliği ortaya çıkmasa da, sırf siz, acıma ve insanlık namına! Köleleri serbest kılsanız ne yapmış olursunuz? Hiç. Sadece kölelerin bu kez ve toplu olarak aç işsiz ölmelerini sağlarsınız. Düzensizliği artırmış olmaktan maada. Hoş, düzende böyle bir özgür kılışa izin vermezdi ya. Sizin köleleri serbest kılar oluşunuz, merhameten filan değil, yeni üretim ilişkisinin ve üretim gücünün zorlaması sonucu yeninin nesnel yasaları iledir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

1-”Her zorunluluk, her özgürlük, her bağımlılık, kendi üstüne dönerek, kendini çevresel etki ile belirler.””

Dışsal belirlenim tutumudur bu. Özgürlüğün yetenekleri dışsal ve kendi içsel zorunluluğu ile belirlenir. Konuyu derinlere götürmeden bir örnekle sürdüreyim.

İnsanın yaşama zorunluluğu çeşitli biçimlerde enerji olarak petrolü kullanarak özgürleşme sağlamakta. Bu özgürlükteki ölçüsüzlük, sera gazları üretir. Bu da bir nesnel dışsal oluşan zorunluluktur. Bu zorunluluk (sera gazı ile) yeryüzünü bir çeşit fırına döndürme aşaması başlatır. Bu ısınma bizim yaşamımızı tehdit eden, yaşayamama zorunluluğumuzdur. Dış nedenin, baştaki nedene özgürlüğe, sınırlama olarak dönmesidir bu.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Nasıl demokrasi bir kurallar rejimidir. Demokrasi toplum da; (halkta değil) var oluşun ve davranış kılınıp, kılınamayacak tutumların, bellilikle yazılıp somutlanır oluşudur. Otoritenin toplumsal, halka ait yaşayışla etkileşmesidir. Sizden isteyeceklerini, size sunacağı hizmeti yükümlülüklerini, tespit ediştir. Ya da sizin otoriteden isteyip, davranış sereceğiniz, normatiflikleri toplumdan alıp, topluma verme iletişiminizi düzenler.

Bunların yaşamsal olmasıdır ki, bunu talep kılar oluşunuz, toplumsal haklarınızdır. Üretme ve kullanım yararı vermeyecek hiç bir tutum ve düşünme soyutçuluğu toplumda talep olur bir demokratik hak ve özgürlüğünüz olarak mütalaa edilmez.

Otorite de sizden yüküm istiyorsa, bu otoritenin yaptırım gücü olmaktadır. Otorite yaptırım gücünü, kurucu ilke ve felsefeden alarak meşrulaştırır. Bu nedenle halkın demokrasisi ve laikliği olmaz. Demokrasi ve laiklik, otoritenin yaptırım belirişinin yaşamsal sınırlılıklarıdır. Laiklik topluma ait siyasetin tutumudur. Dinse inançların tutumudur. Laiklik demokrasi içermez. Ama demokrasi laiklikle vardır. Tıpkı, ne biçimde olursa olsun, insan öldürmenin demokratiklik içermediği gibi. İnançları da, kendinizin üretip seçemediğinizden, inanç bir demokrasi kapsamlı içerme değildir. Halka ait, bir hoşgörü zeminli, telakki ürünüdür.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Yatırım, üretim ve refahın paylaşımını sağlayamayan bütün sistemler, kendi iflaslarının ilanını, bu tür halk oyalama sendromları ile kendilerini açık ederler. Bunlar bilinip, açıkça anlaşılmadığından, geleneksel bakışla olaylar türbana çekilir. Huzur ve dikkat, anlamsız gereksiz ve yerinde olmayan bir tartışmaya götürülmekte.

Bunun hoşgörü konuşmaları ve uygulaması, halkta içsini lirken, siyaseten kaşınması, hem de bilinçsizlikle kaşınması, halde olayı siyaseten ve hukuken bitirdi. Halk telakkisi de zamanla ikna olacaktır. Çünkü halk kendi alışmasının rahatlığını görüp, çevresinde onun duyulmasını ister bir yapıdır. Halk ileriye doğru ufuk ve plan koymaz. Zaten bu da onun yapısı gereğidir ve görevi de değildir.

Pekiyi siyaset bunu çözmeyecek mi? Öyle ise siyaset niçin vardır? Siyaset, maalesef bunu çözmeyecektir, çözemezde. Ve siyaset bunun ve bu tür toplumdışı, kanaatler için değil, bir akıl koyuş olan, laiklik için vardır. Zaten laiklik bu farklı akıl koyuşların, somut çözümleridir. Oysa inanç, tutumları farklı koyuşların akıl tutumu değildir. Asla siyasetin şuradan buradan (demokrasiydi, haktı, özgürlüktü gibi) el atacağı akli konu değildir. Bu Tanrı'nın hakkını Tanrıya bırakmamaktır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Bir beliği afeti tutan oldum şamardan
Vuslatına yar olmam, az az özlemim kanar
Bilmem kavuştum, kavuşmadım; heri, sen sanar
Cennete sarıldım da, cehennemle içim yanar

Kendisini topluma vakfetmiştir değerler

Devamını Oku