8-Yani toplumun ortaya koyduğu bir kullanım olmayan hiç bir şey özgürlüğün kullanımı olamaz. Daha açığı bir toplumunuz olmasaydı özgürlüğünüz de asla olamazdı. Şu da bir gerçek ki, güncel toplum; güncel toplumsal aklın ve güncel toplumsal gücün en son gelişmişlik verilerine değin aşamalarını yine toplumsal gücün muktedirliği ile bir birleşik alan içinde, entegre etmesi çok mümkündür. Bu entegre artık toplumun kullandığı bir entegre olmayıp, geçmişinde toplumun var olup ürettiği bir entegredir.
Yani toplum burada, evrensel gelişmenin görecesinde, teknolojik entegrasyon için bir avatar kalıp araçsa durumuna düşmüştür. Geçmişinizi bilir, günü buna göre değerlendirirseniz, geleceği ya da gideceğiniz yönü de az çok anlarsınız. Bu geleceği bilme değildir. Bir sonraki nereye atacağınız adım için bir hazırlıktır.
Doğa bir güçtü. İnsanın doğa içinde kalışla doğaya karşı mücadelesi ancak bir güç ile olurdu. Bu güç insanda yoktu amainsanın insanlarlan kurduğu dıştan organize yapı olan toplum bu gücü sağladı. Bu güç doğanın insana her daim ve sürekli vermediği sağlayıştı zorunlulukları, ve tek tek diğer organiklere verdiği ya da vermediği donanım ve üretme gücünü bu sayede kazanarak özgür eşmişti.
Bu bir gönülce kendine kahrediştir. Dışta algı yansımaların, içte kendine kalıplanarak dönmesidir. Benin benle, kendince varedişlerle dalaştır.
Bitirilmemiş davaların
Sürdürülen artığı.
Sömrülen istismarlardaki
Şirret.
Kolgezer haramiler, avuç edeler
Bir benzer benzemez, geçmiş zedeler.
Yalan okuma yalınlığıma, harami deyi
Akıla baş, körde bile korku, ne deyi.
Bu yollar sana dolanır
Ey nazende.
Giderim,
Almam da seni:
Alı, gülü olan
*Başlıktan geçişli,başlıktan anlamlı şiir.
Aldatıyorken aldatılmanın,
Alâmetifarikasını,
Sağa sola takardı,
Çok ama çok, akla sakardı.
Zifiriden çıkanda aydın alaca
Düne gün düşer can diler salaca
Yaşam bulmayanda, ahreti
Yakın bulmuş zarureti
Özlemlerin mesafe kor, ulaşılara
Her kim ki bulur akıllı, aptalca fendini
Eşek bulur eşekliği, salakça kendini
Bu bir fabl, öykünce türü (alegorik) çalışmadır. Şüphesiz teşhis (insan dışı canlı varlıklara insan özellikleri yükleme sanatı) ve intak (cansız varlıkları konuşturma) yapıldı. Gerçekle ve gerçekte olanla en ufak benzerlik yoktur. Tamamen kurgu ve hayal ürünüdür. Arzın, yeryüzünün, hiçbir yönünde, böyle bir eşek kolonisi yoktur.
Siz evreni kendi yaşamınıza göre kurgulamak zorundasınız. Başka şekli nasıl mümkün olur ki? Bütün kugular ya yaşamınızın benzeşi ya da yaşamın çarpıtılmış yansımalarıdır. Başkaca düşünce nereden gelecekti ki! Bir hayvan yaşamını dahi, öyle olmasa bile, insan yaşamı gibi kurgulamak zorundasınızdır. Bu da Dünyanın, sizin algılama alanınıza kapalılığının, bir başka beliriş şeklidir. Öteki türlüsü mümkün olmadığından.
Hayranım sana
Üzgünüm sana*
Kapandım ama
Düzgünüm sana
Şükranım var
Saltanat dökülüyor abadımdan
Yer cüce
Gök yüce
Ayak altı
Üst olana
Sarsılır kaymalar darma duman
Yüce Tanrı'nın insanlar tarafından Hiçbir zaman anlaşılamayacak bir belirim olarak daima var olacağını bilmeliyiz. Tanrı bilinemezdir. Ancak evrensel bilgimizle geliştikçe, birlikte bize idrak olarak yansıyacak, değerlendirme olarak, sınırlı bilmelerimizle, bizde Tanrı kavram ve mevhumları, bizde daima oluşacaktır. Bizim bu kişi kanılarımız Tanrı'dan arîdir. Ama bizde yine de, bir sezim sel anlama ve öznel kavrayışlar olarak, kişi aidiyetleşmesinin evrensel, var oluşuna kaim olacaktır. Bu bir mutlak, olanın öznel kavranmasıdır.
İşte bu ikinci anlayıştaki, anlamalarımız: bizi; küme, cemaat, grup gibi pek çok çekim alanlarında ortak anlayışlarla belireceği gibi, bu kanılarımız tamamen kişisel ve öznel kanı olacaktır. Aykırılıklarda olacaktır. Çünkü akılın işleyişi, sizin beyinsel anlama, yorumlama, işlemleşme kalıplarınızın kategorik zenginliğine özgü olacaktır. Bu sizin oluş yapılanmanıza bağlı olarak, kişisel ve çevresel zenginliklerden dolayı, zorunlu farklı anlamalar demektir. Her akıl kendi kalıbına göre, kendi kanı ve tutum lamasını yapacaktır.
Örneğin Yüce Tanrı'nın evreni, değişme ve çelişme üzerine, olumsal kıldığını bir ortak akıl olarak düşünmek olasıdır. İkinci bir yan olaraktan da, sorumluluklar alan bilinci olabileceğidir. Bu sorumluluklarımız da; doğaya karşı; topluma karşı ve birbirimize karşı olabileceği hususlarıdır. Sorumluluklarımızdan ötürü, haksız ve ihanet içinde oluşumuz halinde, sorumluluk gereği; sorumlulukların maddi manevi cebir göreceğini bizler ortak kanı olarak taşıyabiliriz.




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...