Sen konuştukça
Ben senin içine düşüyorum
Peşten gelen yadigar.
Bir gün batımının sıkışmışlığıdır
Palyaço arzularda yeşeren
Bu soru birçok düşünmelerle sorgulanabilir. Bu bir durumu anlamak isteyiş olabilir. Bu bir şaşmanın dışa vurumu olabilir. İlişkin bir konuşmanın duruma yatkınlaştırdığı kişileri heyecan birliğine çağıran, son cümlesi olabilir. Bu bir sanki olmaması gereken bir durumda ayıplı bir durumda, bu ayıplılığın açık ediliyor olması gibi bir ifadeyi içerebilir. Konu anlaşılsın diye birkaç olası anlam içermesi, burada sayıldı. Konu bağlamında, fikir özgürlüğü diye ifade edilir gibi kabul edip, irdelersek; söylenebilir son anlamı ele alalım.
“Amerika'nın Irak'ta ne işi var? ”sanki olmaması gereken bir durumda, ayıplı bir durumda, bu ayıplılık açık ediliyor gibi bir ifade içertilebilir. Elbette ülkeler arası ilişkiler toplum ve kişi vicdanları, bir işgali mahkûm kılar. Yine elbette fikir özgürlüğü bağlamında yukarıda birinci bölümde belirttiğimiz örnekler gibi gem almaz düşünmelerin, yalansı durumları, söz konusu olacaktır buradan da.
Uluslar bu tür işgallere karşı ittifak içinde olurken, en ufak bir durumda kendisi karşı olduğu fiili bizatihi yapar olacaktır. Hem işgale karşı olacak, hem kendisi işgal edecektir. Hem hukuku savunacak, hem hukuksuz davranabilecektir. Yani; yalanarak, yediği canlıya acıyıp, gözyaşları döken timsahın durumu burada söz konusudur.
Bu, sosyolojinin (kişinin) : kendi davranışına bir ilişkinlik, bir kabul edilirlik çekimlenmesini temel dayanak noktası olarak referans kılmasıdır. Ve yine tutumunu etnik totem onayı alan meşrulaştırmasıdır. Toplumsal gelişemeyen subjektif yapı, objektif yapı gibi kendisine esas zeminleri benimser ve burada var oluşunu, biçimleyip şekillerdi.
Bu biçimleniş ve ortaya konuş, grubun (kişinin) kendisini anlatma eylemdir. Ve grupların kendilerini ifade etme sanal özgürlüğüdür. Bu bir dinamik gerçekliktir. Ama toplumsal yapıdan giderek kopacak, kişi kişi düzenlemesine kayacak sosyolojidir. Toplumlar halkın bu yapılarını vatandaşlık zemininde kesiştir ve uzlaştırır. Kamusal alanla halkı aktif kılar.
Vatandaşlık bir toplumsal yüküm iken, bir yanı ile de, toplumla halkı buluşturan, halksal yapıyı topluma, toplumsal yapıyı halka, nötr kılan bir baz görevi görür. Yani toplum etnik yapıyı görmez. Yani bu temelle yapılaşma ayrışma eğemenlikleşmeye gitmez. Bunun için vatandaşlık düzleminde çözümünü de üretir.
Bak, gelişme nesnel ıra
Doğumu ölümü aklıyor
İpliği pazara çıkacak her şeyin
Evren geçmişin de, saklıyor.
Bak ey kontrolsüz
Farklı toplumlardaki, benzer oluşlardaki ikinci yön olacak neden de şöyledir. İlk etnik kültürler toplumsal dönemle birlikte, birbiri ile girişmeleri sonucun da, oluşan yeni yeni aktarımları, yakından uzağa doğru olan etki ve etkilenmelerinden kaynaklanan benzemelerdi. Bu bir iç içe yansımalar kuralıdır.
Artık girişen ilişkiler sosyal etnikti ilişkiler olmayıp toplumsa kültürel ilişkilerdir. Bu nedenle toplumsa kültürlerin farklılığı, birbirini etkileyen kültürler bile olsalar o kültürün eksenle eksen bağdı ilişkisi olan çevre sarımlı kültürün bağ ilişkilerini, farklı toplumlar farklı toplumlara göre oluşla farklı kılabilmelerinden kaynaklı, bir dönelce ilişki farklılığı idi.
'Etnikti sosyal kültürün farklılığı' bir etnik izolasyon ve etnikti bir, birbirine benzememe gibi diğer kültürleri dışlar olmanın yasaktan mana algılı ata kültür olmasından kaynaklı iken. Toplumsal dönemin kültürü; hem, kültürlerin iç içe geç enliğidirler, hem de bu iç içe geçen kültürleri toplumlar, eksenle bağdı ilişki içine sokarlarken, farklı bağ ilişkisi kurarak eksenle çevresindeki sarımı, değişik biçimlerde çevrime sokabilmelerinden kaynaklıdır.
24]Toplumsal özgürlük, toplumsal güç, toplumsal düşünce kangren olan bacağın, artık vücutla ilişkisinin kesilmesi gibi düşünebilir. Kişi kararı ve kişi düşüncesi olarak beliren karar, toplumsal düşünmenin toplumsal gücün, toplumsal öndeyinin kişilerde belirmesidir.
Genelin ya da vücudun (toplumun) kurtulması için, özel fedalar yapılmasının esamisi bile olmaz. Bazen bacağın fedasında bacağın adı bile anılmazken, sisteminiz yerleştiğinde de, o bacağın protezine değin özgürleşmeyi başarır olmak toplum olaraktan; yüklenmek zorunda olduğunuz bir yükümlülüktür.
Genelin hayatiyet yararının sağlanışlarında kişisel temelde bakışlarla eseflenerek; ' iyi de, kangren bacak kayıp oldu' denilmez! Her gün kaç ameliyatlarla onlarca can, riske girip ne fedalar için ameliyat olmaya yatarlar. Genelin yararı için böylesi kesikli süreklilikler kaçınılmazdır. Böylesi bir ameliyattan sonrada kişiler: 'hiç değilse bizden sonrasının torunlarımızın, çocuklarımızın, hayatı kurtuldu' derler.
25]Sözün gelişi iç şartlarda 1920 ve 1923 yılları arasında gelişecek olan genç cumhuriyetin kendisini dinamikleştirir oluşmaları karşısında, dış konjonktürsellikler de buna karşı, kendi dinamiklerini ortaya koyacaktır. Bunu görmez, bilmez olmak, aydının affedilmez tavrıdır.
Bu bağlamda ve sözün gelişi Anzavurlar ayaklanması ve daha sonraki Şeyh Sayıt ayaklanmaları, dış konjonktürün yararlanmasına açıktı. Ve bu ayaklanmalar, tehdit olan konjonktürce desteklenmeye pek uygundurlar. Üstelik bu isyanların tertibi yuapılırken insan hakları soslu savunmalarla ve güya ayrılıkçı kesimlerin 'kendi kaderini kendilerinin tayin etmeleri' bağlamındaki, emperyalistlerin oyun içinde oyun olan destekçi düşünmelerine de çok uygun gelişmelerdir!
Emperyalistlerin bu karşı iç isyanları sözüm ona insancıl kaygılarla destekler olmalarının nedeni; hem emperyalizmin karşısına dikilen, 'kuvvacı milli direnci çökertme' amaçlarına pek uygundur, hem de daha sonraları genç cumhuriyeti içte çökertme amacına çok uygundu da ondan. Emperyalizmin bu türden 'kendi kaderini kendilerinin tayin etme' destekçiliği, emperyalizmin işine geliyorsa, o öyledir.
18]Burada şu değerlendirmeye girmek olası. Bir iç ve bir dış neden buluşmuştu. Durumda bir belirme, bir gerçeklenme ve bir gerçeklik ortaya çıkmıştı. Gazi, bu gerçeklenmenin dış nedenidir. Asıl olan iç nedendir. Yani halkın azmi ve kararı olan öz harekettir. Bu da yeni bir kararla yeni bir tutum birikişle; 'ya istiklal, ya ölüm' parolası ile dile getirilişin bilinçlenme gidişatı, olacaktı
Bu bilinç olmadan bir şey yapmanız olanaksızdır. Bu karar kurtuluş azmindeki çekenlik çevresinde birikiştir. Bu dizi boyunca dediğim, ‘genel ortalamada buluşan halk devinimdir’. Gazi de, bu birikişin, kadrolarla yönlendirilmesi iradesidir. Bu devinim er geç kendine uygun, her dış nedeni değil ama mutlaka bir uygun dış nedenini, bulacaktı. Ve kodlar birlikte etkinleşerek gerçekleşecektiler.
Yani GAZİ'Yİ; BU HAREKET OLUŞTURMUŞTUR. Bu hareketi de, Gazi yönlendirip, genelin bilinçsizce de olsa, oluşmuş olan özlem, çıkar ve istemine uygun sonuçlandırmış; karizmatik katkılıklarını da ortaya koymuştur. Kıyası kabil bile olmayan, cami vaazları; bu hareketin etkisi ile kendilik oluşmamıştır. Aksine bu hareketin kadrolarının bir kolunun direktif ve yönlendirmeleriyle kuvvacı cami vaazları oluşturulmuş bir davaya değin bir propoganda faaliyetidir.
31Bir kere Atıf Hoca, bir toplum adamı değil, tam bir halk adamıdır. Çağdaş güncel değerlerden azade olup, görüşleri tamamen dinsel referanslar üzerine oturmuş, öznelci soyut, toplumsal günce dışı öznel zeka pırıltısıdır. Zamanında sanayi toplumunun çelişkileri tartışılıyor, rejimler tartışılıyor, 1916 yılınından itibaren görecelik yasasının, toplumsal temele referans edilmesi konuşuluyordu. Ama muhterem bunlardan habersizdi.
Güncelde, eski meşveret usülleri yerine; ikili meclisler, bakanlar kurulu,toplu pazarlıklar, sivil örgütler çeşitli mahkemeler, işçi işveren sözleşmeleri vs. vızır vızır çalışıyordu ama muhteremin bunlardan haberi yoktu. Savlarını eski gelenekçi meşveret zeminine oturtuyordu. Ama bu da güncelin cevabı olamıyordu. Yine de ne gamdı! Eski ittifakı yapı oluşmasına dek karşı toplumdan olana benzememe kurumlaşması kimlikleşme usüllerine dek olanlarla; yine eski meşveret usülleri gibi etnikçi halkçı öznel değerleri, toplumsal referanslara zemin hazırlama mantalitesi ile, topluma değin olan zorunlulukların, zaaf bilmezlikleri içindedir Atıf Hoca.
Sosyal yapı itifakı içinde olan etnik yapılar, bir takım hak ve yükümlülüklerini boyunlarında taşıdıkları amuletlerle (muska, totem ikonuyla) tanıyıp, biliyorlardı. Amulet olan muskaları taşımalarıyla ne tür bir kimlik kazanıp kazanmadıklarını ve bu kimlik muktedirliği ile yapabilirlikler, yapamazlıklara dek tabu(yasa) iş eşmesi kazanıyordu. Kimin kiminle evlenmesi ya da kiminle evlenmemesi gibi hakların sahibi oluyorlardı.
Hoyrat görünür rüzgarlar
Yanılsan bir kezlik yanlışla
Parelenir, bin zulüm görünür.
Bin iyilik sersen de, yarelenir
Diğer birin, açlığı yürünür.




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...