Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

Sormayınca nedameti bile
Kör düşüyor görünürde dile
Yaşanan güzelse de çile
Aksırıklar tıksırıklar doyunca
İki uç da sorun oluyor boyunca.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Sözcüklerle düşünür,
Sözcüklerle anlatırız.
Sözcüklerle algılar,
Sözcüklerle güleriz.
------------------
Sen sus çocuk.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Zel ve zül üne
Razıyım.
Çatılma öyle.
Yok sayarak
Sevecenliği,
Aldanma söyle.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Bu yanılgı, belli bir tür ahlakın, ilkten beri varlığı ilkesinin, sürüp gelen değişmezlik algısıdır. Bilgisizlikle cehalet, yan yanaşlığıdır. İnsanları geçmişten günümüze hep bir aile içinde tasavvur ederler. Hâlbuki bu günkü aile şöyle böyle 2000 yıldır var. İsa döneminin inançlarına bakılırsa daha babasız doğumların yani kutsal evliliklerin eski toplumlarda aitleşmeye değin, toplumun kendi kurumunu oluşturma çaba ve gayreti içindeki süregelen tutumları, gibidir. Oysa cahil bilmezliklerimiz şaşmaz, bir direkte edilmiş kanılarımız, bize ilkten beri süre gelen bir ahlaki tavır var sanılaşırlar.

Ahlakı ilkten beri değişmezlikle var sanmanın ikinci bir handikap da, kendimiz için ister olduğumuzu, başkası içinde ister oluşumuzun, kısmi doğru oluş mantığının yanılsatması ve pranga oluşudur. Daha doğrusu, bir gerçeklik yansıtır olan her tutumsalın; genel geçer mutlak her durum ve zeminde doğru imiş gibi algılatılıp algılattırılmasıdır. Bu tür saltıkçı ahlaktan her hangi bir sapmayı, kişisel grupsal ve toplumsal belaların garkına gidişin cevazı olarak kişiler, değerler.

Kendim için istemediğimi bile istemeyeceğim; ama başkası için isteyeceğim o kadar çok şey var ki. Bu kendi öznel ihtiyaçlılık belirleniminizi; ahlaki ölçü temeline oturtma ve saltıkçı olma kusurunuzdur. Bunu; Tanrı'sal buyruk gibi kurallaşmaksa, alabildiğine yanlıştır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

İttifakların önünde uzun zaman vardı. İttifaklar sonrasının bir gelişmesi olan imparatorlukların zamanı yoktu. İmparatorlukların iç zamanı çok hızlı akıyordu bu yüzden imparatorluklarda bu hızlı zaman akışını sağlamak için birliği, şiddetli reaksiyonlarıyla istiyor olacaktı.

İşte sonuç odaklı dinler bunun müjdecisiydi. İmparatorluk’u dönemin sonrası, sonuç odaklı düşünmeler yerine daha analitik, daha desimalci olan düşünmelere doğru zamanlarını parçalayıp akıtacaktı. Yeni insan bu düşünceyi takip etmekten çok zorlanacaktı. En iyisi mi kişi insanların tutumu, sonuç odaklı dinlere sığınmak olacaktı.

Siz yapı içinde birlik sağlamak istiyorsunuz ama politeistiklikle bir türlü birlik düşüncesine ve birliğin yapılaşmasına varamıyordunuz. Sizin için sonuç ve sonuç odaklı düşünme önemliydi. Sonuç odaklı yaptırım ve meşrulaşmayı da en iyi tek tanrılı (monocu) dinler yapabilirdi.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Tutunduracak iken savururlar
Yelmedeyken daha, söndürürler
Olgunlaştıracağım derken kavururlar
Bu akim kılışlarla seni döndürürler

Yılları doldursamda koynuma

Devamını Oku
Bayram Kaya

20]Toplumlar somut verileri ile hareket ediyor, galatı hisçiler soyut ve absürt çıkışla hareket ediyorlar. Bu tam bir sapla samanı karıştırma işidir. Sözüm ona, bazı aydın kesimlerce bilinçli yapılmaktadır. Toplum kendi reel yapılanış ve somutluk ilişkiliğine göre düşünür.

Soyutçu, halka ait düşüncenin gem almazlığı olanı hak ve özgürlük diye, topluma tarif etmek, bir aydın işi değildir. Olsa olsa, kışkırtıcı, işbirlikçi çıkarcı kesim tutumu olabilir. Gerici istemlerin tezahürlerini, kadınlık masumiyetini ortaya sererek, kendini varlaştırmaya çalıştığını, göremeyecek kadar illüzyondadırlar. Bu tür söylemlerle, aslında durumların mekânı da şaşmıştır.

Böyle şiraze şaşkını söylem, söyleşe söyleşe ancak kendisini ikna ederdir. Oysa hastalık varsa ve tehdit ise, tedavi sürecektir. Dün tedavi oldum diye, bugünkü tedavimizin ihtiyati oluşunu görmezden gelip bu bir vehimdir, bu bir korku yaratmaktır diyerekten, bırakılır mı? Bu bir hayati ve kaydı ihtiyattır. Bu tür savunmanın hassasiyetleşmesi de doğaldır. Bu türden yaşanmaların da vehimsel yol kazası olacak ise olur. Sistem bu oluşu dengeleyerek yeniden kararlılık düzeyine çeker. Kaza riski sizi, uçağa ya da binmekten arabaya binmekten alı koyar mı?

Devamını Oku
Bayram Kaya

xOysa toplumda türban hakkı (!) sağlar olmanız, türban takmanızın sağlar olacağı emek, üretim(!) gibi toplumsal nedenci bağların, türban takmayana getireceği yükümlüleşme içsin ilmesi, ne olacaktır? Ya da türbanın (emeğin) toplumsal içerenli zaman zemin devinişli zorunlu dinamiği ne olacak ki içsini lir bir hak olsun? Ama bu saçmayı (doğru ya da yanlış olmayan nötr, toplumsal girişmezliği) uyguladığınız an, toplumsal öznel çatışmalar ve ajitasyonlar başlayacaktır. Toplumsal bir hak yükümleşilir paylaşılır ürettirilebilir olduğu için örneklenmektedir. Yine, türbanda bir hak sayıldığı için bu örnekler türbanın toplumsal bir hak olmadığının somut ve ilişkisel anlaşılması için verilmektedir.

Toplumdan da kişilere, sosyal hayatları içinde niye başını örtün? Ya da niye başını açtın? demesi beklenmemelidir. Yine, başını örterken niye eflatun giymedin de, siyah giydin denmesi toplumsal bir tavır olmamalıdır. Toplumun halkına karışma muktedirliği elbette vardır. Bu göz önü edilmemelidir. Buna rağmen toplum halkın öznelliğini ve özel hayatını düzenlemez. Halk kendi ilişkilerinin fizibilitesini yine kendi ilişkilerinden çıkaracaktır. Tabi uzun süreli, kanlı kavgalı, çatışmalar içinde olmadan.
Toplumsal olanlar; zorunlu emek ortak paylaşanlı, zorunlu üretim paylaşım girişmeli, bir zaman zemin boyutudur. Türban toplusal olaraktan ne zorunludur, ne emektir, ne üretimdir, ne ortak paylaşanlıdır, ne de bir toplumsal emek ürün giriştirenli bir araç bilgi nesnesi oluştur! Kimse tarafından dayatılmaz sizin onu tutum etmek zorunda olduğunuz bir ilişkileniş biçimidir. Sonunda bunlar, sizin üretim ilişki konumlarınızın düzenlemesini biçimler. Türban, toplumsal olan, hiçbir zorunluluğun ve ilişkileniş biçiminizin gereksinimi değildir. Üretim biçiminizi düzenlemez. Ve de toplumsal değildir. Söz konusu bile olmaz. Hiçbir üretim ilişkisinin zorunluluğu değildir. Bu nedenle de, halksal alan dışında, toplumsalda talebi dahi olabilemezdir.

Nasıl özel halk alanınızda, yatıp kalkmanız, yatmadan önce, abdest alıp, namaz kılmanız filan vs.niz kendinize ait özel anlayış inanış tutumlaşası ise ve bunu topluma taşıyamaz iseniz; türban da bu kabilden, bir anlayış inanış tutumlaşması olup, toplumsal alana getirilemez. İşte böyle olduğu zaman, ne kimse bunun olup olmayacağının kararını verir, ne de siz bunun kararını verirsiniz. Türban zaten üreten, zorunlu bir ilişkilenme olsa idi, toplumlar size gerek kalmadan, onu zorunlu olarak kendi bünyesine alırdı. Niçin toplum türbanı içine almaktan kaçınsındır ki...

Devamını Oku
Bayram Kaya

35] Yani sizin grup aidiyetiniz bir referanslar alanıdır. Aidiyetlik referansları insanın ilk sosyalce mantık kategorice düşünme ve anlama kalıplarını oluşturmuş olmasıdır. İnsanoğlunun olay ve olguları anlamakta, olay ve olguları içselleştirdiği ilk cetvel skala değer ölçmesi bu sosyalce grup aidiyetçe referanslarıdır. Bu referans değerlerin diğerleriyle kıyaslanır olması çok önemlidir. Bu yüzden sosyal inançlara ve anlamaya bağlı önyargılarımız çok güçlüdür. Yapının temelinde bunlar vardırlar.

İttifakı aiti eştirme temelde, bilinçli bir halkı ve halka dek olan toplumu giriştirme işidir. İttifakı aidiyet daha güçlü yükümlü ve görev deşen bir organize olmanın nesnel amaçlılığıdır. Sosyal ve toplumsal erekçiliği içerir. Her iki alan da, araç soyutluk saygınlaşmalarını, alabildiğine kullanır. Ancak toplum sosyal yapıdan daha somuttu sağlayışlarla zorunlu aidiyeti belirmelerini de ortaya koyar.

Asıl paradoks ve yapay paradoks; insanların sapla samanı karıştırır olmasından ortaya çıkan bir kaynaklanmadır. Nasıl toplumla, halk alanını karıştırıyorsak, kendi soysal ve toplumsal sınırlılıkları içindeki bir aidiyet alanını da, başka aidiyet alanı tutumlarla karıştırıyoruz. Sosyal aidiyetliği toplumcu aidiyetlik gibi anlıyoruz!

Devamını Oku
Bayram Kaya

26]Böylesi işgal altındaki bir ülkede, işgale karşı oluşan ulusal direnci kırmak için işgal olunan yerin iç unsurları dini etnik temeller üzerinden direnişe karşı güç olaraktan 'kendi kaderini kendi tayin etme' desteğinin etnikçi düzlemlerde, bir Kızılderililere ve bir Aborjinlereneden verilmediği hiç düşünülmez.

Üstelik böyle bir desteğin, işgal olunan ülkenin içindeki etnik unsurları; bir derebeyi düzleminde, bir cemaat zamanına dek düzlem içinde tutan, gerici olan tutumlarıyla başbaşa kalmalarıyla denk ve eşdeğer olduğunu çok çok iyi biliyorlardı. Oysa, toplumsal ittifakı yapılar böylesi ayrışmaların üstesinden gelirdi. Bunu yapmak için toplum, üretim ve üretimin paylaşılmasına bağlı, tutulan hal ve yolun gidişleriyle (demokrasi ve özgürlükleri) etnikçi tutkuyu bastırıcı genler gibi etkinsiz kılardı.

Ne zaman böylesi toplumsal işlevler tavsar olur, o zaman toplumsal olanların bastırıcı gen işlevli olma özelliği de yiterdi. Toplum çatışma ve etnikçi konuşmaların ayrışmasına giden bilmezliklere sapardı.

Devamını Oku