Aforizma: “”her dayatmacı düşünce dayattıkları tarafından yıkılır gider. Birincisi, tarihleri galipler istediği şekilde yazar “”
C-Bu düşünce ile bir inancın, bir mazlumiyet’in savunulan, sesiz çığlığı var edilmede gibi bir iletişim sezilmede. Atatürk'ün bir galip olarak, toplumdaki inanca ilişkin düzenlemeye keyfi karşı olduğu ima edilmek istenmekte gibi. O kadar masum bir savunma ki, bir kızgınlığı gösterir iken kendi ayağına kurşun sıkmaktadır. Veya kendi gözündeki merteği görmeyip, başkasındaki saman çöpünü görmektir. Bu asla razı olmayacağı ama kendi inandığı İslam peygamberinin de bir galip olduğunu ve tarihi istediği gibi yazdığını saf olarak farkında olmadan söylemektir. İnancın akıl köreltmesidir.
Ben diyorum ki, nasıl üretim gücü oluşturmuşsanız, öyle ilişkiler geliştirip, üretirsiniz. Ve ona göre, düşünüp paylaşırsınız diyorum. Karşı olunurluk, öznel düşünceciliğin. “”bir bileninin vaz ederliğini”” ihdas ederlik olduğundan siz pek duyulmazsınız. Hiç alakası olmayan bir ilişkileme. Kim dayatıyor? Kim, neyi, istediği gibi tarih yazıyor? Ben bu konulara girmedim de anlatımlarımla. Konu o zaman özelleşir bir felsefe analizi olmazdı. Bu yazılanı anlamak isterlik değil, kafadaki şablonu, aceleci bir feveranla bir yerlere ilgileme gayretidir.
Seyirci gelmiş
Mehirci gider
Başta dururda
Başa giyilmez
Ayakta durur
21]Aksine onlar, yürürde olanlarla beyin fırtınasının olası tahmini simülasyonunu yaparlar. Toplumsal kurumlara projelenecek fizibilite edilecek, rehabilitasyonu yapılacak, önermeler olacaktan şekilleşen tavsiye ve kararlarını ortaya koymaktadırlar. İşte gelişmiş olanla gelişmemişin tartışması ve konuya bakışı, böylesine farklıdır.
Ama varsayalım ki ABD’lerinde de, bizdeki gibi bir eski uygulamaya talep olsun. Müsamaha görür mü? Orada da toplumsal bilinç ve irade, toplumsal akıl; bu istem karşısında, olayı böyle; 'canım evham yapıyoruz. Bu bir haktır. Bu türden bellek çağrıştırıcı hatırlama evhamlarından kurtulalım' denebilir mi? Bir atom bombası atılmışsa yeni bir atom bombasının eski çağrıştırıcıları hatırlaması yanlış mıdır.
Eğer atom bombası atılıyor, eski çağrıştırıcılar yaşanmıyorsa; atılan, atom bombası değildir. Yeni nesil yeni ilişki düzenli bir durumdur. Üstelik de, tekil olmayan bu türden bir egemenci soyut otoriter baskıyı ortaya koyma amaçlı sembolleşmeler; topluma ait bakış iradesi olarak, evhamla bağdaşır mı? Bu ne cüret ve aymazlık? Ki, bu bilginin, bilgisiz kılınışı olup, bilginin dezenforme edilişidir!
Şartları geçti diye, korku cumhuriyeti olmasın diye, köleci yapılanmaların, birey egemenci tutumların, ihyasına, bir haktı, bir özgür isteyişti diye bakmalı mıyız? Üstelik şartları geçti denen, korku olmasın korku yaratmasın, evham olmasın denen bir şey, niye istenir ki? Pek çok düşünsel, sosyal, insansal yaşayış; öz değişmeden var bulundurulup sürdürülebilirdir.
Bir elinde kadeh
Toplumlar arası ilişkileniş
İttifaklık şerefi
Bir elinde sıgara
Barışın çubuğu
Zaman suya düşse
Su dahi; sabah, kuşluk, öğle...
Gibi vakitleri titrer
Sudaki salınım kayıkta
İnsan kayıktaki salınımla ayıkta.
Salınım, nekahetini bilmez,
Gezgindi
Halk içinde gezerken.
Bezgindi
Halkı aç, çaresiz sezerken.
Yollar onu bilir
Daha zamanı geçmemiştir
Dükkân açmanın
Alış verişi, markete bozar iken
Zamanı geride kalmaktır
Ayağı direyen saçmanın
Dışın coşmalarında, içte durur bahar
Doygunsuzdur dünlerdeki dem
Şevke gelirde dönmem, dizginlemeyle gem
Azime düşerim yetmezki hiç nehar
Cefaya bin düşsende, namerde bir
Daima
Söyleyecek
Sağlayacak
Bir şeylerimiz olduğu için
Tövbelerimiz yitmiş
Arzularımız zaru yardır
Şikar bulupta
Arzunu neyleyim.
Bir cihan parlasa sönse
Küser bu gönlüm
Halimi sunu eyleyim.




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...