Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

Sen mi yarattın, yaşı gazeli?
Miskin gezer giz sürersin
Burun kalkık yüz cıvalı.
Verir çehreye küçük görürü, havalı.

Vaz geçilmez misin ki, senle Dünya

Devamını Oku
Bayram Kaya

Gen akış, gen çöküş, birde birlenirim
İleri tirdir tir, birden tirlenirim

İş zamana denk düşe
Zaman içre sen, senle ben yeni.
Ben yazmadım zülüfle dize!

Devamını Oku
Bayram Kaya

Oysa ne salt seçim milli iradedir, ne de salt atama milli iradedir. Milli iradenin gerçeklenen yönleridir o kadar. Hep sapla samanı karıştırma alışkanlığı bunlar. Milli iradenin beliren gerçekleşen bu iki yanını karşıtlaştırmak pek akıllılık olmasa gerek. Saflığa uzanana bir aldatmanın alameti olsa gerek. Yada söyleyenin saf dilliliği olmak gerekir. Atanma ve meclisin kuruluş ve oluşumu, kanunlarla düzenlenir. Siz atama öngörmüşsünüz, meride (yürürde) bu uygulanır. Değişene dek uyulması zorunludur. Keyfilik ve karıştırma ile atanmış, seçilmiş genellemesi yaparlık, burada bir saçma sapanlıkla ortaya atılır. Toplumsal sözleşme değişme gerekliliği içinde de olur. Bu gereklilik ortaya konduğunda, bizde temel 4 değişmeze göre, toplumun örgütlenme yapılanması ile kanaat paylaşımlarının da, uzlaşması ile geniş katılımla biçimlenir oluşudur.

Bazı ülkelerde de, bu toplumsal sözleşme tamamen yapılacaksa, bu kararı alan yürütme; sayı gücünü ve üstünlüğünü asla hesaba almaz, biz çoğunluğuz, biz yaparız mantığına demokrasi denmez. Anayasa gibi bir temelde, bir olgunluğun, parlamento ve sivil örgütlerin katılımı ile parlamentonun biçimleyeceği yolu açmak için, konsensüsle kendini otomatikman fesih kılar. Ve kurucu meclis gibi yapılarla anayasayı yaparlar. Böylece diktaya kayışlar önlenmiş olur.

Aksi halde, yürütmenin bu toplumsal sözleşmeyi, yeniden yapıyor olması demek, bu toplumsal sözleşmenin, bir partinin anayasası olma, hatta o değişen konunun odaklığını sağlarlık olma düşündürebilir ve hatta kendisi böyle olur çıkar. Yürütme kendi sıkıntılarını, milli irade sıkıntıları gibi gösterme aculluğu ile başına her düşen taştan sonra fevri davranıp, feveranla, faşist uygulamaya yönelebilir. Bunu da, kendisisini milli irade sayıp gösterme gafleti ile yapar.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Bir sevdan
Bir özlemin
Bir sözlemin
Yakar beni, yakar beni.

Sevdasına yandığım

Devamını Oku
Bayram Kaya

Seni sevmek demek
Anafartalar'da Samsun'da
Yanmak...
Sivas'ta, Meclisle buluşma
Bacada duman
Paçalardan tutuşmak

Devamını Oku
Bayram Kaya

Güvenseme minnetimi saklamam
Sualı ter ederde, beni mihnet.

....

Yeni keşfedildi galiba

Devamını Oku
Bayram Kaya

Hak etmiyordu yanmayı
Hiçbir can
Hiçbir kere.
Cehalet bir kez
Kendi kendinin; algısal, düşünsel
Vehimli

Devamını Oku
Bayram Kaya

Gerilere gittiğimizde, evrenin öyle sıcak olduğu döneme geliriz ki, işte bu ortamda, fotonların birbiri ile çarpışması ile saf enerjiden sadece maddesel parçalar üretilirdi. Böylelikle yaratılan parçacıklar, evrenin ilk bir kaç dakikasında iki çok önemli etkiyi ortaya koyacaktır.

Bu sıcaklıklar, ilk önce çeşitli çekirdek parçacıklarının tepkimesinin hızlarını belirleyecektir. İkinci olaraktan da evrenin genişleme hızını belirlemede etkili olacaktır. Bunun için parçacık yaratacak evrenin bu durumdaki sıcaklığını bilmek hayli önemlidir.

İki ışık kuantumu, yani foton çarpıştığında, yok olurlar; Yani tüm enerji ve momentumlarını, iki Ya da daha fazla sayıda parçacık yaratılmasına harcarlar. Bunlar bugünkü laboratuar ortamında gözlenebilmektedirler.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Evrenin seyir edişi, insan bilincinin konusu olunca, bir anının, zaman içeriği reçetesini verebilmek de, insanın beceriklilik şevki olacaktı elbet. Zor olan, insanın azminin elinden kurtulamayıp, keyifli bir çözüm olabilme bahtsızlığından kurtulamayacaktı. Bir anın zaman içeriğini söylemek için; 1- O anın sıcaklığını, veri yapmalısınız. 2-Birim hacimdeki elektrik yükü belirtilmeli. 3-Baryon sayısı ve lepton sayısı belirtilmelidir. Bu tür akıl koyuşun gerekli çıkarımı da, yine bir ilkenizden hareketle olacaktı.

Bu akli çıkarım ise; evrenin genişleyen her hacimde, korunum yasasına göre, nicelikler, hep aynı kalır, yasası idi. Foton başına yük ve baryon ve lepton sayısı aynı kalırdı. Foton ve yük ve baryon ve lepton sayısı ancak evrenin küpünün ters boyutu ile değişirler. Yani, aslında burada değişen bunların sayısı değildi. Değişen ortamın ENTROPİ’ SİDİR.

Genelde evren boyunca elektrik yükünün ortalama yoğunluğu sıfırdır. Eğer evren pozitif Ya da negatif yükle baskın olsa idi, elektriksel itme kuvveti kütle çekim kuvvetinden fazla olurdu Ve elektrik kuvvet çizgileri evreni durmaksızın sarar ve bir elektrik kuvvet alanı oluştururdu. Kuşkusuz bu böyle dönemin olayları da, bambaşka olurdu. Şimdiki gibi olamazdı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Örneğin, yapı içinde, daha önceden, geliştirilen, uç veren ve Kurtuluş Savaşı sonrasının yapılaşmasına ilham olacak bir tutumda, Latin alfabesinin kullanımını yaygınlaştırmak isteyen Abdülmecit’tir.

Görüldüğü gibi çağdaşlaşma, batılılaşma yapının içinde, Osmanlının ağır yenilgili savaşları sonrası süreç içinde, adım adım oluşmuştur. Yapıdan çıkıp yapıdan şekillenmiştir. Birden travma yaratacak, soğuk bardağa kaynar su koyuşun etkisi ile şok bir hareket değildir. Bu, söylemden de halkın bütünü buna mütemayildir anlamı çıkarılmamalıdır. Ama halk da bunları hiç bilinmiyordu, yapı hazır değildi, birden ortaya çıktı demek, hiç tarih bilmemek, gelişi güzel konuşmaktır. Eğer böyle bir tarihi süreç olmasa, halkın yatkınlığı, halkın bilir ve duyar oluşu olmasa idi, bu girişim teşebbüsleri ile ikame edici; tamamen başarısız olurdu. Hâlbuki durum tersine olmuştur.

Atatürk devrimleri olarak bildiğimiz, bir yığın yenileşme, modernizasyon hareketleri olanlar:
1- hukuk; Tanzimat döneminin, en önemli güncel icabı hal meselesidir.

Devamını Oku