Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

24]Toplumsal özgürlük, toplumsal güç, toplumsal düşünce kangren olan bacağın, artık vücutla ilişkisinin kesilmesi gibi düşünebilir. Kişi kararı ve kişi düşüncesi olarak beliren karar, toplumsal düşünmenin toplumsal gücün, toplumsal öndeyinin kişilerde belirmesidir.

Genelin ya da vücudun (toplumun) kurtulması için, özel fedalar yapılmasının esamisi bile olmaz. Bazen bacağın fedasında bacağın adı bile anılmazken, sisteminiz yerleştiğinde de, o bacağın protezine değin özgürleşmeyi başarır olmak toplum olaraktan; yüklenmek zorunda olduğunuz bir yükümlülüktür.

Genelin hayatiyet yararının sağlanışlarında kişisel temelde bakışlarla eseflenerek; ' iyi de, kangren bacak kayıp oldu' denilmez! Her gün kaç ameliyatlarla onlarca can, riske girip ne fedalar için ameliyat olmaya yatarlar. Genelin yararı için böylesi kesikli süreklilikler kaçınılmazdır. Böylesi bir ameliyattan sonrada kişiler: 'hiç değilse bizden sonrasının torunlarımızın, çocuklarımızın, hayatı kurtuldu' derler.

Devamını Oku
Bayram Kaya

25]Sözün gelişi iç şartlarda 1920 ve 1923 yılları arasında gelişecek olan genç cumhuriyetin kendisini dinamikleştirir oluşmaları karşısında, dış konjonktürsellikler de buna karşı, kendi dinamiklerini ortaya koyacaktır. Bunu görmez, bilmez olmak, aydının affedilmez tavrıdır.

Bu bağlamda ve sözün gelişi Anzavurlar ayaklanması ve daha sonraki Şeyh Sayıt ayaklanmaları, dış konjonktürün yararlanmasına açıktı. Ve bu ayaklanmalar, tehdit olan konjonktürce desteklenmeye pek uygundurlar. Üstelik bu isyanların tertibi yuapılırken insan hakları soslu savunmalarla ve güya ayrılıkçı kesimlerin 'kendi kaderini kendilerinin tayin etmeleri' bağlamındaki, emperyalistlerin oyun içinde oyun olan destekçi düşünmelerine de çok uygun gelişmelerdir!

Emperyalistlerin bu karşı iç isyanları sözüm ona insancıl kaygılarla destekler olmalarının nedeni; hem emperyalizmin karşısına dikilen, 'kuvvacı milli direnci çökertme' amaçlarına pek uygundur, hem de daha sonraları genç cumhuriyeti içte çökertme amacına çok uygundu da ondan. Emperyalizmin bu türden 'kendi kaderini kendilerinin tayin etme' destekçiliği, emperyalizmin işine geliyorsa, o öyledir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

18]Burada şu değerlendirmeye girmek olası. Bir iç ve bir dış neden buluşmuştu. Durumda bir belirme, bir gerçeklenme ve bir gerçeklik ortaya çıkmıştı. Gazi, bu gerçeklenmenin dış nedenidir. Asıl olan iç nedendir. Yani halkın azmi ve kararı olan öz harekettir. Bu da yeni bir kararla yeni bir tutum birikişle; 'ya istiklal, ya ölüm' parolası ile dile getirilişin bilinçlenme gidişatı, olacaktı

Bu bilinç olmadan bir şey yapmanız olanaksızdır. Bu karar kurtuluş azmindeki çekenlik çevresinde birikiştir. Bu dizi boyunca dediğim, ‘genel ortalamada buluşan halk devinimdir’. Gazi de, bu birikişin, kadrolarla yönlendirilmesi iradesidir. Bu devinim er geç kendine uygun, her dış nedeni değil ama mutlaka bir uygun dış nedenini, bulacaktı. Ve kodlar birlikte etkinleşerek gerçekleşecektiler.

Yani GAZİ'Yİ; BU HAREKET OLUŞTURMUŞTUR. Bu hareketi de, Gazi yönlendirip, genelin bilinçsizce de olsa, oluşmuş olan özlem, çıkar ve istemine uygun sonuçlandırmış; karizmatik katkılıklarını da ortaya koymuştur. Kıyası kabil bile olmayan, cami vaazları; bu hareketin etkisi ile kendilik oluşmamıştır. Aksine bu hareketin kadrolarının bir kolunun direktif ve yönlendirmeleriyle kuvvacı cami vaazları oluşturulmuş bir davaya değin bir propoganda faaliyetidir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

31Bir kere Atıf Hoca, bir toplum adamı değil, tam bir halk adamıdır. Çağdaş güncel değerlerden azade olup, görüşleri tamamen dinsel referanslar üzerine oturmuş, öznelci soyut, toplumsal günce dışı öznel zeka pırıltısıdır. Zamanında sanayi toplumunun çelişkileri tartışılıyor, rejimler tartışılıyor, 1916 yılınından itibaren görecelik yasasının, toplumsal temele referans edilmesi konuşuluyordu. Ama muhterem bunlardan habersizdi.

Güncelde, eski meşveret usülleri yerine; ikili meclisler, bakanlar kurulu,toplu pazarlıklar, sivil örgütler çeşitli mahkemeler, işçi işveren sözleşmeleri vs. vızır vızır çalışıyordu ama muhteremin bunlardan haberi yoktu. Savlarını eski gelenekçi meşveret zeminine oturtuyordu. Ama bu da güncelin cevabı olamıyordu. Yine de ne gamdı! Eski ittifakı yapı oluşmasına dek karşı toplumdan olana benzememe kurumlaşması kimlikleşme usüllerine dek olanlarla; yine eski meşveret usülleri gibi etnikçi halkçı öznel değerleri, toplumsal referanslara zemin hazırlama mantalitesi ile, topluma değin olan zorunlulukların, zaaf bilmezlikleri içindedir Atıf Hoca.

Sosyal yapı itifakı içinde olan etnik yapılar, bir takım hak ve yükümlülüklerini boyunlarında taşıdıkları amuletlerle (muska, totem ikonuyla) tanıyıp, biliyorlardı. Amulet olan muskaları taşımalarıyla ne tür bir kimlik kazanıp kazanmadıklarını ve bu kimlik muktedirliği ile yapabilirlikler, yapamazlıklara dek tabu(yasa) iş eşmesi kazanıyordu. Kimin kiminle evlenmesi ya da kiminle evlenmemesi gibi hakların sahibi oluyorlardı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Hoyrat görünür rüzgarlar
Yanılsan bir kezlik yanlışla
Parelenir, bin zulüm görünür.
Bin iyilik sersen de, yarelenir
Diğer birin, açlığı yürünür.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Bir insan, neden ve niçin yazar?

Nedeni, genel tanımlılıktan çıkarılabilir. Niçindi, özelleşen bir tutumdur. Yazmanın temelinde insan emeklerinin enerji sarfından ötürü, toplumsal olguda bir değişim yükümleşmesidir. Sonuçta karşı bir ihtiyacınızı sağlayan, meşruiyetle değiştirilebilir değişim olgu, nesnesi olmasıdır.

Bir şiiri, ya da yazıyı yazmanın gereklerinde, dilbilgisi ortak anlayış kurallarının tümüne yakın bir yaklaşıklıkla uygulanması zorunluluğunuz olurken, neyi nasıl yazacağınızı zorlar olmak, en hafif deyişle benim gibi yaz demek olur. ”Efendim halkın seviyesine göre yaz”. Buda sizi, bir proto tipi; tekrarlatmak olacaktır. Üstelikte, bir yazarın varoluş üslubuna, karşı olma gericilik tavrıdır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Oxford vardı da biz okumadık mı? Aforizma tanısal sözü, genel bir toplumsal politikaları eleştirme olaraktan, toplumların kadersi ve özgürlüksü yapısını belirlemesi açısından; olabildiğince gerçekçi ve tesbiti, bir yaklaşımdır. Neki, kişi bazlı eksiklik ve davranışlarınızı olumlamaya bir açıklama da yaparsınız. İşte o zaman durumunuzu açıklama ve halinizi mazeretli kılma bağlamında kendimize, dayanak temel söz yapmayı düşünürüz.

Oxford vardı da biz okumadık mı! Bu söz, toplumdaki yapısallığı açıklamada gösterdiği yansıma belirmesi kadar, kişisel eksiklerimizi haklı kılışın da savunmasını, aynı doğrulukta sürdürür değildir.

Özgürlük ve kader, birbirine bağlı, birbirini açıklar sözcüklerdir. Özgürlük toplumsal gücün bir var ediş belirmesidir. Toplumun bu belirmesi; okul, hastahane, laboratuvar ortamı, yol olarak sizden önce sizin çevrenizde gerektirilmişse; okumak, tedavi olmak, laborant olmak sizin zorunlu kaderinizdir. Özgürleşmeniz, kader olarak gerçekleşir. Kaderiniz de sizden önceki gerektirilmiş bir olanağın, yani özgürlüğün şimdi kazaen kullanımı olur çıkar

Devamını Oku
Bayram Kaya

Kan revanla düşmüş al beni perçemin
Suya ilişme su ürkek tavsır
Bir yansı edişledir hayali candan
Ah yarı sarla, kadimi ocakta yar oynaşır
Çökmüştür ensene, bilmem vade boylanır

Devamını Oku
Bayram Kaya

2-]İlkteki ortaya çıkan, atoma, hücreye ve organizmaya değin temel işleyişin yansıyan kendi örgütlenmesine değin benzerlerini çeşitlendirmekten ve benzerlerini zengince ilişkilendirmelerden kaçınamazdı. Sürü yaşamı ve sosyal birlikler yaşamı ve toplum dediğimiz yapı alanlar, hep bu atomdu hücre gibi organize oluştu buluşun, değişik varyasyonlarla kullanımıdırlar.

Sosyal yaşam içindeki, özel hayatımızı oluşturan, görünmez bir zar bağ içindeki sosyal-sosyal (yani insan-insan) ve sosyal-nesnel (insan-bilgi ve teknoloji) yaklaşım, girişmeli işbirliklerinin, kümeydi organizesi vardır. Bu küme elemanlı girişmeler kişiler arasında ve kişilerle nesne arasında, özelden genele doğru olan bir analojinin kesikli sürekliğidirler.

Bu analoji benzeşmesi, gerek sürü yaşamın hiyerarşisi (örgütlenmesi) içinde, gerekse sosyal birlikler içinde ve toplum sal bağlar içindeki girişmelerini yaptı. Bir çeşit çekirdek DNA'sının görevini üslenişte, toplum içindeki ve sosyal yapı içindeki, otoritenin işlevleri arasında olan aktifliklerdi.

Devamını Oku
Bayram Kaya

1-] Toplum ve halk kavramları, anlamca aynı gibi duran iki sözcüktür. Aslında anlamca çok farklı iki kavramdırlar. İkisi de alabildiğine dinamik yapıdırlar. Halk, toplum sal yapılaşmanın ortaya koyduğu bir oluşmadır. Sosyal birlikti ilk taban, zamanla araçla üreten bir mallar takasını öngören, mülkiyetçi bir yapıya dönüştü. Böylece halk ve toplum gibi iki alan; aynı kumaştan bulutsu, sisti belirimce bir yoğunlaşması da başlamış oldu.

Nasıl optik olayları ayrı, göz ayrı bir olgu ve olaylarsa ve yine göz optik olana sımsıkı bağlı bir girişime bağımlılıktır. Yani göz olmadan görme, optik olayları olmadanda da göz faliyetleri oluşamazdı. Her biri bir ayrı oluş ve ilişkin eğimlelerlen ve de birlikte devinen olgulaşıştırlar. Göz burada etkilenen olaydır. Işık olayları ise gözü etkileyen girişmedirler. Gözün olduğu yerde görme, görmenin olduğu yerde de göz türü işlevler vardır. Göz ışığa bağlı bir oluşma iken, ışık gözebağlı değildir.

Göz, optik olan, görmeye dek, eğimselerden sonradır. Ve bu eğimselerin giderek yoğunlaşan minik minik ama farklı ve benzer işlevlerden girişişle biriken, tamam olmamış süreç eşmeler ilişkinliğidirler.

Devamını Oku