Ah bu gözler
Bakarken ayıplı
Anlamazken kayıplı
Hep kendi kurgularını özler
Bre sağlan duygum
Bu yeni sosyo öznel alan; dıştan sosyo-toplumun; ben dışındaki kişilerin ve doğa ilişkilerdi inşanın kişi şiarına kuplaj oluşlarıyla; kişinin kişisel öznelliğine dönüşen bir yansımasıdırlar. Öznelliğimizin bir de içte arkaik duygulardan gelen yapısı vardır. Bu iki yansıma, içte girişerek kişi öznelliğini oluştururlar.
Alan hareketinin (açlığınızın) kuvveti, tabu devinmesi ile (daldaki meyveye yönelmeyle) görünür, fark edilir hale gelir. Tabucu davranışlar olmasaydı totemi alanı kullanılır olamazdı. Değil ise tabucu eylem olmadan sizin dışınızda var olan totemi alan etkisiz oluşla, bilinmezliğiyle, kullanılmaz olurdu. Totemi alan bir çeşit taşıyıcı alandır. Tabu ise totemi alanla taşınan, totemi alanla eylem kazanan bir sosyo-toplumsa işlevselliktir.
Hatta sosyo-toplumsa tabu eylemleri olmasa, totemi alan birçok tabusal eylemlere bölümlenemez oluşla, totemi alanın işlevselliği, yokluğa dönüşecekti. Tabu duyum uyaranı totemi alanı bilinir kılar. Totemi alan, her an olmaya, gerçeklemeye uygun bir potansiyel durumdur.
Siz, topluma ilişkin bildiğiniz tüm bağıntıları ortaya koymadan; sosyal yapıya (halka) dek bildiğiniz tüm bağıntıları (bilginin tarihsel göreciliğini) ortaya koymadan ve toplum ve halka ilişkin, görece bağıntı ve bağıntısısızlığını ortaya koymadan; ne demokraiyi tartışabilirsiniz, ne insan haklarını anlarsınız, ne insan özgürlüğünü ve insanın zorunluluklarını bilirsiniz.
Örneğin, halk oluşması topluma bağlı bir kavram iken; halk olmanın, insan olmanın, bir bilinçler eylemi olan inançları ise, toplumsal bir bağıntı değildirler. Aslında bağıntıları ortaya korken, başlangıçta inançlar ve toplumsal girişmeler birlikte var olmuşlar tıpkı çocuğun olgunlaşmasıyla, anneden ayrılması gibi inançlar da, gelenekler biçiminde toplumdan alıp dönüştürdüğü referanslarla ve öznel avatar kalıp oluşlarla, doğasına uygun olurlukla toplumdan ayrılmıştırlar.
Günlük kullanım dilinin dışında, bir girişimeye, bir konuya, bir duruma dek, bir sözcüğün anlatmına vs. ye ilişkin ne kadar çok bağıntı söyleyebilirsek, konu okadar anlaşılır, çözülür oluşla uzlaşılırdır. İşte demokrasi; kişiler karşılaşması oluşlarla ortaya çıkmış olan, bir kişiler bilmesi savıdır. Savlar kadarda çok bağıntıyı ortaya çıkarmanın; bir kişiler arası girişmesidirler. Bu girişmeler; ilişkin kişi- kişiler arası ve kişilerle otorite arasında olmaktadır.
Elifi gözüne taktım
Manayı âmâ
Kır dedi bak
Ama
Olmaz hiç
İkmali sağma
Bir imdat eyledim
Dalgalar kükreğimdi
Bahri aşka
Ne yar bildim
Ne yar bilinmekle oldu
Aşk bambaşka
Yine bayramlar talepleşir bilinçli olmanın yerine, miskinliğin sesiz kabulünü ve alçak gönüllülükle boyun bükülmesini, kişiye algılatır. Bu da, düzeni keyifle sürenle, düzeni yönetenlerin; toplumsal sorumluluklarından kaytarmasına çok iyi yarar olmuştur.
Kişiler alır olmanın ezilmesi içinde oluşla, böylece yardım vereni, yani günümüzdeki muhtaçlığın nedeni, sömürüyü sorgulayamamaktır. Günümüzdeki mutluluktan da, mutsuzluktan da, devletin tüzelliğinin; toplumun tüzelliğinin sorumlu olduğu sözleş ilmesini, idrak edememektedirler. Tüzel oluşların gerçeklenmesinin yönetimlerle sağlandığını ayan beyan sorgulamazlar.
Ve tüzelliğin gerçek kılınışını, açıkça yönetime değin denetlenir olmasını kendilerine dek düzenleşilmiş bir hak ve sorumluluk olduğunu bilemezler. Yardım alır olmanın, yardım ummanın, çaresizliğinden kaynaklı, hezimetin boyun bükülmesi ve aşağılanmasına değin alıştırılmış olmalarından ötürü; kişilerin kendiliğinden ve otomatikman oluşlar içinde, organize edildikleri hiç görülmemiştir.
3Nasıl doğada da, seks vardır diye, hırsızlık vardır diye; herkesin gözünün önünde ne seks ve ne de hırsızlık yapmıyor, burnumuzu gürültülüce sümkürmüyoruzdur. Aksine bunları, kurallaştırarak olum aşmanın ya da olumsuz aşmalarına dek olacaktan kimi değerlemelerin içine almışızdır.
Bunlar gibi, yine, doğa da öldürme vardır diyerekten; nasılsa et için hayvan kesimi yapıyoruz gibi denişlelerle, insanların, çocukların gözü önünde, kurban kesimine değin ilkel güdüleri sergilememeliyiz. Evet, hayvan kesiminiz için bir zorunlu nedenimiz vardır. Ama bunu herkesin gözü önünde, yapmamanız için de, birçok amaçsal nedenimiz vardır!
Böylesi gün ve durumlarda, baltalı muktedirler, dehşetengiz iticiliğin teşhirindeler. Ama bu iticilik, kişiler odaklı, görsel bilinçaltı öğrenmelerini de oluştururlar. Bu gibi olumsuz edimler, kişilerin kendilerine dek kıyasladıkları, kişilerin kendi bilinç oluşmalarına dek bir referans alanı da yapılırlar. Böylelikle bu olumsuz tutumlar en olumsuzundan, kişiler temel mekanizmalarını da, oluşturur olmaktadırlar.
Toplumsal gelişmeyi; toplumsal üretimi ve toplumsal yararın dinamizmine değin girişir olan manzumeleri içermeyen; ve yine toplumsal bölüşüm ve toplumsa refahı ve toplumsa kullanımdı yarar destekleri olmayan değişebilirlikler; toplumsal demokrasi kapsamında değildir.
Bu hali ile pulural olan toplumsa katılımlı düşünmelerin ortaya konmasıyla olan talepleri, anlayışla değerlendirmedirler. Demokrasi (güce, otoriteye karşı) , bir talep oluşturulması ile başlar. Ve talebin zorunlulukla kaale alınması (yasal kayıt) ile süreçleşir. Süreç diyalektik oluşla, taraflarının, ortalama çevresindeki bir noktalar kümesi uzlaşılarıyla; aşılmasıdır.
Çoğulcu uzlaşı olmayan kimi olgunlaşmamış konular da, gelecekte geçici anlarıyla sosyal yaşamın, öznel belleğidirler. Her iki yapı içinde kendilik gelişme ile nicelenişler, gelecek içindeki sosyal ve toplumsal çevrenin gereklerine denk düşer olacaktır.
Köle insan, eş deyişle üretim yapan insan; üretim yaptığı zaman, kölelerin her bir alandaki üretimleri olan kullanımdı özgürlük, toplumsal güce dönüşür. Toplumsal güç de özgürlüğe (zorunlulukların bilinci ile doğaya rağmen kullanım gücü; bağıntı olanın, doğa içinde oluşla, doğal yasallıktı oluşla, kullanım bağımsızlığına) dönüşür.
Bura da, köleyi köle yapan üretmesi değil, aksine ürettiğine sahip çıkamadığı paylaşım mülkiyet şeklidir. Haydi diyelim ki efendi bu sürecin düzenleyen beyni olsun. Ama bu beyin sürece bağıntılı olacakla sizi öyle kayıtlayan bir örganizedir. Değilse seçilmiş bir üstünlük değildir. Organize, toplumsal gücün ya da birlik oluşturma gücünün beliren bir (yöneten beyin) yaptırımıdır.
Fakat durum böyle olmamış yöneten beyin, tüm süreci kuşatan olacakla; bugünkü kimi devletlerin hukukun dışına çıkışla kendisini denetlenemez kılışla; kendisini cari şekle göre, kuralsız bir işleyiş şekline sokması gibi efendiler de toplumsal gücün de üstüne çıkmıştır. Tüm sorun köleleliğin (bağıl emeğin) , üretimin yapılmaması olan serbestleşme değil de; aksine toplumsa girişme ile bağılca bağıntılıca üretilmesidir (yükümle şilen- üstünlük kazanışla yapının dışına çıkan değil) .
Güneş çekilirken guruba
İçin karanlığıyla gel gitler
Kuşkuları düşürür asudem
İmbat eserde bulutlaşır ayrılığı ruhuma




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...