87]Beceriksiz siyasetlerin, bu türden kendisini oyalar olacaktan ve gelecekteki toplum -halk çatışmasının temeli olacaktan olan tutumların ziyanı ile meşgul olacaktılar. 'Halk her şeyin üstündedir' denmek yerine, halk için bir şeyler yaparak, 'halka hizmeti her şeyin üstünde tutması gerekirken'; bu tür boş söylemlerle 'halkın aldatılan memnuniyeti' adına, 'halk avcılığına' çıkacaklardı. İşlerine gelen noktalarda, halkın onay kolaycılığına gidilecektiler. Bunun adı, çok partili demokrasiye geçişti! Ya da demokrasi denemeleri idi! Demokrasi denemelerinin söylemleri kötü bir başlangıçtı, ama kendisi iyi bir kulvardı. Bu tecrübeler içerisinde saman alevi gibi parlamalar da var edilecekti.
Maşallah! 1950'lerdeki çok partili hayata adım atışın yarışma konusu ve malzemesi, yine dinler ve inançtı. 1924 ve sonrasındaki siyasi partilerin kendilerine yer edinebilmek için kullanacakları siyasi argümanli tüm malzemelerinin ne olacağını bir tahmin edin bakalım! O günler içinde, karşılarında, kendilerinin, kıyası kabili zor olan, çetin bir gerçeklik vardı. Bundandır ki, kraldan çok kralcı, Atatürk'ten çok Atatürkçü olunamayacağına göre, Atatürk'ten çok çağdaş icraatlar konamayacağına göre, ne yapılabilirdi?
Terakkiperver parti, Kazım Kara Bekir, Ali Fuat Paşa, Rauf Orbay, Adnan Adıvar gibi ünlü ve pek değerli, yurtsever ve Atatürk'ün silah arkadaşlarınca kurulmuştu. İlkeleri Ulusal egemenci, liberal ve inançlara saygılı! Merkeziyetçi, özgürlükçü toplumsal yapılaşmanın ağır ağır yapılmasından yananlık gibi ilkeleri vardı.
Korktum sevdam:
Gecelerin karanlığından,
Gündüzlerin sessizliğinden,
Doğruların hepliğinden(?)
Evlerin donukluğundan,
Keyif de aldım be gönlüm:
Kelebeğin kanat çırpışından,
Böceğin kımıldanmasından.
Düşün konusu edebildikçe.
Coşku verdi baharın esintisi,
Oturmamış düşüncen
Takıntılıdır, itkili üşüşen
Ayıklık masumiyetince büzüşen
Deva iflah, kendinden gayri ile küsüşen.
Beheri insanlıktan, tutulmuş muaf
81]Sadakacı anlayışlarla mantık geliştiren halk, vatandaş olmanın, vergi verir olmanın sorgulaşmasını dahi yapamamaktadır. Söz gelimi yıllardır hem depremlerle; hem kaçak, izinsiz, usulsüz yapılarla; bu ihmallerin altında kalarak ölürler de. Bunun sorumlularının halktan çok devlet olduğunu bilmezler! Bu tür sorumluluklar halka bırakılamayacak denli önem ve zorunlu bir devlet, hükümet, siyaset, gereği olduğunu hiç sorgulamazlar. Kendisini depremde öldüren siyasetleri halk, 'halk egemenliği adı altında' destekler dururlar!
Ülkemizde, yıllardır ekonomik dar boğazlarla neden cebelleş ildiği hiç tartışılmaz. Tartışılmadığı içindir ki bu kabil ekonomik batkınlıkların karşılanması için; halkın sırtından %78'lere varan geçici vergilerle tahsili ortaya konursa da, tahsiller geçici olmayıp devamlı kılınır.
Söz gelimi geçici deprem vergileri, bu nedenle sürekli vergi gibi işlemeye devam eder. Eder etmesine de, bu devam edişlerden, deprem konusunda yeni sağlayışlara mı yönel inilir? Kesinlikle hayır. Bir deprem esnasında yine bu tahsili kaynakların hiç biri ortada görülemez. Yeniden halkın yardım ve telaşlı organizesi, siyasete can simidi olur!
93]Atatürk'ten sonra, proje koyamayanlar, hızlı bir proje düşmanı olacaktılar. Çünkü yapacakları köktenci yüklenimlerin ağırlıklarını sanki üslenemez oluşun, yapılanlara değin dedikodusu içinde idiler. Başkaca lider oluşmalarına ilişkin, hiçbir üretici projeleri yoktur. Politikasızlığın adı politika olacaktı. Politikasız politikalarla da politikacı olacaktı. Yani genel yararlıkla, verimli, üretken, gönenci bölüştürür, ilerici ufuklar ortaya koymalar yerine; yapay oluşturulan, palyatifçe, günlük tüketilme ağırlıklı tercihlerden yana olan politikalar ortaya konacaktı.
Bu tür politikalar, siyaseten; sıradan, herkesin kolaylıkla, lider olmadan yapabileceği rutinlerdir. Artık vizyoncu (geniş görüşlülükle uzak görüşlülükler) olamadan, kişileri allama pullamayla, vizyoncu yapmanın sergilenmesi, gözbağcılığı sırasıdır. Kalabalık yurt gezileri ile bu gezilere dek gezi tantanaları yapılacaktır. Lider olamama, yönetememe zaaflarının kapatılabilmesi için de, şov gereklidir! Eğer bu gezinin müdavimlerinden iseniz, bu gezileri anlatmakla bitiremeyeceğiniz! Hayat dolu anıları, bir pehlivan tefrikası gibi döndüre döndüre, anlatacaksınızdır!
Ama artan işsizlik, patlayan pahalılık ve bölüşülemeyen refahın, uçuruma giden eğitim politikalarınızın oluşu, gittikçe uçurum yaratacak olan sefalet eşmeleri, değer duygularının sarsılması aslında, vizyon kalitesi olacaktı. Bu geziler, hem pratikte, hem uzun vadede; ülkemizin pek pek yararına, hayrına olmayacak seyahatlerdi. Bu yetersiz politikacıların ağızlarından çıkan her sözü, kılı kırk yararcasına, tefsir edilir olacaktı.
109] Elbet kusurlardan da, yarar çıkacaktı. Bu evrensel yasa idi. Bu tür bozulmalara gidişte çok sesliliğe dek kazanımlarımız da olacaktı. 1960'darbesi; çok siyasi ve maddi hatalar yapacaktı. Ne var ki ülke ufkunu da bir hayli açacaktı. İki yapılı meclis kurulacaktı. Anayasa mahkemesine ve bireysel başvuru olaraktan dernekler destekli iş mahkemelerine başvuru hakkı getirilecekti. Yasak yayın anlayışı ortadan kalkacaktı. Darbe sonrasında çok sesliliğe geçilir gibi olunduysa da, yerini 1980'lerin daha gerici 'bizim oğlanlardı' denişi olan, darbeye yerini bırakacaktı.
1960 darbesi yönetimin anti demokratik tutumlarını gerekçe gösterip anti demokratik oluşunu meşrulaşırken! Anti demokratik yönetim de; 'halkın seçtiği başbakan asıldı' diye anti demokratik uygulamalar içinde oluşunu bu sözü ile meşrulaştırıyordu! Sistemin işlemediği yerde ikisi de tehlikeli bir meşrulaşma idi. Bu mantıktan; 'halkın seçtiği başbakan yargılanamaz' sözü de zımnen çıkardı. Ve insan hafızasında 'halkın seçtiği kişi masumdur' yaftasını zımnen bilinç yapardı. Bu inani 'imam masumdur' mantığıyla aynı işleşiştir.
Basınç artmış, sistem erk engeli yüzünden kendi unsurlarıyla işletilmiyordu. Sistemin basıncı artmış buna karşında sistem tıkanmıştı işleyemiyordu. Patlamaması olası mı? Tıkanmış sistemde belli bir eşik değerden sonra normal işleyiş tükenir, tıkanmış olanın basınç kuralı işlemeye başlardı. Bu kaçınılmaz bir sosyal toplumsal nesnel işleyiş yasadır. 'Durun bu yönetim halkın seçtiği yönetimdir saygılı olun gibisine bir bekleme' basıncın karşısında çok çok anlamsız kalırdı. Çünkü tıkanan her şey gibi bu da tıkanır işlemez olurdu. Yani olası olamazdı. Olup biten budur.
Tam aşkı bulmuşken
İmdadı neyleyim imdadeyle ben
Kayıplar yaşanacak
Ayıplar örtük
Tahribatlar boşanacak
Erdemler sürtük
İnsan sayılmışta; it donluydu
Sofrasında ağıt yiyorla zalim
Yüzünde beddualar sarf ediyordu.
Kapı kürek, el yürekti
Ağlatılmadan gözlerimiz
Na tamam, oluşta ölür,
Bin bire oluşla, yeni.
Ey ölüm! Korkmuyorum,
Beğendim seni.
Ölümü yok oluş sayarlar




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...