Bu gün karnı tok insanın, kendi açlığına rağmen belki iyiliği vardır. Bunun nedeni, karnı doymuş insanın, öğrenme yolu ile soyutlama gücünün bir insani değer olarak kendini aitleştirme ulviliğidir. Ve ölüm oruçları ile de bu insanilik çok azda olsa bir oluşlar alanı, tikel davranışlarıdır. Ve bu tutum, genellikle solcu gençlerin, tarihte ilk kez kurulu düzene muhalif olmaları ve haksızlıklar görmelerine istinaden, genelin inancı gibi inancı olmayanların, inanç değerlenmesidir. Tabiidir ki şimdi bu eylem sağ ve sol grupların baskılar ve yasal haklar karşısında ki eylem koyuşlarının bir düsturu olmuştur. Üstelik ahlakın temelini, Tanrı inancına bağlayanlara bu davranışlar ithaf olunur. Tanrı konusu apayrı bir ulvi ayırt ediciliktir. Bu başka bir yazı çalışmasının konusu olabilir.
O günün koşullarında “neden iyi olmalıyım? ” gibi bir soru; o insanlara sorulsa idi, o insanların bırakın sizi insanca düşünür olarak anlamalarını, eğer bunu ifade edebiliyorlarsa idiler, sizi zavallı bir sapık olarak göreceklerdir.
Aslında bu tür sorular, tek cevap almak için sorulur. Hatta bu soruyu şöyle de sorabilirsiniz. Niçin ahlaklıyız? denildiğinde: Allah’a hesap vereceğimiz için, Allah olduğu için, demeniz istenir. Baştan söylediğim gibi, bu tür mantıksal işlerlikler edinmek çogu sorunsallar karşısında, bilgisizlik ve beyni pasifte çalıştırma yatkınlığı olmaktadır. Yani aklı işletememenin kusuru, nakli işleterek inanmayla, bilme ihtiyacınız kapatılmış olur. Oysa iyilik yapma edimi, bir çok toplumsal girişmenizin, yine sizin üzerinize, güvenlik algısı olarak yansımasının, bir karşılanmasıdır.
Sukut girdi, pul gibi, posta taraya.
Gönül var ki yüce; dost gönülcü araya.
Gönül salsa talih, selamım var, tazende.
Yakar özlem alazı; tekrardayım, ey nazende.
Doyulmamış yaşamları.
Boşu boşuna akşamları.
Düşünmek umut etmek.
Uç vermemiş tomurcuğum.
Düşlerimde dokunuşun.
Mücevher
Saklama kabında taşınır.
Banilik soma avatarıyla;
Şu dünyada vurgun yerle kasınç (kramp)
Ana gibi cazibeyi seçmek
Alışırım da, atarca yüreklere
Kırarım nagah ile
Daha demin, dünü yaşamış,
Gün tasamızlaydı, demem
Yanarsa da, sönerse de
Zamanı beğenmemişim
Parelerle içimde zaman
Zamanla kalmadım ki
Oluşum ve yerim zaman...
Ey zaman!
Bilgi edinme ve öğrenme, olayın ya da geçmiş olgunun farkına varılması, tekrar eden, yinelenen süreçlerin olmasını zorunlu kılarlar. Bir önceki durum, bir sonraki yinelenmeleri ile kıyaslandığında (simülasyonu ile kıyaslandığında) oluşan farklılıktan dolayı, farkındalık doğar.
Zaman; bizim kendi bütünlüğümüz içindeki süreçlerin aktarımıyla (geçmişiyle) ve bizdeki sürmekte olan ilişkilenişlerle, bir işlev tekrarı olan şimdimizdir. Şimdimiz içindeki, ileri doğru olan, yeni olay nicelenişleri ile süren, oluşmalar içinde girişir olan ilişki uzanımlar farkı da, gelecektir.
Zaman, bir başka olay ve zamanla, açıklanmak durumundadır. Bu; o olayın, konum uzay çevresiyle ilişkindik durumudur. Değilse zamanın olmaması değildir. Varlığın beliriş biçimlerinin nicelinim ortaya çıkarma devinimidir. Bu nicelenir olanın da, kendisinden kaynaklı kendisi üzerine bir etki ilişkisiyle bir takım nicelenmeleri olacaktır. Ve yine, serbest oluşmuş, aynı düzlem fazlı, dış zamanın çevre etkimesi kaynaklı ilişkilenme nicelenmesi de olacaktır. Bu zamanların girişmesidir. Her girişim elbet sonrasını açıklayacaktır. İleri akışta art ardalık olması için öncesinin sıralanması lazım.
İzlenimsel olan sosyal olayların gelişmesi ve girişmesi, tek tüktü ve yavaştı. Bu yüzden girişme düzleminde olay azadı, bu nedenle de, zaman yavaş akıyordu. Yine izlenimsel olan doğal olaylar da, akıl almaz denli çok olmasına rağmen, tek tük fark ediliyordu. Bu yüzden doğal olayla da yavaştı ve yavaş akıyordu.
İzlenimsel olanlar, çoğu zaman bir ayırt edilen farkına varış değildir. Ama sonradan bir farkına varışa da, dönüşmedir. Bugün bile bizler, günde onlarca davranışsal, uzamsal ve bilgi edinmeli karşılaşmalar yaparız. Ama hemen hemen hepsi o anın kullanım yararı dışındadır. Bir bilinç edinip farkına vardığımız durum değildirler.
Eğer taşıtınız daha da yavaşlarsa, bu kez olaylar sarım ekseninizin boyu uzar. Sarım ekseninin boyunun uzaması da, yüzey geriliminin düşmesidir. Seyrediş anı olayları aynı kalırken olay ayrıntılarındaki gözlemler artacaktır. Yine de deksen iç hacmi yüzey gerilimi yapacak denli şişemeyecektir. Bu kezde iç olayla girişmesi azalmış gibi olup, girişmeleri şiddetli olamayacağından, zaman yavaş akacaktır.
Taşıtınız da, dış gözlem alanına ilişkin, uzam devinim alanlarını etkiyen, bir olay ufku değiştiricisidir. Hem de dış olay ufku yer değiştirenidir. Yani olay ufkunda oturmuş bir noktada kalmayandır. Hem de atığı ile hava sirkülâsyonu yaptırması vardır.
Öyle ise araç, kendi özelinde sıkıştırılan birçok alan devinme ilişkiselliği ortaya koyabilmektedir. Yani bir devinme uzam alanıdır. Kendi olayını ve alan noktalarının çoklaştırılmasını düzenleyebilmektedir. Çoklaşan olaylar ilişkileşmesi de bir hız artması, bir zamanını hızlı geçmesi olduğuna göre, burada paradoks olan bir şey yoktur.
Sadece sizin analizci ayırt edici olama, maharetinizin zaafları vardır. Şu halde zaman ya da devinimin bağıntılılığı (izafi oluşu, ilişkiliği, aidiyeti) bir olay uzam devinim alanının, ilişkisel alt bileşenlerine ayrıştırılması seçiciliği ile artmaktadır.




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...