Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

Günden saklar
Yelden esirgerdi.
Babası ona hep peri
Kızım derdi
Sürmen, sürüştürmen hanı
Namusunla onu tanı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Sukut girdi, pul gibi, posta taraya.
Gönül var ki yüce; dost gönülcü araya.

Gönül salsa talih, selamım var, tazende.
Yakar özlem alazı; tekrardayım, ey nazende.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Doyulmamış yaşamları.
Boşu boşuna akşamları.
Düşünmek umut etmek.

Uç vermemiş tomurcuğum.
Düşlerimde dokunuşun.

Devamını Oku
Bayram Kaya

İnşanın Basit Kuralları
1-Karaya çıkmanın dış ortam şartları nedeniyle özelde yumurta tavuktan çıkmıştır.
Yalınlığın Olası Girişmesi

Tavuk yumurtadan çıkmıştır ya da yumurta tavuktan çıkmıştır gibi verilecek bir cevap merakımıza bir bilme olacaktır. Ancak anlama olmayacaktır. Bu yüzden öğrenme severler için bir düşünme fırtınası içine gireceğiz. Ve cevabı hem biz oluşturacağız hem de öğreneceğiz. Biz çok şeyleri biliyoruz da, hiç anlamıyoruz!

Devamını Oku
Bayram Kaya

Mücevher
Saklama kabında taşınır.

Banilik soma avatarıyla;
Şu dünyada vurgun yerle kasınç (kramp)
Ana gibi cazibeyi seçmek

Devamını Oku
Bayram Kaya

Alışırım da, atarca yüreklere
Kırarım nagah ile
Daha demin, dünü yaşamış,
Gün tasamızlaydı, demem
Yanarsa da, sönerse de

Devamını Oku
Bayram Kaya

Güz günleri
Etrafı soldururken
Yürür günle, durur günle
Bir yayla yürürüm
Bir de dağ

Devamını Oku
Bayram Kaya

Bizde, bir geçmiş zamanın süredurumu vardır. Yani zamanın akışıyla, süreli (kesikli) olgular kuantik biçimlerde birikmiştir. Kuantik biçimler, organ, organel gibi yapılar ve işlevler olduğu gibi, bilgi, öğrenme, biçimli protein depo zarfı, ya da vücut ısımızın sağlanışı gibi referans boyutlarla enerji formlu, tasarruflar olmaktadırlar. Bunların kesikli sürekli çelişen birlik halini şimdimiz, bağıntılaştır maktadır.

Bizdeki içer ilen geçmişlerin faz farkları, yukarıdaki zorunlu ana temel durumun içer ilmesine karşın, geçmiş-şimdi-gelecek faz farkı devinim zıtlanması olaraktan da ortaya çıkmaktadır. Yani bağıntının (şimdinin) konumlanması (devinimi zamanı) , geleceği (yeni şimdileri) oluşturmaktadır. Varlık bunlar sız mümkün değildir. Geçmiş bizde genetik aktarılan yapı gereçleri olarak, temel metabolizma süreçleri olarak, sindirim öğeleri olaraktan geçmiş, izafileşen bir birlik oluştur. Demek ki bizdeki metabolizma süreçleri ve sindirimin konusu öğeler, geçmişin adım adım, yavaş yavaş milim milim, on binlerce yıllık akış sürçlerin, biriktirip örüldüğü, ilişkisel bir zaman süredurumlu, boyutturlar.

Şimdi ise, içimizdeki geçmişlerin işlevselliği ile şimdiki akışların iç dış ilişkilerinin, geleceğe akacak süreçsel durumları girişerekten, yeni olgu ve oluşları ortaya koymasıdır. Bu mazi işlevsellik olmasa, zamanı akıtamazdınız. Zamanın akması için illa bir başlangıç koşulu şartlarının, yeniden süreci ivmelendirmesi gerekirdi. İçimizdeki zaman olmasa yani yol haritası olmasa, bu düzlemde geleceğiniz olamazdı. Olgu ve olayları biriktiren aşamaları yapamazdınız. Bu şimdiki zaman süredurumlar, geçmiş zaman süredurumuna göre, faz farklıdırlar ve normalde geçmişten ileridedirler.

Devamını Oku
Bayram Kaya

1-A ve B kesim eksenli olay ufku, bir başka farklı durumunda, ekseni ve eş zamanlı, faz birliği olabilir. 2-Bir A ve B sinüs olay ufkunun ekseni üzerinde, sayısız başka olayların, faz girişme başlangıç ve bitiş noktaları olacaktır. 3-Yine A ve B sinüs olay ufku ekseni üzerinde içerilen, sayısız başlangıç ve biten olay ufukları ekseni olacaktır. Biliyoruz ki bunlar girişmedirler. Söz gelimi bir insan olay ufku ekseninde üzerinde yüz binlerce özümleme ve enzim atik süreçler, trilyonlarca kez oluşur biter. Bu yüzden sizin içiniz gerçekleşen, bu hızlı süreçleşen olayların ardı ardalığı eksen sinüsünü şişirir, zaman geçer. Olay ufku mekânı olgularla dolar. Mekâna uzamı hissi veren bu olayların kıyasladır ki, ömrünüz uzundur. İnsan kesikli sürekli var oluşu içindedir bu olaylar. Ki bu kesikli sürekli yapıyı bir tek olay belirler; ölüm.

Zamanın nabzının attığı ilk yerde, orijin noktanın (tekilliğin) sıfır girişme ile başlayıp, olay ekseni ilen ileri olurken, tekilliğin kendisi yanal açılımdan eksenin bir yanına doğru yatay sinüs yapar. Yatay sinüsü; açıkağız kısımları, eksen üzerinde olmak üzere, U şekline benzetebilirsiniz. Bu U şeklin kapalı kısmı, bir olayın alacağı maksimum genleşme ile sınırlılığıdır(sınırlı oluşudur) . Bu U şeklinin açık ağzı, eksen üzerindeki, iki farklı noktaya değinip, keseceği açıktır. Bu eksene değinen ve ekseni kesen uç, diğer yönden, başka bir periyot atımla devam edecek olan bir sürekliliktir. Bizim sinüs tam U değildir. Adı üzerinde sinüsü dol.

Orijinden yanal atımlı bir zaman ve devinimin çıkması ile başlayan süreç; U sinüsü dol kısmın kapalı çevrimine çıkışta dolanana değin, tırmanışla süreç içi nicel birikimleri yaşar. Bu evrede olaylar giderek hızlanır ve tırmanır. Doyma noktasında süreç çevrimini yapar, gittikçe yavaşlayan bir hızla düşerler.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Artık sizin 1 litre ılık ve 1 litre sıcak suyu ayırmanız olanaksız gibidir. Yani süreç geri dönüşsüz bir işlevdir. Yine, 1 litre su ile bir litre tuzu karıştırıp, kuantlaştıra bilirsiniz (parçacıklar çözeltisi ya da karışımları yapabilirsiniz) . Ancak bu karışımı ayırmanız mümkündür. Isı vererek buharlaştırıp, suyu bir yere imbikler, tuzu ortamda alı koyabilirsiniz. Olay aynı zaman şartları içinde, bir karışım, bir yan yana süreçler biçimine dönüşür. Her durumda da zaman, kendisine özgü süreçleri içinde akar.

Yani zaman sınırlı olarak tarsine döner. Tıpkı enzim atik süreçlerde enzimin reaksiyonda süreci ileri akıtırken, kendisi hiç değilse azalıp artıp eksilmemiştir. Bunu sipin yönlerini değiştirerekten zamanı tersinir kılabiliriz. Bir süre sonra durum yine eski zaman yine eski hız ve yön durumunu alıp evrensel sistemin akışına girecektir. Süreçler kuram olarak başlangıç kuant durumlarına kadar tersinir olduğu halde, Dünya’mızdaki süreçler bir su molekülünü, kendiliğinden parçacıklar boyutuna kadar götürüp, yok edemezler. İşte sürecin tersinmezliği dediğimiz olaylar burada düğümlenir.

Ama evrende, olay ve zamanlar, kimi başlangıç koşullarının belli bir noktadaki evrimlerinden itibaren şu anda bile sürekli bir devam ediştirler. Evrenin oluşumundan 300 000 ila 500 000 yıl sonrası büyük topaklanmalar sonucundaki çeşitli yıldız yapıları, örneğin, 15 milyon 30 milyon 100 milyon gibi yıldız zamanları koşulu içindeki bu sıcaklık değerlerine denk düşen, olgu girişmesi, olaylarını başlatırlar. Ömrünü tamamlayarak patlayan yıldız, kendi özel üretim süreçlerini, soğuk evrenin genel bağıntı koşullarına terk ederler. İlk girişmelerin, kimi girişme koşul, olay, mekân zaman devinme reaksiyonları (düzlemi): belli bir noktadan itibaren, her bir yıldız zamanı ile tekrar tekrar başlatılmış olur. Her biri farklı zamanda ve hala farklı bir faz açı ile sürecini başlatan yıldızlar, şimdiki koşulların girişmeci düzlemi arasındaki, o belli noktadan itibaren ki (ki yıldız özel sıcaklıkları olayları) her tür denk düşer süreçler, evren genel düzleminde; yan yana, her süreci özel süreçler olaraktan iç içe taşırlar.

Devamını Oku